GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:32
Tarih:14.12.2025

DEM PARTİ GRUBU ADINA SÜMEYYE BOZ (Muş) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, ekranları başında bizi takip eden değerli halklarımız; cezaevinde direnen başta kadınlar olmak üzere siyasi tutsakları saygı ve sevgiyle selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar) Kadın olmanın zor olduğu, kurtuluşun kolay olmadığı ortadadır ama kadınlar buna cesaret etmek durumundadırlar. Zira, Türkiye artık kadınların nefes alabildiği bir ülke olmaktan tamamen çıkmıştır çünkü Türkiye'de kadına yönelik şiddet münferit değil, devletin gölgesinde büyüyen siyasal bir cinskırım, kadınkırım rejimine dönüşmüştür. "Rejim" diyorum çünkü kadına yönelik cinayetlerin, şiddetin politik olduğunu söylediğimizde çok da iyi anlaşılmadığını düşünüyorum. Birazdan "Kadına yönelik cinayetler, kadın cinayetleri neden politiktir?" konusuna değineceğim ama öncesinde Muş'ta, Yasemin Durbak'tan bahsetmek istiyorum: Yasemin eski eşi tarafından defalarca tehdit ediliyor ve ikinci kez uzaklaştırma kararı alıyor, sonrasında ise olanlar oluyor. Ve kızı şöyle anlatıyor: "Uzaklaştırma kararını almaya gittiği gün pusu kurup vurmuş annemi. Annemin bacağını kaybetmesine neden oldu. Sonra silahı annemin kafasına dayayıp ateş etmeye çalışmış ama silah tutukluk yapmış. O belgenin üstünde uzaklaştırma kararı aldırdığı adam tarafından yaralanan annemin kanı var." diyor. Düpedüz cinayete teşebbüs yani eğer silah tutukluk yapmasa Yasemin oracıkta ölecek. Daha sonra, bakıyoruz, birkaç gün önce Yozgat ve Ankara'da Mehmet Say ve Yasin Bölükbaşı tarafından işlenen cinayetler, Ayşenur Bölükbaşı sistematik bir şekilde şiddete maruz kalıyor. Daha sonra ise bu şiddete dayanamayıp belki de devletin de koruma mekanizmalarına güvenmediği için ailesinin yanına sığınıyor ama orada da kurtulamıyor maalesef. Gülhan Taş'ın ölümünün öncesinde 7 kez uzaklaştırma kararı alması Ayşenur'a ve diğer bütün kadınlara güvensizlik ama kadın katillerine cesaret vermiş olsa gerek. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar) Devletin risk altındaki kadını koruyamadığı, önleyici mekanizmaların kâğıt üzerinde kaldığı bu olaylarla bir kez daha gün yüzüne çıkmış oluyor. Bakın, DEM PARTİ olarak biz Rojin Kabaiş'in şüpheli ölümünün araştırılması için önerge verdik. Rojin nasıl öldü, bu konuda kimler korundu, hangi kurumun, rektörlüğün mü, yurt kurumunun mu, Van Emniyet Müdürlüğünün mü ihmali ya da sorumluluğu var soruşturulsun dedik ancak iktidar oylarıyla reddedildi ve iktidar sıralarından bir vekil çıkıp "Her şüpheli kadın ölümü cinayet değildir, kadın, erkek ayırımı yapmayalım." dedi. Bu ülkede eğer kadınlar erkekler tarafından sistematik olarak öldürülüyorsa, şüpheli kadın ölümleri ya intihara ya faili meçhule ya da kaza raporlarına gömülüyorsa, Meclis önergeleri reddediliyor ve mahkemeler indirim dağıtıyorsa siz hâlâ kalkıp "Kadın, erkek ayrımı yapmayın." diyemezsiniz ama biz bu duruma, kadın cinayetlerinde erkek, devlet ve yargının ortaklığı deriz. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar) Çünkü kadın cinayetleri politiktir, çünkü kadınlar evde, sokakta, işte, kampüste öldürülürken kadınları koruması gereken devlet görevini yerine getirmemiştir. Cezasızlık erkek şiddetini cesaretlendirmiş, ataerkil hukuk ve siyasal söylem erkek fail yerine kadının yaşam biçimini sorgulamıştır, Kadınlar, öldürülürken alınmayan her önlem, çıkarılmayan her yasa, uygulanmayan her mekanizma siyasal bir tercihtir ve bu siyasal tercih eşitsizliktir ve işte bu yüzden "Kadın cinayetleri politiktir." diyoruz. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar) Haksız tahrik indirimi, ceza indirimleri, infaz indirimleri ve bununla birlikte örtülü aflar bir araya geldiğinde kadın katillerine açık ve net bir mesaj veriyor: "Korunacaksınız." Bu yüzden "Ne yapılmalı?" eğer sorulacaksa cevabımız hazır: Kadına karşı şiddet cins kırımı boyutunda ele alınmalı, haksız tahrik indirimleri ve örtülü aflar kadın cinayetleri ve cinsel suçlarda tamamen kaldırılmalı, tüm şüpheli kadın ölümleri bağımsız ve toplumsal cinsiyet perspektifli bir anlayışla -komisyonla- yürütülmeli, İstanbul Sözleşmesi'ne geri dönülmeli, CEDAW'ın bir yükümlülükleri yerine getirilmeli, devlet, şiddet ve cinayet verilerini düzenli, ayrıştırılmış, şeffaf biçimde açıklamalıdır.

Son olarak ise insanlığın sırtına saplanmış erkek egemenliği hançerini çıkartıp eşit, özgür ve demokratik bir yaşamı inşa etmenin öncülüğü yapılmalıdır.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)