GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 4'üncü Tur Görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:30
Tarih:12.12.2025

YENİ YOL GRUBU ADINA MEHMET KARAMAN (Samsun) - Sayın Başkan, Kıymetli Bakan, değerli milletvekilleri, aziz milletimizin kıymetli evlatları ve değerli gençlerimiz; sizleri hürmet ve muhabbetle selamlıyorum.

2026 yılı Gençlik ve Spor Bakanlığı bütçesinin milletimiz ve özellikle gençlerimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.

Rahmetli Erbakan Hocamız şöyle derdi: "Genç, ideali için çalışandır ama ideal tek başına yetmez; ideal için zemin gerekir, ideal için adalet gerekir, ideal için umut gerekir ve o zemini kurmak devletin asli görevidir." Bugün burada yalnızca rakamları değil bir nesle nasıl baktığımızı konuşuyoruz yani bugün burada bir bütçe değil bir gelecek oylanmaktadır. Bakanlığın 2026 bütçesi yaklaşık 300 milyar liradır ama bu bütçede gençliğe ayrılan pay sadece yüzde 4,7; bağımlılıkla mücadeleye ayrılan pay sadece yüzde 0,02 yani binde 2'nin bile altında. "Bu yüzdeyle uyuşturucu bağımlılığı yok algısı mı oluşturulmak isteniyor?" diye millette de bir algı oluşturulmuş oluyor, bunu da dikkatlerinize sunuyorum.

Gittiğimiz her ilde uyuşturucunun artık ilkokul çağlarına kadar yayıldığını herkesten duyuyoruz. Bu ne demektir? Bu, gençliğin öncelik olmadığını gösterir; bu, bağımlılıkla mücadelenin vitrin süsü yapıldığını gösterir. Rakam büyüyor, vicdan küçülüyor, tablo şişiyor, içerik eriyor. Bugün karşımızda olan bütçe görünürde büyük, içerik de zayıf, ruh itibarıyla sorunlu bir bütçedir. Bütçenin yaklaşık yüzde 76'sı cari transferlerdir yani üretim yok, dönüşüm yok, inşa yok. Sadece aktarma var, para dolaşıyor ama umut üretmiyor. Devlet yalnızca para dağıtarak gençlik politikası yapamaz. Gençlik parayla değil istikametle inşa edilir.

Sayın Başkan, bağımlılık artık tali bir mesele değildir. Bağımlılık bir beka meselesidir. Uyuşturucu, yasa dışı bahis, dijital bağımlılık; 3'ü de farklı kapıdan giriyor ama aynı yeri yakıyor, gençliğin kalbini yapıyor. Buna karşı ayrılan pay 300 milyarlık bütçede sadece 59 milyon lira. Bu rakamla mücadele edilmez, bu rakamla sadece rapor yazılır, bu rakamla sadece vitrin hazırlanır. Bağımlılıkla mücadele sadece polisiye tedbirlerle de olmaz. Bağımlılık ahlaki boşlukta büyür, bağımlılık değersiz bırakılan gençlikte kök salar. Bağımlılığı cezayla değil değerle yenebilirsiniz. Ahlak olmadan tedavi kalıcı olamaz ama bu bütçe ahlaka neredeyse sıfır ayırmıştır.

Değerli milletvekilleri, Spor Toto üzerinden dönen bahis gelirleri milyarları bulmaktadır, Gençlik ve Spor Bakanlığı bütçesinin önemli bir kısmı da doğrudan veya dolaylı biçimde bahis gelirleriyle finanse edilmektedir. Burada çok ağır bir çelişki vardır. Bir yanda "Bağımlılıkla mücadele ediyoruz." diyen bir Bakanlık, diğer yanda faaliyetlerini bahis gelirleriyle çeviren bir finansman sistemi yani bağımlılıkla mücadele edecek Bakanlığın kendisine de bağımlı; o yüzden şunu açıkça söylüyoruz: Bağımlılık üreten kaynaktan ahlaklı bir nesil yetişmez, helal olmayan bir gelirle spor ahlakı inşa edilmez, çürük zeminde sağlam bina olmaz. Biz yıllardır uyarıyoruz, ahlak yoksa kalkınma da yoktur, maneviyat yoksa medeniyet de yoktur. Bakınız, bugün gençlik politikaları gençliği sadece KYK öğrencileriyle sınırlayan dar bir çerçeveye sıkıştırılmıştır ama Türkiye gerçeği şudur: 15-24 yaş arası gençlerin yaklaşık yüzde 23'ü ne eğitimde ne istihdamda ne de sosyal hayattadır. OECD ortalaması ise yüzde 13'tür yani her 4 gencimizden 1'i sistem dışındadır. Bu genç ne devletten ses duymaktadır ne kurumdan kapı bulmaktadır ne de geleceğe dair umut kurabilmektedir. Bu gençleri görmeyen bir politika gençliğe değil sadece masadaki dosyalara hitap eder. Gençlik merkezlerinin gönüllülük programlarının, kampların ulaştığı genç oranı binde 1'in bile altındadır. Bu tablo bize şunu söylüyor: Devlet gençliğe ulaşamıyorsa gençlik devletten kopar. Bakanlık bütçesinin dörtte 3'ünden fazlası KYK ve yükseköğretim harcamalarına ayrılmıştır ama buna rağmen gençler geçinemiyor, gençler barınamıyor, gençler okurken çalışmak zorunda kalıyor. Bugün burs ve kredi 3 bin Türk lirasıdır ama 2014'te 300 lira olan burs 137 dolardı, bugün 3 bin lira olan burs sadece 70 dolardır yani öğrencinin alım gücü yarıya indirilmiştir. Kredi yurtlarda doluluk oranı yüzde 98'dir, büyük şehirlerde fiilen yüzde yüzdür. Özel yurt ücretleri 20-30 bin liraya kadar çıkmıştır. Bu rakamlar öğrenciler için erişilebilir değildir. Yurt bulamayan, bursla geçinemeyen bir genç sadece eğitimi değil umudunu da kaybetmektedir. Gençleri borçla okutan bir sistem geleceği borçlandırır, borçla büyüyen gençlik yalnızca kaygıyla yaşar.

Değerli milletvekilleri, spor yalnızca vitrin kulüplerinin oyuncağı değildir; spor halk sağlığıdır, spor ahlaktır, spor disiplindir. Türkiye'de lisanslı faal sporcu oranı yüzde 10, düzenli spor yapan nüfus ise yüzde 4'tür, OECD ortalaması yüzde 40'tır yani biz spor yapamayan bir toplum hâline geliyoruz. Spor bütçesinin sadece yüzde 3'ü halk sporuna ayrılmaktadır. Bu, şu demektir: Halka spor yok ama rant projelerine kaynak çoktur. Halk sporuna yatırım yapmayan bir ülke hastanelerine yatırım yapmak zorunda kalır. Bugün obezite, diyabet, kalp hastalıkları artıyorsa bunun temel sebeplerinden biri de budur, bölgesel eşitsizlik de cabasıdır. Bazı illerde dev tesisler yükselirken, bazı bölgelerde çocuklar hâlâ toprak sahalarda top oynamaktadır. Bu, sadece sportif değil sosyal bir adaletsizliktir. Sayıştay raporları da yıllardır uyarıyor; standart muhasebe sistemi yok, dijital altyapı parçalı, il müdürlükleri kendi kafasına göre sistem kuruyor; bu tabloya yönetim değil keyfîyet denir.

Kredi ve Yurtlar Kurumunda uygunluk denetimi yapılmadan burs verilen örnekler de vardır. Hazine yardımlarında 24 milyar lirayı bulan kaynak vardır ama hangi kritere göre yürütüldüğü net değildir; Sayıştay raporlarından okuyorum bunu. Denetimin olmadığı yerde liyakat susar, torpil konuşur, adalet zedelenir. Aynı şartlarda iki öğrenciden biri denetlenip diğeri kayrılıyorsa bunun adı adaletsizliktir. Sistem olmadan, hedef ve yöntem olmadan başarı olmaz, sistemde spora gönül vermiş işinin ehli ve gayretli insanlar olmadan olmaz.

Sayın Bakan, iki yıl önce spor uzmanı ve antrenör alımı müjdesi verdiniz; iki yıl geçti, hâlâ bunu yapamadınız. Spor liyakatli kimseler olmadan gelişmez ve büyümez. Gençlerimizi ve geleceğimizi düşünüyorsanız spor uzmanı ve antrenör kardeşlerin atamalarını bir an evvel yapınız.

Kıymetli arkadaşlar, gençlik sadece et ve kemik değildir, gençlik sadece diploma da değildir; gençlik ruh ve ahlaktır ama bütçede değerler eğitimi yok, ahlak eğitimi yok, toplumsal sorumluluk yok denecek seviyededir. Taş yapılır, bina yapılır, tesis yapılır ama insan inşa edilmezse o binalar boş kalır. Gençlik bugün para değil istikamet aramaktadır, gençlik bugün lüks değil adil bir düzen aramaktadır. Bu bütçe gençliği öncelemeyen, bağımlılıkla mücadelede yetersiz, spor politikalarında halktan kopuk, denetimde sorunlu, ahlak ve maneviyatta zayıf bir bütçedir. Kaynaklar adil dağıtılmadıkça, israf engellenmedikçe, ahlak siyasetin merkezine alınmadıkça bütçe büyür, gelecek küçülür. Biz geleceğin bir kalem olarak değil milletin emaneti olarak görülmesini istiyoruz. Gençliğin ihmal edildiği bir bütçe, geleceğin ipotek altına alındığı bir bütçedir. Bir milletin asıl gücü tankı, tüfeği değil imanlı ve ahlaklı gençleridir. Bakın, bu gençliğimiz Samsun'daki Fikir Duvarı'nda neler yapmak istemişler: "İşsiz ev gençlerine çare bulurdum." "İnsanların korkmadan fikrini savunabileceği bir ülke isterdim." "İşe alımda adaleti sağlardım." "Adaletin tesisi için çalışmalar yapardım." "Zulüm gören ülkelerin kurtarılması için çalışmalar yapardım." diye yazmışlar.

Görüşmekte olduğumuz bütçenin de bu amaçlara yönelen, israftan uzak, adil ve hayırlı hizmetlere vesile olacak bir bütçe olmasını temenni ediyor; yüce Meclisi, aziz milletimizi ve sevgili gençlerimizi saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)