GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:31
Tarih:13.12.2025

İYİ PARTİ GRUBU ADINA ŞENOL SUNAT (Manisa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gazi Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Sağlık Bakanı, vatandaşın randevu çilesi devam ediyor. Siz "Kuyruk yok." diyorsunuz, vatandaş "Randevu yok." diye haykırıyor. Bazı branşlarda 2027 yılına randevu veriliyor. Bildiğiniz gibi, 2026 Sağlık Bakanlığı bütçesi yüzde 45 artarken, bu ülkenin vatandaşları hâlâ randevu bulamazken, personel giderleri yüzde 52 artmasına rağmen doktor ve hemşire açığı giderek büyüyor. Bu büyük bütçe artışı halkın sağlık hizmetlerine değil şirketlerin kasasına akıyor maalesef. Neden koruyucu sağlık hizmetleri dökülüyor Sayın Bakan?

Evet, sayın milletvekilleri, acil servislerde yatmak için yatak bekleniyorsa bu nasıl başarıdır diye soruyorum.

Evet, yine çok önemli bir konu, SMA'lı ve DMD'li çocuklarımızın aileleri, caddelerde, sokaklarda, sosyal medyada bir nefes için bağış kampanyası düzenliyor. İktidarın övündüğü Türkiye Yüzyılı'nda ailelerin düştüğü bu durum kabul edilebilir mi? Sağlık Bakanlığının sınav sorusudur bu diye düşünüyorum Sayın Bakan.

Şehir hastaneleri için "Cebimizden bir kuruş çıkmıyor." diyorsunuz, yaptığınız sözleşmeler, ödediğiniz faturalar, hastaneler âdeta ekonomimizi rehin alıyor. Bütçenin 136 milyarı bu hastanelere gidiyor. Kaç yıl daha ödeyeceğiz? Ne kadar ödeyeceğiz? Niye açıklama tam olarak yapılmıyor Sayın Bakan?

Evet, Türkiye yaşlanıyor. Yaşlılar için sağlık hizmetlerinin erişilebilir, ucuz ve nitelikli olmasına her geçen yıl daha çok ihtiyaç duyuluyor. Ülkemizde yaşlılara yönelik hak ihlalleri ve ayrımcılıklar da artıyor. Bu vakalar en çok sağlık sektöründe yaşanıyor. Niçin klinik protokollerde yaş duyarlılığı uygulanmıyor? Neden yaş ayırımcılığını izleyen kalite göstergelerine sahip değilsiniz? Niçin yaşa dayalı eşitsizlikleri izleyemiyorsunuz?

Sayın milletvekilleri -en önemli- omurgayı en teşkil eden doktorlarımızdan söz etmek istiyorum. Ağır iş yükü ve tükenmişlik; düşük ücret, yüksek sorumluluk dengesizliği; şiddet ve yetersiz güvenlik; siyasi ve idari baskılar; kötü çalışma şartları ve sürekli psikolojik ve mesleki baskıya rağmen bu ülkeye ve milletimize en iyi şekilde hizmet ediyorlar. Hem doktorlarımıza hem sağlık çalışanlarımıza huzurlarınızda şükranlarımı sunuyorum. Herkese pandemi dönemini hatırlatıyorum; haklarını asla ödeyemeyiz. Bu bütçede doktorlarımız da yok, sağlık çalışanlarımız da yok Sayın Bakan.

Hemşireler alan dışı görevlendirmelerde tükeniyor. Neden hâlâ Hemşirelik Yönetmeliği'nde hasta-hemşire oranına bir sınır getirilmedi? Yaşlı bakım teknikerleri "Eğitimimiz ile iş tanımımız uyuşsun." diyor. Tıbbi görüntüleme teknikerleri "Görev tanımımız netleşsin." diyor. Fizik tedavi teknikerleri "50 bin mezun iş beklerken neden bölüm dışı personel çalıştırılıyor?" diye soruyor. Aile sağlık merkezlerinde çalışan 20 bin personel asgari ücretin altında çalışıyor. Bu emek sömürüsü değil mi Sayın Bakan? Odyologlar, acil tıp teknisyenleri ve teknikerleri, teknisyenler ve fizyoterapistler, hepsi ağız birliği etmiş gibi "Biz duyulmuyoruz." diyorlar. Sayın Bakan, siz gerçekten sağlık çalışanlarını duyuyor musunuz? Evet, eczacılar isyan ediyor, biraz önce Sayın Çömez ifade etti.

Sürem kısa olduğu için çok önemli bir noktayı bir de ben tekrarlamak istiyorum: Türkiye'nin nitelikli askerî hastaneye büyük ihtiyacı var. Bir an önce Gülhane Askerî Tıp Akademisini yeniden açmalısınız diyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)