GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 3'üncü Tur Görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:29
Tarih:11.12.2025

DEM PARTİ GRUBU ADINA SABAHAT ERDOĞAN SARITAŞ (Siirt) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, Değerli Bakanlar; bizlerin bütçesini konuştuğumuz değerli halkları ve cezaevlerinde siyasi rehine olarak tutulan siyasi tutsakları saygıyla selamlıyorum.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının bütçesini konuşurken bilimin ve teknolojinin baş döndüren hızından bahsederken konuşmama, bu konuda uzun yıllar önce bugünü, bu durumu muazzam bir metaforla anlatan Kanadalı düşünür Marshall McLuhan'ın sözüyle başlamak istiyorum: "Dünya küresel bir köydür." diyordu McLuhan. Bu söz, bugün artık bir metafor olmanın ötesinde artık bize şunu anlatıyor: Toplumların dijital ilerleyişini sağlayacak olan şey bilimsel özerklik ve kamusal liyakattir. Ancak önümüzde duran 2026 yılı Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı bütçesi, özellikle TÜBİTAK'ın son yıllardaki yapısal dönüşümü dikkate alındığında bu geleneğe hazırlanmadığımızı acı bir şekilde göstermektedir. TÜBİTAK'ın geleneği, 2000'li yılların ortasından itibaren ciddi sarsıntılar yaşamaya başladı. 2024'te başlayan yönetim değişiklikleri, 2008'de kurum yapısının yeniden düzenlenmesi ve 2011'de bağlı enstitülerin kapatılması yalnızca idari kararlar değil Türkiye'nin bilimsel omurgasında kalıcı hasarlar bırakan siyasal müdahalelerdir. Zaman içinde TÜBİTAK'ın bilimsel niteliğini belirleyen en temel unsur olan liyakat ilkesi yerini sadakat ilişkisine bırakmıştır. Bu siyasal dönüşümün en görünür sonucu, bilimsel üretimdeki gerileme ve kamusal şeffaflık kaybıdır. TÜBİTAK bütçesi bugün milyarlarca liralık bir büyüklüğe ulaşmasına rağmen bu bütçenin hangi projelere, hangi bölgelere, hangi kurumlara nasıl dağıtıldığına ilişkin kolay erişilebilir etkin bir izleme mekanizması hâlâ yoktur. Değerlendirme süreçleri kapalı, ret gerekçeleri çoğu zaman belirsizdir. Fırsat eşitliği özellikle taşra üniversiteleri için giderek zayıflamaktadır.

Bunun yanında, TÜBİTAK'ın desteklediği programların niteliğinde ciddi yön değişimleri yaşandı. Zamanla bilimsel yayınların içeriğine müdahaleler, genç araştırmacıların geleceğini daraltan ideolojik bariyerler ortaya bir nitelik sorununu da koymuş oldu. Dahası, geleneksel ve tamamlayıcı tıp projelerine verilen ölçüsüz destek onları bilimsel çerçeveye oturtmak yerine siyasi bir araç hâline getirmiştir. Bu tercih yalnızca bilimsel gerilemeyi değil aynı zamanda kamu sağlığında da kaygı uyandıran sonuçlar doğurmuştur. Bilimin evrensel standartları bellidir; eleştirel düşünce, yöntemsel doğruluk, kuramsal özerklik, bağımsız değerlendirme ve topluma hesap verme. Bugün TÜBİTAK, bu ilkelerin önemli bir kısmıyla arasına mesafe koymuş durumdadır. O kadar ki ulusal yarışmalarda desteklenmeyen bazı öğrencilerin uluslararası arenada ödül kazanması iddiaları gündeme gelmiştir.

Biz, bu vesileyle, Sayın Bakana da bu konuyu sormak isteriz: TÜBİTAK'ın reddedip uluslararası arenada derece alan proje var mıdır? Gerçi, Sayın Başkan, çok dinlemiyor beni Sayın Bakan ama ben yine de sormuş olayım.

Değerli milletvekilleri, 2026 yılı bütçesi yalnızca parasal bir plan değildir; Türkiye'nin bilimsel yönünün, dijital dönüşüme verdiği yanıtın, gençlere sunduğu geleceğin belgesidir. Eğer TÜBİTAK, siyasetten arındırılamaz, şeffaflık artırılamaz, evrensel bilim standartlarına tam uyum sağlanamazsa bu bütçe, yalnızca rakamların yer aldığı bir kâğıt olmaktan öteye geçmeyecek ve Türkiye, küresel köyde kendi sesini değil başkalarının hızını izleyen bir ülke hâline gelecektir.

Bu bütçeyi, bilimsel bir perspektifle yeniden düzenlemek zorundayız çünkü bilim, bir iktidarın değil toplumun, gençlerin ve insanların ortak geleceğidir. Eğer böyle devam edersek biz ancak uzaya turist göndermekten öteye gidemeyeceğiz Sayın Başkan.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)