GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 3'üncü Tur Görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:29
Tarih:11.12.2025

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, sayın bakanlar, sayın bürokratlar; hepinizi selamlıyorum.

Evet, böyle gün sonu esnafın Z raporu alır gibi bir hâlimiz var bizim, Grup Başkan Vekillerinin oysa gün içinde de siyaset devam ediyor. Dolayısıyla, bununla ilgili de belki söz kurmamız gerekiyor ama bir telaş, bir acelecilik nedense bu bütçe döneminde karşımıza çıkıyor oysa bugün önemli şeyler oldu. Merkez Bankası 150 baz puan faizleri indirdi; aslında bu indirim bile bu dezenflasyon programının ne kadar başarısız olduğunu gösteriyor çünkü dünyada hâlâ en yüksek enflasyon, en yüksek faiz oranı bizde. Dolayısıyla, Merkez Bankasının faizleri enflasyona yakın bir orana indirememesi bile durumun ne kadar kötü olduğunu gösteriyor.

Ayrıca, yine, bugün Türkiye'de asgari ücret konuşuluyor ama burada Türkiye'nin bu kadar önemli gündemlerine değinme olanağı olmuyor.

Sayın Kacır, sizinle başlamak istiyorum; Sanayi ve Teknoloji Bakanısınız ve yanınızda Millî Savunma Bakanı oturuyor. Bu iki Bakanlık neden yan yana oturuyor? Neden mesela yanınızda Sağlık Bakanı yok? Oysa Türkiye'de özellikle sağlık sorununun çözümünde Teknoloji Bakanlığının ne kadar önemli bir rolü olabilirdi ama siz Savunma Bakanıyla yan yanasınız. Bu yan yanalık bir tesadüf değil, aslında bir zihniyeti bize gösteriyor ya da neden Eğitim Bakanı yanınızda değil? Değil mi, yeni nesillerin yetişmesinde teknoloji, bunlar önemli başlıklar ya da Tarım Bakanı olabilirdi yanınızda. Bakın, Bakanlığınıza bağlı birçok tarımsal alanla ilgili birim var ama siz Savunma Bakanıyla yan yanasınız çünkü sizin teknolojiye yaklaşımınız militarist bir yaklaşım, konuşmanızda da bunu bütün ayrıntılarıyla gördük, o kadar iştahlı konuşuyordunuz ki savunma sanayisiyle ilgili teknolojik gelişmelere. Oysa Türkiye'nin önceliği silah olmamalı, bu militarizm olmamalı. Dolayısıyla esas performansı ekonomide, toplumda arayacağımız şey tarım, eğitim, sağlık olması gerekirken, teknolojinin bu meseleleri önemsemesi gerekirken füzeyi havadan havaya nasıl atarız hikâyesi bizim için bir başarı öyküsü. Oysa bu kadar militarist bir akılla yaklaşan bir teknoloji ister istemez ekonomide de karşımıza bu denli büyük sorunların çıkmasına neden oluyor.

Sayın Bakan, bakın, "Yeşil Dönüşüm" diyorsunuz, bu anlayışla Yeşil Dönüşüm nasıl olacak? Örneğin, biz sanayinin yapısına dönüp baktığımızda hiç de öyle bir yeşil rengi yok, simsiyah. Dolayısıyla iklim karşıtı, ekoloji anlayışından yoksun bir sanayi anlayışı hâlâ hâkim. Örneğin, Türkiye'nin Endüstri 3.0 kodlarıyla sanayi üretimi ağırlığını koruyor. Oysa Endüstri 5.0 konuşuluyor dünyada fakat bunu sadece silah sanayisine sıkıştırırsanız buralarda tabii ki yol almamız mümkün değil.

Bölgesel eşitsizlikler o kadar örnek verildi size, siz Urfa'nın ihracatına kafayı takmışsınız. O aslında bir şekliyle egzajere ederek bir konuyu dile getirmekti, dolayısıyla bir metafordu ama sizin övündüğünüz rakam aslında bize başka bir gerçeği gösteriyor.

Sayın Bakan, büyüme rakamlarına baktınız mı? Türkiye'nin son büyüme rakamlarında tarım yüzde 13 gerilemiş. Büyümeyi forse eden sektör inşaat sektörü, sanayi ve teknoloji değil; dolayısıyla da aslında sıkıntının yattığı yerler buralar. Buralara yoğunlaşmak gerekirken siz özellikle bu gelişmeleri silah sanayisine, teknolojik gelişmeleri giderek daha fazla militarist bir aklın içine taşıyorsunuz ki bu kabul edilebilir değil.

Sayın Güler, size geçmeden önce bir rakama daha değinmek istiyorum. Bir de 6 bin kadın girişimciye olanak sağladığınızı söylediniz. Bu ülkede kadın yoksulluğu rakamına, kadın işsizliği rakamına ve kadınların şu andaki sosyal yaşamdan dışlanma rakamlarına baksanız bu 6 bin rakamı övünülecek bir rakam değil. Elinizdeki kaynağın büyük bir çoğunluğunu o cari harcamalar ile silaha aktarıyorsunuz. Oysa bu alanlara daha çok kaynak ayırsanız belki de toplumsal barış adına çok daha önemli bir adım atmış olursunuz.

Sayın Güler, tabii, böyle bir Teknoloji Bakanı yanınızda oturunca işleriniz kolaylaşıyor çünkü daha fazla militarist şeyi oradan dinledik ama sizi de dikkatle dinledim, özellikle güvenlik mimarisinden bahsettiniz. Evet, önemli fakat biliyorsunuz ki "güvenlik mimarisi" denince bizde aklımıza ilk gelecek şey NATO. Dolayısıyla, biz bir NATO üyesiyiz. NATO'nun güvenlik mimarisine şöyle tarihsel olarak bakarsanız en önemli şeylerden biri soğuk savaş dönemi güvenlik mimarisiydi. Biz o dönemde izlediğimiz politikalarla başımıza ne işler açtığımızı biliyoruz. Ondan sonra, NATO, soğuk savaştan sonra güvenlik mimarisi olarak karşımıza neyi getirdi? Jandarma devlet güvenlik mimarisini getirdi ve bütün Orta Doğu başta olmak üzere bütün dünyayı terörize etti. Hani sürekli "terör, terör, terör" diye anlatıyorsunuz ya, tam da güvenlik mimarisinin ürettiği bir şeydir. Neden-sonuç ilişkilerine baktığınızda bu karşınıza çıkar ve 90'lardan itibaren bütün dünyayı kapladı. Bunun da bedeline en çok Orta Doğu katlandı, Irak katlandı, Suriye katlandı, Türkiye katlandı, Filistin katlandı. Şimdi, yeni bir güvenlik mimarisi inşa ediliyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Biz farkında olarak ya da olmayarak bu güvenlik mimarisinin bir parçasıyız yani biz kendi güvenlik mimarimizi filan inşa etmiyoruz. Bakın, Orta Doğu'da aldığımız pozisyon, Filistin meselesi, diğer bütün her şeyi yan yana koyduğunuzda bu güvenlik mimarisinin bize güvenlik sağlamayacağı ortada.

Trump ne dedi? "Artık adı 'Savunma Bakanlığı' olmayacak, 'Savaş Bakanlığı' olacak." dedi. Oysa savunma, bir kamu hizmetidir, bir kamu hizmeti olarak üretilmesi gerekir yani bir ülkenin yurttaşlarının gerçek anlamda bir savunma hizmetine sahip olması arzulanır ve bu kapsamda güvenlikten bahsedilir. Oysa savaş bakanlığı aklıyla yapılandırılan bir güvenlik mimarisinin içinde yer alacaksınız bir süre sonra siz de çıkıp şunu söyleyebilirsiniz: "Bakanlığımızın adını değiştirelim, artık 'savunma' değil 'savaş bakanlığı' olsun." diyebilirsiniz. Neden?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Çünkü bütün yaklaşım, Orta Doğu'ya yaklaşım ve bugün dünyada bütün gelişmelere yaklaşım eğer bu anlayışla devam ederse dolayısıyla siz de adınızı değiştirmek istersiniz.

YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - YPG'ye verilen silahlara da...

SELCAN TAŞCI (Tekirdağ) - 130 milyon dolar...

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Şimdi, dönüp baktığımızda, konuşmanızda özellikle Suriye'yle ilgili önemli bir kısım vardı. Şimdi, bizim için "güvenlik" dediğimiz mesele, her şeyden önce Kürt meselesinin demokratik çözümüne bağlı olarak Türklerin ve Kürtlerin birlikte var edeceği politika, dış politika ve gerçek anlamda bir güvenlik mimarisine bağlı. Dolayısıyla biz SDG'ye bakarken artık bu yeni dönemde bir müttefik gözüyle bakabilmeliyiz, bakabilmeliyiz ki gerçekten güvenlik mimarisini inşa edelim. "SDG silah bıraksın." "Yok, şöyle olsun, böyle olsun." SDG'nin silah bırakmasını Suriye iktidarı istemiyor ki siz neden istiyorsunuz?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Dolayısıyla onlar bir entegrasyon yürütüyorlar, orada bir müzakere yürüyor. Biz, bu müzakereyi özellikle Türkiye'nin toplumsal barışı, refahı için neden desteklemiyoruz da sürekli olarak bu müzakerenin karşısına çıkıyoruz? Şu anda Suriye'deki merkezî hükûmet ile SDG arasındaki görüşmeler, 10 Mart mutabakatı... Kaldı ki Sayın Cumhurbaşkanı da bu konuda olumlu görüş açıkladı. Şimdi, siz bir iktidarsınız, iktidarın başındaki görüşle neden çelişiyorsunuz? Biz burada anlamakta zorlanıyoruz. Dolayısıyla acaba bu kadar özerk misiniz?

Bunların hepsini bir bütün olarak değerlendirdiğimizde, güvenlik mimarisinden tutun da SDG meselesine...

YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - SDG silah bıraksın, bırakmadığı müddetçe terörist muamelesi görecek.

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - ...Suriye meselesine, Irak'a kadar aslında bu konseptin artık bugünün koşullarında bir barış aklıyla, bir kamusal akılla, bir toplumsal yarar aklıyla üretilmesi gerektiğine inanıyoruz.

Teşekkür ederim.