GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 3'üncü Tur Görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:29
Tarih:11.12.2025

DEM PARTİ GRUBU ADINA ÖZNUR BARTİN (Hakkâri) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; siyasi iktidarın sanayi vizyonu KOBİ'leri sadece birer figüran olarak görmekten ibarettir. KOSGEB'in stratejik belgelerinde KOBİ'lerin global dinamiklere uygun olarak desteklendiği iddia edilse de masadaki sayılar bu sözlerin ne kadar boş olduğunu kanıtlıyor. Bakanlığın kendi verilerine göre KOBİ'lerin mali ve mali olmayan şirketler AR-GE harcamalarındaki payı yalnızca yüzde 30'dur. Daha da vahimi KOSGEB'in tüm destekleri içinde orta yüksek ve yüksek teknolojili işletmelere yapılan desteklerin payı 2024'te yüzde 30,7 iken 2026 hedefi yüzde 27'ye gerilemiştir. Sayın Bakan, KOBİ'lerin yüksek teknolojili üretimdeki payı neden sürekli düşmektedir? Yüz binlerce KOBİ döviz kurunun, yüksek enerji maliyetlerinin ve finansmana erişimdeki zorlukların altında ezilerek nefes almaya çalışırken KOBİ kredilerinin toplam kredi hacmindeki payı yüzde 23,4'ten yüzde 17,6'ya düşmüştür. Sanayi sitelerinde üretim maliyeti 2024 boyunca yüzde 68 artmıştır. Tüm bu zorluklara rağmen KOSGEB'in 2026 yılı için KOBİ ve girişimciliğe ayırdığı yatırım ödeneği sadece 106 milyon TL'dir. Bu, Türkiye'nin en temel üretim gücü karşısında âdeta bir hakaret, bir göz boyama çabasıdır.

Ve elbette, bu bütçe, bölgesel adaletsizliğin de bütçesidir. KOBİ desteklerinin sektörel ve bölgesel dağılımında hangi somut ölçütlerin esas alındığı muğlak iken siz ülkenin en çok kalkınmaya ihtiyacı olan bölgelerini kasıtlı olarak ihmal ediyorsunuz. Bakanlığın kendi hazırladığı SEGE 2025 Raporu'na göre en son sıralarda yani en az gelişmiş bölgeler arasında Ağrı, Muş, Şanlıurfa, Şırnak, Hakkâri, Siirt, Bitlis, Van, Mardin, Kars, Bingöl, Adıyaman, Ardahan, Batman, Dersim ve Amed yer alıyor. Bu liste cumhuriyet tarihi boyunca değişmeyen bir döngünün kanıtıdır. 1967'den 2025'e kadar bu kadim kentler SEGE listelerinin hep en alt sıralarına mahkûm edilmiştir. 2025'te Hakkâri 81 il içerisinde 77'nci sırada yer almaktadır.

Değerli halklarımız, bu tablo, sadece bir ekonomik geri bırakılmışlık değil bu bir sosyal mühendislik projesidir tıpkı İngiliz Filozof Jeremy Bentham'ın tasarladığı "panoptikon" hapishane modeli gibi. "Panoptikon" bütünü gözetlemek anlamına gelir; ortasında bir nöbet kulesi, etrafında dairesel çizilmiş hücreler vardır, kulenin içindeki nöbetçiler görünmezdir ancak dışarıdan gelen ışık sayesinde mahpusun her hareketini izleme imkânına sahiptir. "Panoptikon"un temelinde yatan ilke, mahpusun davranışlarının aslında ne zaman gözlemlendiğini bilmemesi, bu yüzden de -tırnak içinde söylüyorum- aklını başına toplayarak her zaman izleniyormuşçasına davranmaktan başka seçeneğinin kalmamasıdır. Mahkûm bizzat kendi hareketlerini kollamak durumunda kalacaktır. İşte, siyasi iktidarın Kürt coğrafyasına uyguladığı model budur: "Panoptikon" hapishane sistemi. Bu, fiziki duvarlarla örülmüş bir cezaevi değil kaynakların, paranın, istihdamın ve kalkınmanın kasıtlı olarak engellenmesiyle oluşturulmuş ekonomik ve sosyal bir "panoptikon"dur. Bölge halkı sürekli bir baskı, gözetim ve ekonomik mahkûmiyet altındadır. Bu sistem bireylerin kendi kaderlerini tayin etme yeteneğini kısıtlar, bölgeyi bir geri bırakılmışlık döngüsüne hapseder. Bentham'ın dediği gibi, bir üst aklın gücü elde etmesinin yeni bir modeli yaratılmıştır. Bu geri bırakılmışlık, eşitsizliğin ve ayrımcı politikaların cumhuriyet tarihi boyunca süregelen bir ürünü olmuştur.

Bütçeniz, KOBİ'leri köleleştiren, bilimi araçsallaştıran, emeği sömüren ve bölgesel eşitsizliği derinleştiren bir bütçedir, biz bu bütçeye "hayır" diyoruz. Kaynakların emeğe, üretime ve toplumsal barışa ayrıldığı, insan odaklı, demokratik, ekolojik bir sanayi ve kalkınma sistemini biz inşa edeceğiz. Halklarımızla birlikte bu "panoptikon" tecrit düzenine son vereceğiz.

Teşekkür ediyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)