| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 32 |
| Tarih: | 14.12.2025 |
İYİ PARTİ GRUBU ADINA ŞENOL SUNAT (Manisa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gazi Meclisi saygıyla selamlarım.
Sayın milletvekilleri, Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi çocuk yoksulluğunu derinleştiren, okuldan kopuşu artıran, çocuk işçiliğini büyüten ve öğretmenleri sefalete sürükleyen bir tablo olarak karşımızda. Bu bütçede daha çok ideolojik hesaplar, siyasi öncelikler, yönetim zafiyetleri ve ihmal var. "Bu tabloyu tamamlayan nedir?" diye sorarsanız, Sayın Bakanın gaf niteliğindeki açıklamaları, tutarsız beyanları ve akıl dışı savrulmaları, savunmaları... Bakanlığın öncelikli görevi, devlet okullarını güçlendirmek, her çocuğa eşit ve nitelikli eğitim vermek ve fırsat eşitliğini sağlamak olmalıdır ama sonuca baktığımızda eşitsizlik giderek büyüyor, kırılgan gruplar eziliyor.
Her 2 Bakana da sesleniyorum hem Aile Bakanımıza hem de Millî Eğitim Bakanımıza; ülkemizin en savunmasız, en hakkı gasbedilen bireyleri olan çocuklarımızdan söz etmek istiyorum: Her 3 çocuktan birisi okula aç gidiyor ve 2 çocuk da zaten beslenemiyor. Çocuk yoksulluğu çocuk açlığına dönüştü iktidarınız sayesinde. Derse odaklanamayan, suskun kalan çocukların çaresiz haykırışlarını sizlere hatırlatmak istiyorum. Millî Eğitim Bakanlığının plan, strateji belgelerinde yazılı olup hayata bir türlü geçiremediği çocuklarımızın beslenme hakkından bahsetmek istiyorum. Finlandiya'da, İsveç'te, Portekiz'de, Güney Kore'de, Estonya'da her çocuk ücretsiz yemek alırken siz bu ülkenin çocuklarına değil, sarayların kışlık bakımına, garanti geçişli köprülerine, hava limanlarına, şehir hastanelerine ve yandaş projelere bütçe ayırıyorsunuz. Bu çocuklar sizin değil ama bu devletin evlatlarıdır. İktidarınızın milleti yoksullaştırdığı, çocuklarımızın beslenemediği gerçeğinden hareketle ücretsiz, sağlıklı okul yemeği her çocuk için hak olmalıdır. Ücretsiz okul yemeği hakkı sadece pilot illerde değil, bütün Türkiye'de öncelikli ve acil olarak ulusal düzeyde uygulanmalıdır. Bu hakkın uygulanması için sınıf, bölge, okul ayrımı yapılmaksızın gerekli bütçe, altyapı ve lojistik yatırımlar derhâl planlanmalıdır. Bu hak sadece bir iyileştirme değil Sayın Bakan, çocuklarımızın eşit, onurlu, adil bir gelecek hakkıdır.
Bakalım; okul dışında kaybolan bir nesil ile karşı karşıyayız. 2024-2025 öğretim yılında 612 bin evladımız zorunlu örgün eğitimin dışında. Bu ne demek? Yine, 200 bine yakın koruma altındakilerin çocukları da örgün eğitimin dışında. Buna açık öğretim ve MESEM'e kayıtlı 666 bin çocuğu eklediğimizde toplam 1 milyon 470 bin çocuk nitelikli örgün eğitimden mahrum. Sayın milletvekilleri, bu sayı sadece rakam değil, kaybolan hayatlardan söz ediyorum. Bu durum yoksul aile çocuklarını, kız çocuklarını daha da ağır vuruyor. Bir ülkede 1,5 milyona yakın çocuk okul dışındaysa hangi eğitim politikasının başarısından söz edilebilir? Zorunlu eğitim sadece kâğıt üzerinde değil Sayın Bakan, uygulamada sağlanmalı.
Evet "MESEM" denilen devlet destekli çocuk işçiliğinden bahsedelim. Çocuk dört gün işletmede, bir gün okulda; üç yıl çıraklık, bir yıl kalfalık; ücret üç sene 6 bin lira, en son kalfalık döneminde 11 bin lira. Kim ödüyor? İşsizlik Fonu'ndan ödeniyor. İşveren hiçbir sorumluluk almıyor. Çocuk emeği, yetişkin maliyetini düşürmek için bir araç olarak getiriliyor. Çocuk meslek de öğrenmiyor, belki gitmiyor bile veya getir götür işlerinde kullanılıyor. Açık kaynaklardan öğrendiğimiz 2023-2025 yılında 138 çocuğumuz hayatını kaybetti yani çocuk işçi; ha, bunun 22'sinin, mesleki eğitim ve meslek lisesi öğrencisinin staj sırasında hayatını kaybettiğini açık kaynaklardan öğreniyoruz. Sayın Bakan, siz kayıt tutuyor musunuz? Bu konuda sorumluları tespit ettiniz mi? MESEM bugünkü uygulamasıyla bir eğitim modeli değil çocuk emeğini yasallaştıran, çocuk işçiliği mekanizması. Hukuki kılıf olsa da fiilî çalışma, uzun süre düşük ücret, tehlikeli işler, eğitimden kopuş nedeniyle uluslararası çocuk işçiliği tanımına bire bir uymaktadır.
Sayın Göktaş, Bakanlığınız çocuk hakları konusunda eylem planları yapıyor, bunu biliyoruz. ILO kapsamında Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Ulusal Programı oluşturdunuz 81 ilde, onu da biliyoruz ama çocuk işçiliğine karşı olduğunuzu da biliyoruz, Sayın Tekin'e anlatın bu durumu. Devlet, çocuk işçiliğine göz yumarak Anayasa'yı ihlal etmiyor mu Sayın Bakanlar?
Evet, MESEM'den söz etmişken Türkiye Büyük Millet Meclisinde stajyer kız çocuklarının taciz ve istismara maruz kalması hepimizi çok derinden yaraladı; emin olun, uykularım kaçıyor. Türkiye Büyük Millet Meclisinde bu oluyorsa MESEM'de staj yapan öğrencilerin nerelere yollandığı denetleniyor mu? Ve ben Türkiye Büyük Millet Meclisinde olan, ucu kime dokunursa dokunsun bu işin üstünün kapatılmaması ve bu pisliğin temizlenmesi gerektiğini bir kere daha ifade ediyor ve takipte olduğumuzu söylüyorum. (İYİ Parti ve CHP sıralarından alkışlar) Evet, 11 yaş altı çocuklarda, suça sürüklenen çocuklarda çocuk suçu patlamış durumda. 2024'te çocuklarla ilgili 665 bin soruşturma dosyasının olduğu söyleniyor. Suça sürüklenen çocuk sayısı 483 bin Sayın milletvekilleri. 11 yaş ve altı çocuklarda bile cinsel suçlar, kasten yaralama vakaları artıyor. Fail de çocuk, mağdur da çocuk. 12 yaş ve üstü yaş grubu çok daha vahim. Bu çocukları Sayın Bakanlar kim suça itiyor? Yoksulluk mu, adaletsizlik mi, eğitimden kopuş mu, çöken ahlak sistemimiz mi, yoksa uzun yıllardır Türkiye üzerine karabasan gibi yüklenmiş bu kötü sistem mi, hangisi veya hangileri? Sizlere sormak istiyorum. Sayın Bakanlar, erken çocukluk eğitimi hayat boyu başarının temelidir, fırsat eşitliğinin ilk adımıdır. Bir ülke okul öncesine yatırım yapmıyorsa bilime inanmıyor demektir. Okul öncesi okullaşma oranı son iki yılda yüzde 10,9 düştü Sayın Bakan. Yoksul mahallelerde neredeyse ana sınıfları, anaokulları yok. Sayın Bakan, 5 yaşta okul öncesi net okullaşma oranı bu sene yüzde 82,5'e düştü. Özellikle resmî anaokullarındaki düşüş yüzde 39'larda. Diyanetin kurslarında, derneklerin, vakıfların, cemaatlerin, tarikatların açtığı okul öncesi yapılarda çocuk sayısı giderek yükseliyor Sayın Bakan. O yüzden 5 yaş için en azından okul öncesi eğitimi zorunlu hâle getirin. Erken çocukluk eğitimi ücretsiz ve yaygın olmalı. Bir katılım parası da almayın okul öncesi eğitimden.
Engelli çocuklarımızın durumundan da bahsetmek istiyorum: Çok vahim. Engelli çocuklarımızın ancak yüzde 30 ve 35'i eğitim alabiliyor. Öğretmenler yeterli donanıma sahip değil. Okullarda erişilebilirlik sorunu fazlasıyla devam ediyor. Kaynaştırma eğitimi ise çoğu zaman aynı sınıfta oturmaktan ibaret kalıyor. Öğretim materyalleri eksik, hiperaktiviteden disleksiye, otizmin yüzlerce spektrumuna, farklı sendromların yüzlercesine ve nadir hastalıkların giderek artmasına rağmen eğitim konusunda bir gelişme, maalesef, söz konusu değil. Otizmli çocuk sayısının 450 binlere ulaştığı söyleniyor. Özel eğitim öğretmenliği bölümlerinde engellilik durumları konusu çeşitlendirilmelidir Sayın Bakan, her okulda tam zamanlı özel eğitim öğretmeni, rehber öğretmen ve bir destek personeli mutlaka olmalıdır.
Sayın Göktaş, ailelere nefes aldıracak bakım hizmetleri yaygınlaştırılmalı, gündüz bakımevleri, evde bakım desteği artırılmalıdır, engelli maaşları ve engelli bakım maaşı asgari yaşam standartlarını karşılayacak şekilde mutlaka güncellenmelidir. Bir de özel rehabilitasyon merkezleri var, bunlar engelliler için bir yükü kaldırıyor ama ekonomik olarak büyük sıkıntı yaşıyorlar Sayın Bakan, bir öğrenci haftada iki saat, ayda sekiz saat geliyor bu rehabilitasyon merkezlerine. Servis, öğretmenler, destek elemanları, maliyeti devletin ödediği öğrenci başına asgari ücretin dörtte 1'ine tekabül ediyor, asgari ücretin ancak yarısı bu kapanmaları engelleyecektir.
Gelelim öğretmenlere. Maaşını kiraya veren, ek ders peşinde koşan öğretmenlerden söz ediyorum, öğretmenine sahip çıkmayan bir devlet geleceğine sahip çıkamaz. Ücretli öğretmen sayısı 86 bin, devamlı tekrar ediyoruz, vazgeçin bu kölelik sisteminden Sayın Bakan. KPSS'ye girip başarı sağlamış öğretmen adayları branşlarında artırım bekliyor, çok az aldınız biliyorsunuz, hâlen umutları tükenmedi, müjde bekliyorlar sizden, bu Millî Eğitim Akademisi mezun vermeden öğretmen alımı yapılsın istiyorlar, umutlarını gelin boşa çıkarmayın, müjdeyi verin. Evet, fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür öğretmenler yetiştirirken nerelere geldik? Siz, Sayın Bakan, mülakatla gençlerin hayallerini çalmaktan, Millî Eğitim Akademisini eğitim fakültelerinin, sendikaların ve bizlerin bütün itirazlarına rağmen dayatmaktan, proje okullarına siyasi referansla atama yapmaktan hiç geri durmadınız. Millî Eğitim Akademisi diye belirsiz bir yapı getirdiniz. Sayın Bakan, eğitim fakültelerinin arz talep dengesizliğini çözmemişken, çözülmemişken Millî Eğitim Akademisini kurdunuz. O kadar da karşı çıktık ve neden karşı çıktığımızı çok detaylı anlattık. Sistemin sorunlarını ve dengesizliğini iyice derinleştirdiniz. Bu ara 2025 akademi giriş sınavına girenler de kontenjanların açıklanmasını, akademiye kayıt takvimini, sürecin neden uzadığını bizlere soruyorlar, biz de size soruyoruz. Sayın Bakan, özel okullarda öğretmenlik yapan öğretmenlerin asgari ücretin altında maaş aldığını biliyorsunuz ama hiç bunlara inanmak istemiyorsunuz, "Maaşlar arasında öyle büyük farklar yok." diyerek geçiştiriyorsunuz. Zor mu düzeltmek; özel sektörü mü koruyorsunuz, özel sektör patronlarını mı koruyorsunuz? Bu arada, eğitim uzmanları, şube müdürleri, millî eğitim müdür muavinleri, görev yapan mensuplarınız özlük haklarının iyileştirilmesini istiyorlar.
Sayın Bakan, siz göreve geldiğinizden beri "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli" olarak adlandırdığınız bu müfredatı yere göğe koyamıyorsunuz ama bu müfredat ne çocuklara ne öğretmenlere ne de velilere hiçbir şey ifade etmiyor çünkü öğretim programları alelacele, öğretmen görüşü alınmadan, pilot uygulama yapılmadan dayatıldı. Hizmet içi eğitimler, 3-5 saatlik çevrim içi seminerlerden ibaret kaldı. Çocuklarımızın geleceğini, kendi siyasal inanç ve değer ölçülerine göre biçimlendirmeye çalışıyorsunuz. Emin olun, kendi çocuklarınızı bile ikna edemeyeceksiniz. "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli" deniliyor ama devlet okullarında hâlâ ikili eğitim var, derslikler yetersiz, sınıflar tıklım tıklım, imam-hatipler hariç tabii. İzleme Değerlendirme Sistemi kuruldu ama sonuçlar hâlâ kamuoyuyla paylaşılmadı, şeffaflık sıfır. Evet, Türkiye'nin dört bir yanında okullarımız alarm veriyor; hizmetli yok, güvenlik yok, sınıflar velilerin imkânlarıyla temizleniyor, çocuklar tuvalet musluklarından su içiyor, su yok çünkü, okullarda disiplin ve süreklilik sağlayacak personel yok. Geçici yöntemlerle toplum yararına program ve İŞKUR'la günü kurtarmaya çalışıyorsunuz. Akran zorbalığının, uyuşturucunun, bağımlılığın, şiddetin ve istismarın arttığı bu süreçte yaklaşık 20 bin okulda rehber öğretmen ve psikolojik danışman yok. Bu durumda rehberlik hizmeti lüks müdür Sayın Bakan? Okullarımızda güvenlik görevlilerine acilen ihtiyaç var. Liselerde neler yaşandığı basına yansıyor. Veliler artık okula güvenli alan gözüyle bakmıyor, bakamıyor. Çocuklarımızın ve eğitim kurumlarımızın güvenliğini emanet edeceğimiz personel için eski uzman çavuşlar açıktan atanamaz mı? 3269 sayılı Kanun bu duruma cevaz veriyor. Bu, hem hukuken mümkündür hem de kamu güvenliği açısından en doğru tercih olacaktır.
Sayın Bakan, yine basına da yansıdığı için bu konuyu açmak istiyorum. Müstemleke valisi gibi hareket eden "Tom Barrack" denilen kişi Heybeliada Ruhban Okulunun Eylül 2026'da açılacağını müjdeledi, maşallah siz de altı aydır bu konuda zaten uğraşıyorsunuz. Türkiye bir hukuk devleti ise devlet denetimi dışında bir eğitim kurumu açılamaz. (İYİ Parti sıralarından alkışlar) Anayasa'mızın 10'uncu, 24'üncü ve 42'nci ve 130'uncu maddeleri açıktır. Anayasa'yı deler, izin verirseniz bu durum emsal teşkil eder Sayın Bakan; paralel okullar açılır bu ülkede cemaatler, mezhepler, tarikatlar okullar açar. Bu durum laik eğitim sistemini bozar, eğitimi kamusal ve ortak bir alan olmaktan çıkarır. Ayrıca, mütekabiliyet meselesidir, Lozan'a göre Batı Trakya Türkleri hâlen müftülerini seçemiyorlar, okulları kapatılıyor, çok az olan camilerin bile yönetimi Yunanlılarda, camileri bile Yunanlılar yönetiyor.
Sayın Bakan, taşımalı eğitimde yer bulamayan, pansiyona gitmeyen çocukları sormuştum size, Plan Bütçede bir cevap alamadım ve YÖK Başkanına soruyorum. YÖK Başkanı, Plan Bütçede, azami süreyi doldururken staj ve intörnlük aşamasında öğrencilik hakkını kaybedenlere af çalışması yaptıklarını ifade etti. Üniversitelerimiz ve okuldan uzaklaşmış tüm öğrenciler geniş kapsamlı bir af bekliyor, Sayın Özvar. Bu konuyla ilgili kanun teklifi verdim, başka milletvekillerimiz de verdi zannediyorum. Bu hayat şartlarında, imkânsızlıklar içinde olan gençlerimize bir imkân daha tanımak gerekir. Bugün bu müjdeyi verirsiniz inşallah diye düşünüyorum.
Evet, 2025 üniversite giriş sonuçları akademik bir fiyasko olarak değerlendirildi. Her ile üniversite açma politikanız çöktü. Artık gençler bu ülkenin eğitim sistemine inanmıyor maalesef. Lütfen, üniversitelerden siyaseten elinizi çekin. En iyi üniversitelerde bile öğrencilerin yarısından fazlası mezun olmadan ayrılıyor. Soruyorum hem Özvar'a hem Bakana: Tek öğrencinin bile tercih etmediği bölümleri kapatacak mısınız? 180 soruda 0,5 neti olanları üniversiteye almaya devam edecek misiniz? Milyonlar harcanan teknoparklar ne durumda? Kaç tanesi çöplüğe dönüştü, açıklayacak mısınız?
Evet, yıllardır eğitim için, Sayın Bakan, planlar hazırlanıyor, stratejik planlar, büyük planlar hazırlanıyor; yirmi dört yıldır her değişen bakan yeni hedefler, yeni vaatler açıklıyor. Bakanlığınızın stratejik planları bir temenni listesi hâline geldi. Bu milletin çocukları sizin deney tahtanız değil. Çocuklarımız okula aç gidiyor, okuldan korkuyla dönüyor, zorbalık görüyor, şiddete uğruyor, erken yaşta çalışmak zorunda kalıyor; kız çocukları 17 yaşında evlendiriliyor, 18 yaşına gelmeden gençlerin hayatı karartılıyor. Bu yüzden başarılı değilsiniz diyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti, CHP ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)