GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 4'üncü Tur Görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:30
Tarih:12.12.2025

YENİ YOL GRUBU ADINA MEHMET ATMACA (Bursa) - Sayın Başkan, kıymetli vekillerimiz, değerli Bakanlarımız; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabii, bu 2 Bakanlığın bana göre en büyük problemi gençliğin ve sporun birleştirilmesi, kültürün ve turizmin birleştirilmesi. Bir kere gelinen sonuçlar bakımından gençliğin ne kadar ihmal edildiği ortada. Bu münasebetle, bu Bakanlığın ayrı bir bakanlık olması şarttır. Sadece gençlik, sporla ilgili bir alan değildir; sosyal, kültürel ve mesleki birçok yönü itibarıyla ayrı bir bakanlık olması gerekir yoksa maalesef gençlik elden gidiyor.

Turizm ve kültür de böyle. Kültür ve Turizm Bakanlığı 2003 yılında birleştirildi malumunuz üzerine. Aslında bu 2 bakanlığın da birbirini denetleyen tarafı olması gerekiyor çünkü turizm geliri elde edebilme adına bütün kültürel ve sit alanlarımızın heba edilmesi riski var ve maalesef bunların bir kısım yansımalarını da görüyoruz. Hâlbuki kültürel ve manevi değerlerimizin gelecek nesillere aktarılmasının bizim en önemli vazifemiz olması gerekiyor. Özellikle geçtiğimiz yıl Millî Parklar Kanunu'nda yapılan değişiklikle korunan alanlarda otel yapımının önü açılmış, kamu yararı gerekçesiyle millî parklara konaklama tesisleri yapılabilmesinin önü açılmıştır. Tabii, bu, aynı alanlarda yaşayan yerli halkın kendi ihtiyacını karşılayabilmesi adına bir çivi çakmasına bile izin verilmezken bir kısım turizm gelirleri elde edebilme adına bu alanların kurban edilmesi kabul edilebilir değildir. Yine, ben, bu 2 Bakanlığın birlikte olmasından kaynaklandığını düşünüyorum; sahillerimizin maalesef bütün vatandaşın malı olması durumunda bile bir kısım turizm firmalarına ve gelirlerine kurban edildiğini görüyoruz. Kıyıların devletin hüküm ve tasarrufu altında olması gerekiyor, Anayasa'mıza göre öyledir ve herkesin eşit ve serbest olarak faydalanması gerekmektedir ama maalesef bir kısım özel firmalara ve bir kısım turizm gelirlerine kurban edilişini görmekteyiz. Çok fazla sahil şeridinde ya halkımızın girişi engellenmiş ya da para karşılığında girmeye zorlanmıştır. Bu tür kültürel ve tarihî değerlerimizin turizm gelirine kurban edilmesini doğru bulmuyorum. O yüzden, bu 2 Bakanlığın kesinlikle ayrılması ve gerçek anlamda kültürel değerlerimizi savunacak ve koruyacak bir müessesenin oluşturulması önemli.

Dikkatinizi çekmek istediğim başka bir konu var. Müze ve ören yerlerinin bilet sisteminin SICPA'ya ihale edilmesi. Kültür ve Turizm Bakanlığının 2018 yılında gerçekleştirdiği son derece kritik bir ihale bu. Müze ve ören yerleri için düzenlenen biletlerin tasarlanması ve veri güvenliğinin İsviçre merkezli Yahudi bir şirkete ihale edilmiş olması kabul edilemez. Türkiye'nin kültürel mirasına ilişkin stratejik verilerin müze ve ören yerlerine ait tüm biletleme altyapısının yabancı bir şirkete verilmiş olması, özellikle İsrail'in Gazze'de yapmış olduğu bu zulme destek veren bir firmaya verilmesi kabul edilebilir değil.

Yine, kısa bir problemi paylaşmak istiyorum: Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı Türkiye Bursları Programı kapsamında Türkiye'de öğrenim görme adına burs kazanma hakkı kazanmış 400 civarında Gazzeli kardeşimiz var ama maalesef oradaki zulümden ötürü bu kardeşlerimiz buraya gelip gidemiyor. Bu konuya Bakanlığın el atmasını ve yardım etmesini bekliyoruz.

Teşekkür ediyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)