GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 3'üncü Tur Görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:29
Tarih:11.12.2025

DEM PARTİ GRUBU ADINA HEVAL BOZDAĞ (Ağrı) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Bakanlar, değerli milletvekilleri, çok değerli halklarımız; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Türkiye'de bugün, iktidar, şimdiye kadar, belki de ne kadar ayrıştıran, ötekileştiren bir dil kullandıysa da halkı birleştirmeyi de başardı aslında; belli konularda şu anda hemfikiriz. Halka sorulduğunda "Ülkenin en önemli meselesi nedir?" diye; bakınız, neredeyse herkesin, içinde çocuklar, kadınlar, gençler, öğrenciler, işçiler, köylü, esnaf, akademisyen, herkesin hemfikir olduğu şeylerden biri geçim sıkıntısı, hayat pahalılığı, yoksulluk; bir diğeri eşitsizlikler, demokrasinin olmaması. Yine hemen hemen herkesin hemfikir olduğu bir konu; bu ülkede adalet yok.

Yine hemen hemen herkesin hemfikir olduğu bir konu; liyakatsizlik ülkenin en önemli sorunlarından biri olarak görülüyor. Daha ortaöğrenim sıralarında gençler eğitimde fırsat eşitsizliği ve birçok olanaksızlığın yanında bir de bu durumun farkındalar ve onlar açısından bu ciddi bir motivasyon kaybı. Emeğin, çalışmanın karşılığının olmadığı duygusu, "Okusak bile ya mülakatlarda eleneceğiz ya da hak ettiğimiz mevkilerde olamayacağız." düşüncesi gençlerin büyük çoğunluğunda var. Nepotizm, ahbap çavuş kayırmacılığı, haksızlıklar gençlerin hepten umutlarını yitirmesine neden olmuş durumda. Bugün liyakat artık bir kriter olmaktan çıkmış, daha doğrusu biat ve sadakatin adı liyakat olmuş, nitelik aranmaz olmuş. Bilim Akademisinin 2023-2024 Akademik Özgürlükler Raporu, Türkiye'nin niteliği değil niceliği ölçüt aldığını ifade ediyor.

Yükseköğrenim kurumu sayısı arttı, öğrenci sayısı arttı, öğretim üyesi sayıları da bayağı artmış durumda ama dünya üniversiteleri içerisinde ilk bine girmek hâlâ mesele. 2018 yılından beri rektörlerin doğrudan Cumhurbaşkanı tarafından atanıyor olması, kurumsal özerkliğin ve bağımsızlığın kalanını da yok etmiş durumda. Üniversiteler bugün bilimden uzaklaşmış, öğrenciler ise barınma ve beslenme sorunlarıyla uğraşmakta. Türkiye, akademik özgürlüklerin en çok kötüleştiği 10 ülke arasında, en alt yüzde 10'luk dilimde Afganistan'la yer almakta; Avrupa Üniversiteler Birliğinin 2023 yılı Üniversite Özerklik Raporu'nda ise sondan 2'nci sırada.

OHAL döneminde çıkarılan KHK'ler, yüzlerce akademisyenin ihraç edilmesi, artan baskılar, ifade özgürlüğü kısıtlaması, eğitim ve iş güvencesinin olmaması insanların ülkeyi terk etmesine neden oldu. Barışı, demokrasiyi savunmanın, özgür düşünmenin suç olduğu bir atmosferde, bilimsel desteklerin bile belli çevrelere verildiği bir üniversitede bilim yapmak, hele de politik baskılarla bunu sürdürmek imkânsız durumda.

İnsana ve doğaya dair merakımıza, yeni bilgiye ayırdığımız kaynaklar ise çok kısıtlı. 2025 itibarıyla araştırma geliştirmenin millî gelir içindeki payı 1,46 olmuş, OECD ülkeleri ortalamasının yarısı kadar. Kamu sektörünün AR-GE araştırmalarındaki payı üçte 1'e düşmüş durumda, AR-GE özel sektöre terk edilmiş. 2024'te üniversite bütçelerinin yalnızca yüzde 4,8'i araştırmaya ayrılmış durumda.

"Akademik yayın sayısı artık çok yükseldi." diyorsunuz ama atıf sayısını hiç ifade etmiyorsunuz. Yayın yapmanın ticari bir yanı da oluşmaya başladı. Karşılığını verdiğiniz zaman kriterleri oluşturmak ve kariyer basamaklarını tırmanmak hiç de zor değil. Bilimsel üretim niteliksiz kılınmıştır, TÜBİTAK gibi bir kurum niteliksiz kılınmıştır. Bilim Kurulu ve Başkanlığı siyasi yakınlıkla belirlenir olmuş, proje desteklerinde bilimsel ölçütler yerine ideolojik yakınlık belirleyici olmuştur. Geleneksel ve tamamlayıcı tıp gibi projelere destek verilir, bilim hacamat ve sülük tedavisinde aranır olmuştur.

Tüm bu saydıklarımıza ek olarak genç işsizliği, düşük ücretli, güvencesiz iş yaşamı, toplumsal politik baskılar, kimliksizleştirme, geleceksiz kılma, nefret ve ayrımcılık, cinsiyetçilik, ifade özgürlüğüne yönelik baskılar; özcesi, özgür ve güvenceli bir yaşam arayışı da eklenince gençler umudu dışarıda aramak zorunda kalıyorlar ve sadece beyin göçü değil, bu ülkede eğitim fırsatını dahi yakalayamamış çok daha fazla genç, yoksulluk, işsizlik, eşitsizlik ve hukuksuzluklar nedeniyle ülkeyi terk ediyorlar. Tüm bu gidişatı tersine çevirmek ise mümkün. Sorunu doğru temelde ele almak çözüm olanaklarını zaten sunacak.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HEVAL BOZDAĞ (Devamla) - Bu ülkenin barışa, demokrasiye, eşitliğe, liyakate, bir yeni toplumsal hukuka ihtiyacı var; özgür düşünmeye, özgür üniversitelere, barışı ve demokrasiyi kalıcı kılacak yeni bir sözleşmeye ihtiyacı var.

Teşekkür ederim. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)