GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:32
Tarih:14.12.2025

YENİ YOL GRUBU ADINA ŞERAFETTİN KILIÇ (Antalya) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakanlar, değerli milletvekilleri; Aile ve Sosyal Hizmetler ile Millî Eğitim Bakanlıklarımızın bütçe görüşmelerindeyiz. Genel Kurulu ve ekranları başında bizleri takip eden aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Burada görmüş olduğunuz tablo ailenin çöküş tablosudur. 2001 yılından bu yana nüfus artarken evlenme hızı düşmüş, boşanmalar artmış, ilk evliliklerde ortalama yaş hem erkeklerde hem de kadınlarda yükselmiştir. Bunun manası şudur: Toplumun temel yapı taşı olan aile kurumu çökmektedir, acil önlem alınmazsa ne yazık ki bu çöküş hızlanacaktır. Unutmayın, aile çökerse toplum çöker. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bütçe kalemlerine baktığımızda bu tehlikenin farkında olunmadığını görüyoruz. Ailenin korunması ve güçlendirilmesi kalemine ayrılan bütçe Bakanlık bütçesinin sadece yüzde 4,1'ine tekabül ediyor. Diğer yandan, "Yoksullukla mücadele ve sosyal yardımlaşma" adında bir başlık var; buraya ayrılan bütçe toplam bütçenin yüzde 52'sine tekabül ediyor. Milyonlarca aile bugün yoksulluğun pençesine mahkûm edilmiş, yapılan üç kuruş yardıma muhtaç hâle getirilmiştir. Taşıma suyla değirmenin dönmeyeceğini en iyi sizler biliyorsunuz.

Sayın Bakan, açıkça ifade ediyorum ki işiniz çok zor çünkü bir siyaset stratejisi olarak aileyi yoksullaştıran, yoksulluğu sürdürülebilir hâle getirmeye çalışan bir sistemde Bakanlık yapıyorsunuz. Evvela sistemin kendisine itiraz etmeniz gerekiyor, aksi hâlde ailenin korunması ve güçlendirilmesi mümkün görünmüyor. Sizler de iyi biliyorsunuz ki yoksulluk kalıcı olmazsa iktidar da sürdürülebilir olmaz. Bu iktidarın bir stratejisi olabilir ancak ailelerimiz çöküyor, geleceğimiz kararıyor. "Aile Yılı" dediniz ve 2025 yılının sonuna geldik, AK PARTİ yirmi üç yıldır iktidarda. Sorunları çözmek için acaba daha kaç aile yılına ihtiyaç vardır? Mütevazi bir evliliğin maliyeti en az 1 milyon lira, çift taraflı masrafları hesaplarsak bu maliyet katlanarak artıyor. Yeni evleneceklere verdiğiniz faizsiz borç -ki siz buna "destek" diyorsunuz ama bunun asıl adı "borç"tur- evlilik masrafının beşte 1'ini bile karşılamıyor. Burada bir lüksten bahsetmiyorum, evlilik için gerekli olan temel ihtiyaçlardan bahsediyorum; beyaz eşya, bir koltuk takımı, kiralık bir ev, küçük çaplı bir düğün töreni vesair. Evlenebilmek çoğu gencimiz için imkânsız hâle gelmiştir. Aileler çocuklarını nasıl evlendireceğini kara kara düşünmektedir.

Sayın Bakan, Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; aile kurumu sadece maddi yönden değil, diğer birçok alanda da tehdit altındadır. Avrupa Birliği normları ve Amerika Birleşik Devletlerinin telkinleriyle yapılan işler ailemizi yıpratıyor. UNICEF Bakanlığınızın çocuk ve aile refahı konusunda koordineli çalıştığı uluslararası bir kuruluştur. Aynı adda İsrail'de kurulmuş olan "İsrail UNICEF Ulusal Komitesi" adında bağlantılı bir fon kuruluşu bulunmaktadır. Yine, aynı alanlarda koordineli çalıştığınız Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği, Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu kuruluşlarının İsrail'le bağlantıları vardır. Siyonizmin fonları ve projeleriyle aile kurumu korunamaz. Nitekim, uygulamalara ve sonuçlarına bakınca tehlike çoktan fark edilmiş olmalıdır diye düşünüyorum.

Televizyon ve internet içerikleri hane saadetini hedef alan birer el bombası gibidir âdeta. RTÜK iktidara muhalif yayınları anında cezalandırırken aileyi hedef alan bu içeriklere karşı 3 maymunu oynuyor. Toplumu cinsiyetsiz ve kimliksizleştirmeye çalışan içerikler hâlâ "seminer" adı altında servis ediliyor. Mevzuatlar aileyi güçlendirmek yerine ailenin parçalanmasına zemin hazırlıyor. Aileler yoksul ve milyonlarca çocuk çalışmaya mahkûm hâldedir. Bu çocukların eğitimde olması gerekiyor ama çoğu kayıtsız ve güvencesiz çalıştırılıyor. Çocuklarımız hayal kuramıyor, oysa bir insan çocukken bile hayal kuramıyorsa hayatının başka hangi evresinde hayal kurabilir?

Engelli vatandaşlarımız sistematik olarak ihmal edilmektedir. Engelliler toplumsal yaşama dâhil olamıyor. En basit imar çalışmalarında, istihdam politikalarında, şehir planlamasında, ulaşım ve iletişim politikalarında ve hayatın olağan akışı içerisindeki detaylarda âdeta yok sayılıyorlar. Engelli istihdamı yetersiz, engelli aylıkları harçlık nispetinde. Sosyal devlet bir iddiadır, sosyal devlet olabilmenin gerekleri vardır ancak bu hâliyle Türkiye'nin bir sosyal devlet olduğunu söyleyemiyoruz.

Siz Sayın Bakan, dışarıdan Türkiye'yi gözlemleyen birisi olsaydınız, aile kurumu çökmeye yüz tutan, toplumu yoksullaşan, çocukları işçi, yaşlıları çalışmaya mahkûm, engelli bireyleri dışlanmış bir ülkeye "sosyal devlet" diyebilir miydiniz? Elbette böyle bir ülkeye "sosyal devlet" diyemezdiniz ancak bizler gibi keşke sosyal devlet olabilse diye temennilerde bulunurdunuz.

Sayın Bakan, Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; eğitim, bir milletin istikbalidir. Evet, eğitim diplomasisi alanındaki başarıdan dolayı Bakanlığımızı ve emeği geçenleri tebrik ediyoruz, teşekkür ediyoruz. Türkiye maarif modeli bütün dünyada takdir ediliyor ama dönüp içeriye baktığımızda birçok sorunun aynıyla süregeldiğini görüyoruz. Sistem ve müfredat değişikliği kronik bir sorun hâline geldi artık. Eğitim, istikrar ister, plan ister, vizyon ister ancak eğitim, planlı bir yolculuk olmaktan çıkıp deneme-yanılma alanına dönüşüyor. Çocuklar, küçük yaşta test çözen bireylere dönüştürülüyor. Düşünme, üretme, sorgulama geri planda; doğru cevabı işaretlemek doğruyu düşünmenin önüne geçiyor. Sonuç olarak, bilgi var, hikmet yok; başarı var, derinlik yok; aynı müfredat var ama aynı imkân yok. Önceleri çocuklar okula gönderilirdi ancak şimdi veliler çocukları okula götürüp getirmek zorunda kalıyor, aileler sokakların ve okulun güvenli olmadığını düşünüyor. Özel okul-devlet okulu farkı derinleşti. Bugün imkânı olan aileler çocukları için zorunlu olarak özel okullara yöneliyor ancak maddi imkânı olmayan ailelerimizi kalitesiz eğitime maruz bırakmaya kimsenin hakkı yok. Sizin vazifeniz, devlet okullarını kendi çocuklarınızı dahi güvenle gönderebileceğiniz eğitim yuvaları hâline getirmektir. Kırsal-şehir, doğu-batı farkı hâlâ çok belirgin. Sonuç olarak, eğitim, eşitleyen değil ayıran bir araç hâline geliyor.

Sayın Bakan, sizden önce öğretmen maaşlarını yük olarak gören bir Millî Eğitim Bakanımız vardı, kendisi özel okul sahibi olduğu için doğal olarak böyle düşünüyordu. Ya siz, siz de böyle mi düşünüyorsunuz? Şayet böyle düşünmüyorsanız neden hâlâ ücretli öğretmenlik uygulamasını sürdürüyorsunuz? Ücretli öğretmenlik uygulaması hem bu kapsamda çalıştırılan insanlara hem de öğretmenlik mesleğine yönelik büyük bir haksızlıktır. O ücretle, bırakın aile geçindirmeyi, ortalama bir evin kirası dahi karşılanamaz.

Millî eğitim ucuz işçi çalıştırılacak bir alan değildir. Öğretmenlik mesleği en kutsal mesleklerden biridir ama bugün bu meslek örselenmiştir, yıpratılmıştır. Okullarda öğretmen açığı varken diğer yandan görevlerine atanmayı bekleyen milyonlarca mezun öğretmen adayı var. Bu çarpıklığın giderilmesi gerekmektedir.

Unutmayalım ki maddi ve manevi kalkınmanın anahtarı eğitimdir. Bu sebeple, yapacağınız her müspet çalışma son derece kıymetlidir. Diğer yandan en ufak ihmallerinizin de telafisinin zor olacağını hatırlatmak istiyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bütçeniz hayırlı olsun. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)