| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 31 |
| Tarih: | 13.12.2025 |
YENİ YOL GRUBU ADINA İRFAN KARATUTLU (Kahramanmaraş) - Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Yüce Allah Saff suresi 2'nci ayetinde der ki:
(Hatip tarafından Saff suresinin 2'nci ayetikerimesinin okunması)
İRFAN KARATUTLU (Devamla) - "Yapmadığınız şeyleri, yapamayacağınız şeyleri niye söylersiniz?"
Nereden çıkarıyorum bunu? Sayın Bakanın bütçedeki konuşmasının 1'inci sayfasından çıkarıyorum: "Biliyorum ki hedefe milletin iradesini temsil eden siz değerli milletvekillerimizin desteğiyle birlikte ulaşacağız. Sizler, vatandaşımızın sesini Gazi Meclisimize taşıyan, milletimizin iradesini temsil eden kıymetli milletvekillerisiniz; sizleri dinlemeye, anlamaya ve birlikte çalışmaya hazır olduğumu açık yüreklilikle ifade etmek istiyorum."
Deprem bölgesinin tek muhalefet tıp doktoru milletvekili olarak bir buçuk yıldır Sayın Bakandan randevu alamıyorum.
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Yazıklar olsun!
İRFAN KARATUTLU (Devamla) - Dün Türkmenistan'da Uluslararası Barış ve Güven Forumu toplantısında Sayın Cumhurbaşkanımız çok güzel bir konuşma yaptı ve sonunda dedi ki: "Barış ancak adaletle, güven ancak karşılıklı saygıyla, istikrar ancak diyalog ve iş birliğiyle mümkündür." Bakalım, bütçe sonrası Sayın Cumhurbaşkanından randevu talep edeceğim, Sayın Sağlık Bakanı kadar uzatacak mı bu konuyu, merak ediyorum.
SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Ya, Sayın Bakan hâlâ randevu vermedi mi?
İRFAN KARATUTLU (Devamla) - Hayır efendim.
SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Verin gitsin Sayın Bakan ya!
ŞAMİL AYRIM (İstanbul) - Ya, sadede gel!
İRFAN KARATUTLU (Devamla) - Efendim? Saadet konuştu; ha "Saadete gel." diyorsanız, Saadet konuştu. (YENİ YOL sıralarından alkışlar)
Şimdi, onun için sağlık bileşenleriyle, muhataplarıyla istişare edilmeyen bir program eninde sonunda sekteye uğramaya mecburdur. Ben de Sağlıkta Dönüşüm Programı'nın 2003 yılından 2007 yılına kadar bir başhekim olarak içindeydim. Doğrudur, akut ve acil müdahaleler yaptı, birçok eksikleri o dönemde akut ve acil bir şekilde tamamladı, birçok vatandaşın şikâyetlerini ortadan kaldırdı. Bunu tabii ki söyleyeceğim ama bugün aradan yirmi iki yıl geçti, Sayın Bakan diyor ki: "Koruyucu hekimliği artıracağız, koruyucu sağlık hizmetlerini." Yirmi iki yıl önce de deniyordu zaten, yirmi iki yıl önce de deniyor ki: "Yaygın ve erişimi kolay, güler yüzlü, herkesi tek çatı altında toplayan, planlayıcı ve denetleyici bir Sağlık Bakanlığı, güçlendirilmiş temel sağlık hizmetleri ve aile hekimliği..." Yirmi iki yıl önce bunlar vardı, bunları şimdi demenin ne gereği var yoksa yapılmadı mı yirmi iki yıldır bunlar?
Gerçekten planlayıcı ve denetleyici bir Sağlık Bakanlığı söz konusu mu? Eğer öyle olsaydı -vatandaş şu anda şikâyetçi, sağlık çalışanları şikâyetçi, Bakanlık şikâyetçi- hem Bakanlık bu kadar tükenmiş hem de Bakanlığın kendisi bu kadar memnuniyetsiz olmazdı.
Nasıl planladınız? Mecburi hizmeti kaldırdınız, hop baktınız ki olmuyor, tekrardan geri getirdiniz.
Nasıl planladınız? Sağlık Bakanlığını 3'e böldünüz: Sağlık Müdürlüğü, Halk Sağlığı, Kamu Hastane Birliği; üç beş sene olmuyor, hepsini lağvettiniz, geriye döndünüz.
Ne oldu bu arada? On binlerce tecrübeli idareci araştırmacı olarak kenara alındı; genç, tecrübesiz ve özellikle bazı sendikaların adamları idareci yapıldı. Bu dönemde o, yaptığınız bu.
Ne oldu? Askerî hastaneler kapatıldı; şimdi "Nasıl açarız?" onun peşindesiniz.
"Denetleyici bir Sağlık Bakanlığı olacak." Doğrudur, Sağlıkta Dönüşüm'ün... O zaman geçen sene yaşanan yenidoğan olayının denetimi nerede, denetimi nerede? Örneğin, İstanbul Sağlık Müdürü oradaki en yetkili kişiydi. Adli mahkemeler devam ediyor; peki, idari anlamda, örneğin İstanbul Sağlık Müdürüyle ilgili bir idari soruşturma açıldı mı? Çünkü ruhsatı veren, orayı denetleyen aynı kişiydi. Bunları tabii ki merak ediyoruz.
Genel Sağlık Sigortası kuruldu ama zamanla sigorta kurumları ödeme güçlüğüne düşünce çözümü süre uzatarak, miktar azaltarak, katkı paylarını artırarak buldular.
Güler yüzlü sağlık personelinden bahsediyorlar. Aile hekimleri için mütemadiyen yönetmelik çıkararak onların sırtına verdikleri yükü almaya çalışıyorlar ama onlar da memnun değil.
İdari ve mali özerkliğe sahip sağlık işletmeleri yapılamadı bile.
"Bilgi ve beceriyle donanmış yüksek motivasyonlu sağlık insan gücü hedefliyoruz." dediler. Düşünebiliyor musunuz, hekim ve sağlık personellerinin dernekleriyle, odalarıyla hiçbir şekilde iş birliğine girmeyen -yani bilirsiniz, muhafazakâr kesimin en önemli kelimesi "istişare", çok severler- bir sağlık yönetimiyle baş başayız. Bu sebepten, hani insanlara...
Bir ara hekimler yurt dışına gidiyordu, "Alın, para veriyoruz." diye durdurmaya çalıştılar ama yetmiyor; sadece "Biz sizin ücretinizi artırdık, buyurun, gelin tekrar ülkeye." diyemiyorsunuz. Bugün hekimler dışarı gidince Sağlık Bakanlığı ne yaptı biliyor musunuz? Milyonlarca yardımcı sağlık personeli vardı, açtırdılar yıllar içerisinde, açtırdılar bunları -hepsi başlarına bela- Bakanlıkta kulis yapıyorlardı ve onlara çıkardıkları yönetmelikle "Biz size klinik açma yetkisi veriyoruz arkadaşlar." dediler; hem ucuz hem de millet diyecek ki: "Aha, bir şeylerle muhatap olduk." Buradan vatandaşları uyarıyorum: Arkadaşlar; fizyoterapist, psikolog, diyetisyen, odyolog, iş ve uğraşı terapisti doktor değildir, Sağlık Bakanlığı sizleri meşgul etmek için bunlara böyle bir klinik açma yetkisi vermiştir ve bunları bilin diyorum.
Bugün yine halkımızı uyarıyorum: Sağlıkta özellikle özel hastanelerde ücreti tamamlamak için, devlet hastanelerinde de primini tamamlamak için gereksiz binlerce, on binlerce ameliyat yapılmakta, binlerce müdahale yapılmakta. Biri size "Ameliyat ol." dediğinde en az 2 doktor, en az 2 doktorla teyit etmedikten sonra hiçbir şekilde olmayın. Benim başıma özel hastanede geldi bir doktor olarak -her zaman dile getirdim- Sağlık Bakanlığından "Ne oldu arkadaş sana?" diye ağzını açan bir muhatap göremedim. Bir milletvekili ve doktor olarak 2 kez bu kolumdan BT anjiyo yaptılar; 2 kez, sekiz saat arayla. (YENİ YOL sıralarından alkışlar) Sormadılar, sormadılar.
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Vatandaşın hâli nicedir acaba?
İRFAN KARATUTLU (Devamla) - Evet.
Dolayısıyla, bugün konuşuyoruz sağlık düzenini. Burada AK PARTİ milletvekili var; en çok hangi konuda telefon alıyorsunuz? Beni geçen hafta sadece 2 tane; bir Maraş'tan bir çocuk için aradılar, bir de Rize'den aradılar, Rize'den. Dedim ki: "Sağlık Bakanı Rizeli." "Ulaşamayız." "Haklısın, ben de ulaşamıyorum." dedim. (YENİ YOL sıralarından alkışlar) "Ne oldu, derdin nedir?" dedim. "Recep Tayyip Erdoğan Araştırma Hastanesinde kalça protezi olacağım, medikallerle anlaşma olmadığı için bizi erteliyorlar, ne zaman olacağımı da bilmiyorum." Rizeli emekli bir imam, adını da buradan veriyorum Sağlık Bakanına. Bunların hepsi yaşanan şeyler arkadaşlar.
Yenidoğan çetesi denilen olay, Sayın Bakanın ifadesiyle: "İnsanlıktan nasibini almayanlar çetesi." Bir yıldır ağza alınıyor mu?
SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Yok, unutuldu.
İRFAN KARATUTLU (Devamla) - Alınmıyor çünkü hastaneler boşaltıldı, ruhsatları alındı ve onlarca insan vatandaşın önüne atıldı.
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Belli ki hastanelere el konuldu.
İRFAN KARATUTLU (Devamla) - Sağlık Bakanlığının kendi yaptığı soruşturmada "Ortada bir şey yok." dendiği hâlde 2'nci bir raporla suçlu ilan edildi. Bunların hepsi belli ve Sağlık Bakanlığı bu hastanelerden bazılarını çıkardı arkadaşlar; ismi bende yazılı, var.
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Hangisine el koydu, hangisine el koymadı?
İRFAN KARATUTLU (Devamla) - Her türlü eksiklikleri olduğu hâlde bazı hastaneler bu sistemden çıkarıldı, bunlar buharlaştırıldı. Örneğin, Serdarova bebek, Türkmen bebek Çapa Hastanesi ile Sağlık Bakanlığı hastanesinde ameliyat olmak için gidip geldi ve almadılar; sorumlu onlar. Örneğin, Opara bebek; 100 küsur kere 112 aranmış özel hastaneden "Alın bunu arkadaş." diye, almamışlar. Sorumluya idari bir araştırma var mı? Maalesef. İlker Gönen, bu çocuk uzmanı hapishanede intihar etti bunun için; dayanamadı. Bunlar konuşulmadı; ben Yenidoğan Komisyonundaydım, bunlar konuşulmadı hiçbir şekilde. Sadece gidin, sadece eski Sağlık Bakanı, aynı zamanda Çalışma Bakanıyla görüşün; neler olmuş, neler olmamışı o size anlatır.
BÜLENT KAYA (İstanbul) - Dostlar alışverişte görsün.
İRFAN KARATUTLU (Devamla) - Evet, evet, maalesef.
Kahramanmaraş'a geleceğim. Az önce girdim MHRS'ye, Kahramanmaraş'ta kulak burun boğaz için 29 Aralığa gün verdi.
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Adam sağır olur randevusu gelene kadar, sağır olur.
İRFAN KARATUTLU (Devamla) - Kahramanmaraş'ın en küçük ilçesi Göksun'a da girdim, orada girdim; MHRS bu kadar.
Onun dışında başka nedir? Şu da sağlıkta Kahramanmaraş'ın sosyoekonomik gelişmişlik endeksi: Görüyorsunuz, 2003 yılında sağlıkta 59'uncu, 2017'de sağlıkta 62'nci, 2025'te sağlıkta 67'nci. "Kahramanmaraş'ta yıkılan hastaneleri yaptım." diyor.
BÜLENT KAYA (İstanbul) - Nerede Maraş Milletvekilleri?
İRFAN KARATUTLU (Devamla) - Kahramanmaraş bu dönemde hep geriye gitti. Ekonomik endekste Kahramanmaraş 23'üncü sanayi para girişinde ama sağlıkta 67'nci. Ekonomik endekste bizim altımızda olan Diyarbakır, Batman bile sağlıkta bizden yukarıda.
BERİTAN GÜNEŞ ALTIN (Mardin) - "Bile" mi? "Bile" ne ya?
İRFAN KARATUTLU (Devamla) - Bakan diyor ki: "Ben hastaneyi yıl sonunda açacağım." O yıl sonunda, 31 Aralıkta hastanenin önünde olacağım gece, Maraş Devlet Hastanesini açabilecek misiniz, açamayacak mısınız?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
İRFAN KARATUTLU (Devamla) - Burada yazıyor, açamayacaksınız. (YENİ YOL sıralarından alkışlar)