| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 31 |
| Tarih: | 13.12.2025 |
YENİ YOL GRUBU ADINA MESUT DOĞAN (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, Sayın Bakan, değerli bürokratlar; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Yaşadığımız her şeyin bütününe siyasi pencereden baktığımız zaman aslında öyle onlarca yüzlerce sorunumuz yok; sadece üç tane temel sorunumuz var: Birincisi, tek hedefi iktidarını korumak olan ve iktidarını korumak için her yolu mübah gören ve her şeyi yapan iktidar sorunu. İkincisi ise tüm enerjisini iktidarını korumak için harcadığı için ülkesi için hiçbir şey yapamayan iktidar sorunu. Üçüncüsü ise kendisi için attığı her adımı, aslında ülkesi için atıyormuş gibi algı üreten iktidar sorunu. Bu tavır, bu anlayış âdeta iktidarın davranış kalıbı hâline geldi. Dış politikada da böyle, eğitimde de böyle, sağlıkta da böyle, enerjide de böyle, ekonomide de böyle ama bunun sonucunda oluşmuş hâl, heybetini kaybetmiş, gücünü kaybetmiş, tılsımını kaybetmiş, geleceğe dair umudunu kaybetmiş bir Türkiye. Bunu neden söylüyorum? İşte, enerjiyi konuşuyoruz. İktidar partisi milletvekillerini dinlerken inanın çok şaşırdım, neler yapmışız, neler yapmışız yani bir ülke için hava gibi, su gibi önemli, değerli ve stratejik olan enerjiyle ilgili yapılması gereken her şey yapılmış. E, sonuç? Karne ne diyor? Karne aslında şunu söylüyor: 2002 yılında Türkiye Cumhuriyeti devletinin enerjide dışa bağımlılığı yüzde 67'ydi, şu anda yüzde 70'e çıkmış vaziyette yani yirmi üç yıldır hiçbir şey yapılmamış anlamına gelir, hiçbir adım atılmamış hatta üç basamak geriye geldik anlamına gelir. Neye rağmen? Yer altı kaynakları bakımından, jeotermal enerji bakımından, hidroelektrik bakımından, güneş enerjisi bakımından, rüzgâr enerjisi bakımından -ortalama olarak söylüyorum- dünyanın ilk 10'unda, Avrupa'nın ilk 3'ünde olan bir ülke olmamıza rağmen. Ama biz, bu gerçeği konuşabiliyor muyuz, bu karneyi konuşabiliyor muyuz? Hayır. Peki, neyi konuşuyoruz? Her seçim döneminde AK PARTİ'nin, bu gerçek, bu karne konuşulmasın diye düzenlemiş olduğu törenleri konuşuyoruz. Hangi törenler? Doğal gaz bulma törenleri, petrol bulma törenleri. Yani inanın, bu kadar hinlik, bu kadar cinlik ancak iktidarın taşıyabileceği bir özelliktir.
Başka bir şey, Sayın Bakan Komisyonda yapmış olduğu konuşmada vatandaşın elektrik ve doğal gaz faturalarına 2024 yılında 548 milyar, 2025 yılının ilk on ayında ise 530 milyar destek verdiklerini söyledi yani "Bu destekle beraber faturalarının yarısını biz ödedik." dedi. Peki, bu doğru mu? İnanın, külliyen yalan. Olaya şöyle bakmak lazım: 2023 yılından itibaren Avrupa ülkelerinde ve OECD ülkelerinde enerjiye gelen zam -ortalama söylüyorum- yüzde 45. Peki, Türkiye'de ne kadar? Yüzde 400. Ne demek bu? OECD ülkelerinde 100 liralık fatura 250 lira olmuş, bizde ise 100 liralık fatura 500 lira olmuş. Normalde 250 lira olması gereken faturayı 500 liraya çıkarmışsın, sonra "200-250 lirasını ben ödedim." diye reklam yapıyorsun. Böyle bir anlayış olabilir mi? (YENİ YOL sıralarından alkışlar) 5 liralık domatesi 6 liraya sattı diye market basan iktidar, 250 liralık faturayı 500 liraya çıkartıp ondan sonra bunun reklamını yapıyor. Peki, biz size ne yapalım? İnanın, olan ile konuşulan arasındaki bu farkı nasıl anlatacağımı bazen şaşırarak anlatmak durumunda kalıyorum.
AK PARTİ iktidarı yirmi üç yıldır söylediklerini gerçekten yapmış olsaydı inanıyorum ki hepsi kahraman olurdu ama yirmi üç yıldır yaptıklarını konuşsalar idi inanın sokağa çıkamazlardı ki bu da böyle olacak ama bunun, bu noktaya gelmeden önce hatırlatılması gereken bir nokta olduğuna inanıyorum. Unutmayın ki milletin vermiş olduğu yetkiyi bir insanın, bir kurumun, bir partinin, bir iktidarın kendisi için kullanması ihanet, ülkesi için kullanması büyük bir ibadettir. (YENİ YOL, CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)