| Konu: | 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 4'üncü Tur Görüşmeleri münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 30 |
| Tarih: | 12.12.2025 |
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Çok teşekkür ediyorum.
Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri, Sayın Bakanlar, değerli bürokratlar; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Parlamentoların ya da en azından demokratik ülkelerdeki parlamentoların üç temel vasfı vardır: Bir, yasama; iki, denetleme; üç de bütçe yapma. Bütçenin nasıl yapıldığı ortada, hepimiz görüyoruz. Yasamanın nasıl yapıldığı da belli, saraydan gelen hazırlıklar komisyonlarda alelusul görüşülüp Parlamentoya getiriliyor. Hiç olmazsa denetlemeyi doğru düzgün yapalım istiyoruz. Bugüne kadar verdiğimiz araştırma önergelerinin hiçbiri kabul olmadı, bari soru önergelerimize cevap verilsin.
Ben şimdi bugün, Turizm Bakanlığıyla ilgili verdiğim soru önergeleri üzerinden bir değerlendirme yapacağım. Şu ana kadar Bakanlığa verilen soru önergelerinin sadece yüzde 5'ine zamanında cevap vermiş, yüzde 25'ine hiç cevap vermemiş; benimkiler o cevap verilmeyenlerin arasında.
Şimdi Yunus Emreyle başlayacağım. Bakın, Yunus Emre Vakfı... Sayın Bakana bir soru önergesi vermişim. İnsan biraz elini vicdanına koyar, bu soru önergesine cevap verir. Bu soru önergesinin cevapları bile bu ülkede Sayın Ersoy'un Bakanlık yapamayacağının çok net bir göstergesi. Allah aşkına, bu Parlamentoyu niye ciddiye almıyorsunuz siz? Niye soru önergelerimize cevap vermiyorsunuz?
Çok net bir şey söyleyeceğim biraz sonra size. Bakın, 2021 yılında Yunus Emrenin 233 milyonluk bir bütçesi varmış, 2022'de 656, 2023'ten sonra dramatik bir şekilde artmış; 1,5 milyar, 2 milyar, 2,5 milyara doğru uzamış. Fakat enteresan bir şey var, o yıllarda benim Sayın Bakana sorduğum şirketlerden bir tanesi kurulmuş Ankara'da ve yine bu soru önergesinde bütün ayrıntılarını verdiğim işlerin önemli bir kısmı bu şirkete verilmiş. Neler var, mesela, bu sahte faturalarla ilgili neler yapılmış? Yemek kitabını Sırpçaya çevirmişler, okçuluk eğitimi vermişler Malezya'da, Zanzibar'da bina yapmışlar, efendim -bu Ankara Bestekar'daki firmadan bahsediyorum- Azez'de, Afrin'de, İdlib'de, Münbiç'te sözde binalar yapmışlar; Irak'ta, Dubai'de işler yapılmış. Fakat enteresan olan şu: Satın Alma Daire Başkanı eskiden bu kurumda tesisatçıymış, sonra da bunu getirip Satın Alma Daire Başkanı yapmışlar, adam da yememiş içmemiş, kurumu soymuş, Almanya'ya basmış paralarla, bir çuval parayla Almanya'da yakalanmış. Bunun gibi daha çok örnek var, uzatmayacağım ve Sayın Bakan bu kadar ciddi sorulara bu Meclisi muhatap alıp da "Sayın Vekil, doğrusu budur, yanlışı budur." dememiş. Allah aşkına, bu ülkeyi böyle mi yöneteceksiniz siz? Bu ülkeyi böyle mi idare edeceksiniz?
Gelelim nepotizme. Bakın, bu ülkede bir nepotizm kültürü yeşerdi sizinle beraber. Az önce Sayın Emir sordu. Soruyorum şimdi Sayın Bakana: Sayın Bakan, Ayasofya Camisi ve Ayasofya Müzesi var. Ayasofya Müzesini kim işletiyor? DEM Müzecilik senin neyin oluyor; bacanağın mı, enişten mi, kardeşinin bilmem neyi mi? Kariye Müzesini kim işletiyor? Senede kaç milyon euro cebine indiriyor bu şirket? Bakın, nepotizmin dibinden bahsediyorum. Nasıl verdiniz bu şirkete?
MURAT EMİR (Ankara) - İhalesiz verdiler, ihalesiz!
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Hangi akrabalık bağınız var? Nasıl verdiniz? Kariye Müzesini defalarca sorduk, soru önergeleri veriyoruz; Allah aşkına, muhatap alın bu Meclisi de cevap verin!
TAHSİN OCAKLI (Rize) - Cevap veremezler.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Bir sene içerisinde en az 50 milyon euro kârı var. "Ayasofya'yı açtık." diye konuşuyorsunuz, bir de müzeyi bu şirkete verip inanılmaz paralar kazandırdınız.
Şimdi, Bolu Kartalkaya'yla ilgili az önce Sayın Bakanın... Bir bakana "Yalan söyledi." demek içimden gelmiyor, söylemeyeceğim ama...
MURAT EMİR (Ankara) - Ben söyledim, yalan söyledi!
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - ...gerçekleri tahrif edercesine burada milleti kandırmasından bahsedeceğim. Sayın Bakan burada kendisiyle ilgili soru yöneltildiğinde dedi ki: "Ben bürokratlarıma soruşturma izni verdim." Ya, Sayın Bakan, Allah aşkına, yalanın da bir sınırı olur ya!
TAHSİN OCAKLI (Rize) - Külliyen yalan!
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Elimde Danıştayın belgesi var, buyurun, belge burada, hepinize vermeye hazırım. Bolu'daki mahkeme Sayın Bakana "Bürokratlarını ben soruşturmak istiyorum." dediğinde Bakan Bey itiraz etmiş, "Vermiyorum izin." demiş, sonra da Sayın Bakanın izin vermediği bürokratlarıyla ilgili mağdur aileler, o çatır çatır yanan insanların aileleri, o çocukların aileleri Danıştaya başvurmuşlar, sonra Bakan Bey itiraz etmiş, bir kere daha başvurmuşlar, bir daha itiraz etmiş ve Danıştay ondan sonra "Hayır kardeşim, bunlar yargılanacak." demiş; şu anda yurt dışına çıkış yasağı var. Ya, sizin vicdanınız nasıl buna elverdi ya! Bıraksanıza yargılansınlar! Nasıl vicdanınız elverdi?
Şimdi, bakın, asıl mesele şu: Yargılanma izni vermediği kişi kim biliyor musunuz? Neşe Çıldık. Neşe Çıldık nereden gelmiş? Onunla ilgili de bir tomar soru önergesi verdim. İnsan elini vicdanına koyar, bu Parlamentoyu ciddiye alır, buna cevap verir.
Neşe Çıldık, Bakan Bey'imizin Etstur'unda bilmem kaç yıl beraber çalıştığı müdürü; bunu Bakanlığa getirdi, çok önemli bir kuruma Genel Müdür yaptı. Peki, onunla da mı kaldı? Feridun Çıldık, Neşe Çıldık'ın abisi, RTÜK'te Daire Başkan Yardımcısı yapılmış. Başka? Burak Çıldık, Neşe Çıldık'ın yeğeni, Turizm Geliştirme Ajansında iş verilmiş kendisine. Allah aşkına ya, bu kadar işsizliğin, bu kadar açlık ve sefaletin olduğu bu ülkede Çıldık'tan başka, Etstur'da görev verdiğin, bilmem kaç sene beraber çalıştığın Çıldık'tan başka kimse yok mu? Nepotizmin dibini yaşattınız. Ha, şimdi, Sayın Çıldık, şu anda yurt dışı yasağı olan Neşe Çıldık, Sayın Bakanın ısrarla soruşturma izni vermediği kişi, işte, burada...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, toparlayın Sayın Çömez.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Niye çok kıymetli kendisi biliyor musunuz? Çünkü Sayın Bakanın... Şimdi -bununla ilgili de birçok kereler soru önergesi verdim, Mecliste konuştum, dışarıda konuştum- buyurun, size şunu göstereceğim: Burası Bodrum'da Kissebükü Koyu Adalıyalı mevkisi, burada tarihî güzellikte bir koy var, bu koy Halikarnas Balıkçısı'nın mavi turu başlattığı yer. Bu koyda tam 95 bin metrekarelik araziyi Sayın Bakan 2000'li yılların başında o zaman AKP yönetiminden almış -çok uzun hikâye, anlatmayacağım, soru önergesinde bütün ayrıntılar var- nihayetinde buraya izin alamamış Sayın Bakan. Sonra 5 dönüme yakın bir araziyi satın almış, gene işlerini halledememiş -şimdi bundan sonrası çok önemli- daha sonra 25 bin metrekarelik bir alan Tarım ve Orman Bakanlığından Turizm Bakanlığına verilmiş, Turizm Bakanlığından da Sayın Bakanın şirketine verilmiş ya, Allah aşkına!
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
LEYLA ŞAHİN USTA (Ankara) - Bakan Bey bunun ne olduğunu defalarca açıkladı ama duymuyorsun.
TAHSİN OCAKLI (Rize) - Yazıklar olsun!
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Açıklamadı, açıklamadı; "yalan" desin bir kere ya, "yalan" desin bir kere! Nerede açıkladı?
BAŞKAN - Sayın Çömez...
LEYLA ŞAHİN USTA (Ankara) - Açıkladı.
TAHSİN OCAKLI (Rize) - Cevap versin o zaman.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Soru önergesi burada, soru önergesi; "Açıkladı." demeyeceksiniz, buna cevap vereceksiniz, cevap!
LEYLA ŞAHİN USTA (Ankara) - Sen duymuyorsun, görmüyorsun; yalanlarına, iftiralarına devam ediyorsun.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Merak etmeyin, bunların hepsinin yeri geldiği zaman hesabı sorulacak. Kalkın bunlara cevap verin, bunlara; bunlara cevap verin! (İYİ Parti sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)
LEYLA ŞAHİN USTA (Ankara) - Kaç tane "tweet" attı Bakan Bey o konuda?
BAŞKAN - Sayın Çömez, bir dakika, açayım.
Sekizinci dakika.
Buyurun toparlayın.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Sayın Bakan kendi Bakanlığına tahsis ettirdiği arazileri Neşe Çıldık'ın imzasıyla kendi şirketine tahsis ettirmiş. Allah aşkına, böyle bir ülke olur mu ya? Yine, Neşe Çıldık'ın burada imzası var, gösteririm ben size. Buyurun, Neşe Çıldık'ın imzası, buyurun. "ÇED gerek yok." diyor ya, "ÇED gerek yok." diyor. Şimdi, bütün bunların yaşandığı bir ülkede; nepotizmin, yolsuzluğun, suistimalin, yalanın, talanın ve rantın dip yaptığı bir ülkede biz Sayın Bakanın başarılarından bahsediyoruz. Altı üstü 56 milyar dolar gelir sağlanmış, Çin ve Kore'ye verdiğimiz dış ticaret açığını bile kapatmaktan âciz. Ortada bir başarı yok, ortada bir talan var ve bir de bu muhteşem 1,5 milyar liralık yatlarla Yunanistan'a yapılmış seyahatler var. Hani "kimsesizlerin kimi, sessiz yığınların sesi." diye iktidara geldiniz ya, fakir sofralarına diz çökerek iktidara geldiniz ya, işte bu 1,5 milyar liralık yatlarla gezen bakanlarınız var.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Son bir dakika, bitiriyorum. İstirham ediyorum.
BAŞKAN - Buyurun toparlayın.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Sonra da Bakanınıza sorulduğunda, "Niye bununla geziyorsun?" denildiğinde dedi ki: "Ben Yunanistan'ın turizmini araştırıyorum, onun için gezmeye gittim." dedi. Bir de baktık ki geçen yıl, Sayın Bakanın Yunanistan'ın turizmini araştırdığı dönemde Türkiye'den tam 1,5 milyon kişi Yunanistan'a turizm için gitmiş, seyahat etmiş. Son derece kötü yönetilen, son derece berbat yönetilen bir Turizm Bakanlığı var. Bütün bunların sadece bir tanesi, bakın, bir tanesi medeni bir ülkede yaşanmış olsa o bakan bir gün dahi görevinde kalamaz.
Peki, bütün bu sorulara, bütün bu önergelere Sayın Bakan nasıl cevap vermiş biliyor musunuz? Yememiş içmemiş, bürokratlarını çalıştırmış, yanındaki avukatlarını çalıştırmış, mahkemeye vermiş. Buradan ilan ediyorum: Verin beni mahkemeye; kaldırın benim dokunulmazlığımı, kendisiyle mahkemede hesaplaşalım. (İYİ Parti sıralarından "Bravo" sesleri, CHP ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)
LEYLA ŞAHİN USTA (Ankara) - Vermiş zaten.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Bu dünyanın böyle gideceğini zannediyorsunuz değil mi? Hesap verecek mahkemede, hesap, hesap verecek!
Sizler de o hesap verirken yanında durursunuz Leyla Hanım.