GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 3'üncü Tur Görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:29
Tarih:11.12.2025

DEM PARTİ GRUBU ADINA FERİT ŞENYAŞAR (Şanlıurfa) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

GAP Bölge Kalkınma İdaresi bütçesi hakkında söz almış bulunmaktayım. Ekranları başında bizleri izleyen halkımızı ve cezaevinde barış ve demokrasi mücadelesi veren bütün yoldaşlarımızı saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)

GAP, 1989 yılında hazırlanan master planla, Yukarı Mezopotamya olarak bilinen Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin tarım, sanayi, ulaştırma, eğitim, sağlık yatırımlarını içine alan bir bölgesel kalkınma projesi olarak kuruldu. GAP kapsamında, enerji yatırımları yüzde 94 oranında tamamlandı, tarımsal sulama yatırımları yüzde 63 seviyelerinde kaldı. Burada, sınıfsal politik bir tercih bulunuyor. Barajlar, hidroelektrik santralleri yani rantı, parayı getiren projeler hızla tamamlandı. GAP'la 1,8 milyon hektar arazinin sulanması hedeflenmişken tarım arazilerinin üçte 1'i hâlâ sulamaya muhtaç, kuru tarım yapılıyor.

Güneydoğu halkı yıllardır kalkınma masallarını dinledi ama kalkınma bir türlü sağlanamadı. "GAP kapsamında 3,8 milyon kişiye istihdam sağlanacak." denmişti, oysa GAP'ın kalbi olan Urfa'da nüfusun dörtte 1'i hâlâ mevsimlik tarım işçisi olarak çalışmak zorunda kalıyor.

Urfa'nın Hilvan, Siverek ve Viranşehir ilçelerinde yıllardır bitirilmeyen projeler yüzünden çiftçiler suya muhtaç. Fıstık üretiminin yoğun yapıldığı Bozova, Halfeti, Birecik'ten Fırat Nehri geçiyor, bölgede kırk yıllık fıstık ağaçları susuzluktan kuruyor. GAP kapsamında yapılan devasa barajlarla bir yandan elektrik üretiliyor, öbür yandan Urfalı çiftçiler sulama için elektriğe dünyanın parasını ödüyor. Trafolar yetersiz; uzun süre yaşanan elektrik kesintileri yüzünden verim düşüyor, mahsuller kuruyor. GAP bölgesinde çiftçilerin geliri DEDAŞ'ın elektrik faturalarını karşılamıyor. Su kanalları yoksa elektrikle suyu çek, elektrik pahalıysa borca gir; borç yüzünden elektriğin kesilsin, elektrik kesilince mahsulün kurusun; zararını çıkarmak için mevsimlik tarım işçisi olarak yollara düş ve sonuç bu görseldedir: "Sivas'ta tarım işçilerini taşıyan minibüs devrildi, 4 işçi hayatını kaybetti." Sayın Bakan, bu 4 işçiden 3'ü 12-14 yaşlarında çocuklardı. Burada gelip sermaye odaklı konuşmalar yapacaksınız ama bu mevsimlik tarım işçilerinin sorunlarını bir türlü gündeminize almayacaksınız. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)

Bu kısır döngüyü kıracak olan şey, GAP'ın sulama ayağının bir an önce tamamlanması ve suyun uygun fiyata çiftçilere verilmesidir. AK PARTİ iktidara gelince Cumhurbaşkanı bölge halkına söz verdi ve burada sözünü aynen tekrar aktarıyorum: "GAP'ı en kısa sürede tamamlayacağız. Kimse geçim derdiyle gurbete gitmek zorunda kalmayacak, hatta GAP bittiğinde mevsimlik işçi göçü tersine dönecek." Aradan yirmi üç yıl geçti, GAP bitmedi; bitmediği gibi mevsimlik tarım işçiliği sorunu küçülmek yerine daha da büyüdü.

Türkiye'nin en verimli toprakları GAP bölgesinde yer alıyor. Çiftçiler yeterince bilinçlendirilmediği için topraklar vahşi sulamadan dolayı çoraklaşıyor. Bu yıl yaşanan kuraklıkla GAP bölgesinde üretiminin yoğun yapıldığı mısır, pamuk, buğday ve mercimekte yüzde 30 ve 50'ye varan rekolte kayıpları yaşandı. Bu zor günlerde iktidar yerli üreticiyi desteklemek yerine ithalata başvurdu, mısır ve pamuk üreticisi zarar etti. Yüksek girdi maliyetleri, yetersiz destekler ve ithalat politikaları nedeniyle GAP bölgesinde tarım yapmak her geçen gün zorlaşıyor. Çiftçiler üretemiyor, tüketici pahalıya yiyor, bu süreçte kazançlı çıkan ithalat lobileri oluyor.

Biz DEM PARTİ olarak "Ekmek ve Barış İçin Bütçe" diyerek bir kampanya yürütüyoruz. Bu ülkenin bütçesi savaşa değil halka, ranta değil barışa harcansın. Tarım politikasında neoliberal ve sermaye odaklı model iflas etmiştir. Türkiye'nin artık planlı, halkçı, ekolojik temelli bir tarım modeline geçmesi bir tercih değil zorunluluktur. Küçük üreticiyi merkeze alan, yerli üretimi önceleyen bir anlayışla hareket edilmelidir. Sosyal devlet olmanın gereği olarak çiftçilerin elektrik faturası sübvanse edilmelidir. Suyu, toprağı şirketlerin girdisi olarak değil, geleceğin emaneti olarak görmeliyiz, korumalıyız. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)