GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 4'üncü Tur Görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:30
Tarih:12.12.2025

İYİ PARTİ GRUBU ADINA METİN ERGUN (Muğla) - Yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.

Muhterem milletvekilleri, İYİ Parti olarak "tükeniş bütçesi" diye nitelendirdiğimiz bu bütçedeki rakamlar Türkiye gibi kültürel ve turistik açıdan dünyanın önde gelen ülkelerinden birine uygun düşmemektedir. Bakanlığın bütçesi geçen yıla göre yüzde 31,5 oranında artmış olsa da merkezî bütçe içindeki payı yüzde 1 bile değildir, bu oran iktidarın kültür ve turizme verdiği önemin göstergesidir; katma değeri yüksek, ithalata bağımlılığı düşük olan turizm sektörü için bu pay kabul edilebilir değildir. Kültürel üretimi, müzeciliği ve sanat kurumlarını destekleyecek kalemlerin düşük tutulması kültürel mirasın korunması bakımından ciddi bir risk teşkil etmektedir. Unutulmamalıdır ki kültür bir bütçe değil vizyon meselesidir, ne yazık ki bu bütçede böyle bir vizyon görünmemektedir. Ayrıca, iklim değişikliğine uyum, kıyı koruma ve alternatif turizm türleri için herhangi bir ödenek de yoktur. Son dönemlerde turizm sektörünü olumsuz etkileyen nitelikli personel ihtiyacını karşılamak üzere yetiştirme programlarına da yeterli kaynak ayrılmamıştır.

Muhterem milletvekilleri, Bakanlığın en önemli sorumluluk alanlarından biri olan turizmde sayısal veriler büyümekte ancak değer artışı yaratılamamaktadır. Mesela, Türkiye, dünyada en fazla turist çeken 4'üncü ülke iken turizm gelirlerinde 7'nci ülke konumundadır; kişi başına günlük ortalama harcama hâlâ 100 dolar seviyesindedir. Buna karşılık, turizmde rakibimiz olan İspanya'da günlük ortalama harcama 220 dolar, Fransa'da ise 140 dolar civarındadır. Bu tablo, turizmin hâlâ düşük marjlı her şey dâhil sistemine sıkışmasından kaynaklanmaktadır. Her şey dâhil sisteminde ziyaretçiler otellerden dışarı çıkmadan tatillerini tamamlarken yerel esnaf turizm gelirinden yeterince pay alamamaktadır yani her şey dâhil sistemi yerel ekonomiye fayda sağlamamakta, turizmde hacim büyürken değer küçülmektedir. Bu itibarla, İYİ Parti olarak turizm politikalarının odağının artık, sayısal büyümeden ziyade katma değer odaklı bir anlayışa yönelmesi gerektiği kanaatindeyiz.

Muhterem milletvekilleri, turizmdeki bir diğer sorunumuz ise Türkiye'nin pahalılık algısının giderek artmasıdır, bundan dolayı özellikle seçim bölgem Muğla'daki turist sayısının yaklaşık yüzde 5 azalacağı tahmin edilmektedir bu yıl için. Enflasyon ve fiyat artışları bir risk oluşturmaktadır, Bakanlık ise bu konuda kayıtsız durumdadır. Bir başka sorunumuz ise turizm mevsiminin on iki aya çıkarılamamasıdır. Muğla turizmindeki sorunlarımız elbette bunlardan ibaret değildir. Bakanlığın bilgisi ve onayıyla Muğla'nın doğal zenginliklerine zarar veren rant projeleri aralıksız bir şekilde sürdürülmektedir. Bu tablo, kısa vadeli kazançların kültürel ve ekolojik değerlerin önüne geçirildiğini göstermektedir. Bodrum, Marmaris, Fethiye, Dalaman'da gerçekleştirilen lüks konut, otel ve golf sahası projeleri ormanları yok etmektedir ve biyolojik çeşitliliği tehdit etmeye başlamıştır. Zeytinlikler "ekoturizm tesisi" adı altında imara açılmakta, asırlık zeytin ağaçları sökülmektedir. Gökova Körfezi'nde su kalitesi son beş yılda yüzde 20 oranında düşerken turizmi olumsuz etkilemeye başlamış durumdadır. Özellikle Bodrum gibi ilçelerimizdeki su sıkıntısı ve altyapı yetersizliği turizm sektörünü tehdit etmeye başlamıştır. Termik santrallerin yarattığı çevresel kirlilik bölgenin turizm markasını zedelemeye başlamıştır. Tüm bu örnekler sürdürülebilirliğin değil rantın öncelendiğini gösterir hâldedir.

Kültür ve turizmin gelişmesi, güvenliğin ve denetimin sıkı bir şekilde sağlanmasına bağlıdır muhterem milletvekilleri. Bildiğiniz gibi, Kartalkaya'daki otel yangınında maalesef 36'sı çocuk toplam 78 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir. Bu acı olay turizm alanındaki denetimsizlik zafiyetlerini açık biçimde ortaya koymaktadır. Bu elim hadise denetimlerin yalnızca gözleme dayalı yapıldığını ve teknik uzmanların sürece dâhil edilmediğini açıkça göstermiştir. Bütün bunlardan dolayı, İYİ Parti olarak turizm sektöründeki denetimlerin teknik uzmanlıkla, bağımsızlıkla ve şeffaflıkla yürütülmesi gerektiğini düşünmekteyiz.

Muhterem milletvekilleri, öncelikle kültür ve turizm alanlarının, her ne kadar birbiriyle bağlantılı olsa da iki ayrı alan olduğunu ve bu doğrultuda yeni bir yapılanmaya ihtiyaç olduğunu düşünmekteyiz. Bununla birlikte, Bakanlığın kültür politikaları konusunda da birkaç hususu dile getirmek istiyorum. Burada özellikle maddi kültür varlıklarımıza yönelik yapılan restorasyonlardan bahsetmek istiyorum. Zira "restorasyon" adı altında yürütülen birçok proje bilimsel ilkelerden uzak ve aceleci biçimde yapılmaktadır.

Mesela, yakın zamanda Galata Kulesi, Ayasofya, Sümela Manastırı ve Efes Antik Kenti'ndeki restorasyon skandalları bu durumun en çarpıcı örneklerinden bazılarıdır. Koruma ilkelerine aykırı olan bu uygulamalar eserlerin özgün dokusunu geri dönülmez bir biçimde yok etmektedir. Restorasyon ihalelerinde yeterlilik aranmamakta, denetim mekanizmaları işletilmemektedir. Maddi kültür varlıklarımız rant projelerine kurban edilmekte, binlerce yıllık birikimimiz sorumsuzca tahrip edilmektedir. Numunelik olarak bile olsa düzgün yapılan tek bir restorasyon yoktur. Restorasyon çalışmalarının alanında yetkin bilim insanlarının denetiminde ve uluslararası standartlarda yürütülmesi gerekmektedir. Bu sorumsuzluk devam ederse korkarız ki ne turist çekecek eser ne de gelecek nesillere aktarılacak kültür mirasımız kalacaktır.

Muhterem milletvekilleri, kültür politikalarıyla ilgili bir diğer mesele de Kültür Yolu festivalleridir. Bu festival serisi ülke genelinde yaygınlaştırılmıştır ancak bütçe şeffaflığı yoktur. Festivallerin harcamaları, sanatçı ödemeleri ve ihale bedelleri kamuoyuna açıklanmamaktadır; yerel yönetimler sürece dâhil edilmemekte, sanatçılar arasında siyasi ayırımcılık yapılmaktadır. Oysa kültür politikasının amacı propaganda değil toplumun katılımı olmalıdır. Bu sebeple diyoruz ki Kültür Yolu Festivalleri şeffaf ve hesap verebilirlik ilkeleriyle gerçekleştirilmelidir.

Muhterem milletvekilleri, Bakanlığın sorumluluğundaki kültür ve turizm alanlarında o kadar çok problem var ki biz bu kadar kısa bir sürede yalnızca birkaçını dile getirebiliyoruz. Kısaca ifade etmemiz gerekirse Bakanlığın 2026 bütçesi kültürel mirasımızı koruyacak, turizmi çeşitlendirecek ve yerel kalkınmayı destekleyecek bir vizyondan yoksundur. Ne yazık ki bu bütçede sürdürülebilirlik yerine günü kurtarma anlayışı ön planda tutulmaktadır. Unutulmamalıdır ki kültür ve turizm politikalarının tarihî mirasımızı ve doğal zenginliklerimizi koruyarak sürdürülebilir bir şekilde yürütülmesi bir mecburiyettir.

Ayrıca, ekonomik kriz sebebiyle vatandaşlarımızın önemli bir kısmı artık tatile gidememektedir. Yapılan araştırmalara göre her 10 kişiden 6'sı bu yaz tatil yapamamıştır. EUROSTAT verilerine göre ise Türkiye tatil yapamama oranında Avrupa'da 2'nci sırada yer almaktadır. İYİ Parti olarak emekli, genç ve dar gelirli vatandaşlarımızın yılda 1 kez tatile çıkabilmesi için sosyal turizm desteği önerdik ancak bu teklifimiz Cumhur İttifakı oylarıyla reddedilmiştir. Oysa bu tür destekler toplumsal refahı artırır ve ekonomiyi canlandırır.

Saygılarımı sunuyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)