| Konu: | 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 2'nci Tur Görüşmeleri münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 28 |
| Tarih: | 10.12.2025 |
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri, Sayın Bakanlar, kıymetli bürokratlar; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Birkaç gündür bütçe görüşmelerinde çok pırıltılı rakamlar, muhteşem manzaralar takdim ediliyor. Herhâlde saraydan bakıldığında ya da ilgili bakanlıkların penceresinden bakıldığında bu rakamlar böyle görünüyor fakat dünyanın başka noktalarından bakıldığında rakamlar daha başka şeyler söylüyor bize. Onun için, biraz, özellikle Ticaret Bakanımızla ilgili rakamları paylaşacağım. Bakın, Çin gibi bir dünya devi var karşımızda ve Çin'in bu yılki dış ticaret fazlası 1,1 trilyon dolar. Geçen yılki, Türkiye'yle olan ticaretine baktık; Türkiye'yle olan ticaretinde Türkiye'nin aleyhine yaklaşık 42 milyar dolarlık bir ticari hacim kaybı var ve Türkiye'nin vermiş olduğu dış ticaret kaybının veya açığının yarısı Çin'le alakalı. Şimdi, deniyor ki: "Çin bir dünya devi, insan hakları yok, işçilik ucuz." Peki, siz buna karşı nasıl bir önlem alacaksınız? Yani Çin sürekli dünya ticaretini domine ederken ve bizim üzerimizde bu kadar büyük bir baskı oluştururken hangi önlemleri alacaksınız? Geçtiğimiz yıl BYD'yle ilgili bir yasa geçti, o zaman dendi ki: "Teknoloji transferi olacak Türkiye'ye." Ama o günden bugüne Manisa'da BYD'yle ilgili bir tek çivi çakılmadı, şu anda tamamen ticaret bizim aleyhimize.
Peki, Çin'de durum böyle de başka ülkelerde nasıl? Birkaç örnek vereceğim. Geçtiğimiz hafta NATO toplantısı için Kore'deydim. Kore'nin ticaret hacmine baktım Sayın Bakanım; 10 milyar dolarlık bir ticaret hacmimiz var, 9 milyar dolar ithal etmişiz, 1 milyar doların altında da ihraç etmişiz Kore'ye. Yani Kore'den -anladım- televizyon, telefon, araba, birçok şeyi, elektronik cihazı vesaireyi ithal ediyoruz, ALTAY tankının motorunu da ithal ediyoruz; Allah aşkına, Kore'den yeşil mercimeği gümrüksüz ithal etmenin ne gereği ve ne anlamı var? Sayın Erdoğan'ın açıklamış olduğu belgeye dayanarak söylüyorum bunu ki Kore yetmiş beş yıl önce bizim askerlerimizin gidip kurtardığı bir ülke -içlerinde benim annemin rahmetli dayısı da var- ve yetmiş beş yıl içerisinde bu noktaya gelmiş, aramızda tam 9 milyar dolarlık bizim aleyhimize bir ticaret hacmi var. Siz hâlâ elimizdeki birtakım rakamlarla mucizelerden falan bahsediyorsunuz.
Bakın, 2011 yılında açıklamış olduğunuz hedeflere baktım, çok konuşuldu ama teyiden bir kere daha söyleyeceğim. 2023 yılında Türkiye'nin ihracatının 500 milyar dolar olacağını ifade ettiniz, şahsınız değil ama Hükûmetiniz söyledi. Aradan kaç yıl geçti o rakamın hâlâ çok altındasınız. Ha, şunu diyebilirsiniz ki: "AK PARTİ iktidara geldiğinde 40 milyar dolar ihracatımız vardı, bugün 280-290 milyar dolarlara geldi." O zaman gelin, Avrupa'yla mukayese edelim: Bakın, aynı yıl, AK PARTİ'nin iktidara geldiği yıl Polonya'nın 40 milyar dolar ihracatı vardı, bugün 400 milyar dolara geldi ama Türkiye maalesef bunun çok altında kaldı.
Şimdi, siz bugün konuşmadınız, dikkat ettim ama diğer AK PARTİ'li ilgili konuşmacılar Türkiye'nin teknolojik ihracatının çok iyi olduğundan bahsediyorlar. Baktım rakamlara, 10 milyar dolar civarında bir ihracatımız var, bunun 7 milyar dolarından fazlası İHA'lar, SİHA'lar; neredeyse bizim teknolojik ihracatımız yok mesabesinde Sayın Bakanım, koskoca Türkiye'ye bu rakam yakışmıyor. Yani o rakamı beğeniyorsanız saygım var size ama o rakamı ben beğenmiyorum. Niye beğenmiyorum söyleyeyim: Geçen ay Tayvan'daydım, Tayvan'ın yarı iletken fabrikasını ziyaret ettim, TSCM'yi. Bakın, o fabrikanın -daha şurada kurulalı çeyrek asır olmuş- yıllık ihracatı 150 milyar dolar; bir daha söylüyorum, 150 milyar dolar. Şimdi, böyle bir dünya pazarında yaptığınız 2-3 milyar dolarlık ihracatı ne olursunuz gözümüzde büyütüp bize takdim etmeyin. Türkiye'nin cesametine, Türkiye'nin büyüklüğüne bunlar yakışmıyor. Şimdi, Polonya'dan örnek verdim; Allah aşkına, Türkiye Polonya gibi bir ülkeden hayvan ithal eder mi, et ithal eder mi? Türkiye gibi bir tarım ülkesi son bir yıl içerisinde -Sayın Erdoğan'ın imzaladığı genelgelere baktım, Resmî Gazete'de yayımlanan genelgelere baktım- 4,5 milyon ton mısır ithal ettik Sayın Bakanım, 1 milyon ton ayçiçeği, 1 milyon ton arpa; yakışıyor mu bütün bunlar Türkiye'ye? Teknolojik, anladım, diğerlerini de anladım ama tarım ürünlerinde böyle bir şey olmaması lazım. Dolayısıyla Türkiye'nin ihracat ve ithalat politikasını yeniden gözden geçirmesi son derece önemli.
Az önce sınırlarda önemli bir kontrol yaptığınızı söylediniz, teşekkür ediyorum, son derece kıymetli fakat Sayın Bakanım, bunun yeterli olmadığının altını çizeceğim. Bakın, geçtiğimiz yıl Avrupa'ya ihraç etmeye çalıştığımız veya ettiğimiz ürünlerin 500'ünden fazlasında -ki bunların birçoğu geri iade edildi- kalıntı bulundu. Şimdi soruyorum: Madem bu kadar sıkı bir denetleme var, Allah aşkına, bu gıda ürünlerinde kalıntılar niye bizim sınırımızda tespit edilmiyor da RASFF tarafından, Avrupa'ya gidildiğinde, Avrupa sınırında tespit ediliyor; bu bizim ciddi manada problemimiz. Biliyorum, Türkiye'de kullanılan zirai mücadele ilaçları Çin'den geliyor; İran'dan, Irak'tan kaçak gelenler var ve maalesef zehirleniyoruz ama dışarıya gönderdiğimiz ürünlerin doğru düzgün kontrol edilmesi lazım.
Uyuşturucudan bahsettiniz, teşekkür ediyoruz o çalışmalarınız için ama hakikaten yeterli değil. Bugün Türkiye ciddi manada bir uyuşturucu çaresizliği içerisinde. Küçücük çocuklarımız, gençlerimiz uyuşturucunun pençesi içerisinde. Lütfen, sınırlarda metamfetaminin sıvılaştırılarak sokulup sokulmadığı -bir kere yakaladığımızı biliyorum- daha sıkı denetlensin.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayalım.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Yanı sıra, Türkiye'ye zehir ihraç etmek isteyenler son derece teknolojik şekilde zehir ihraç ediyorlar. Lütfen, gemilerle gelen, içerisine GPS'ler konmuş radyo sinyalleri veren, özel yöntemlerle sokulmaya çalışılan uyuşturucularla da mücadele edin; özellikle istirham ediyorum.
Bir başka konu: Geçtiğimiz günlerde Bandırma gümrüğünde -büyük bir mücadele ettim çünkü ihbar geldi bana- Uruguay'dan bindirilmiş olan hayvanların 400 küsurunun kaçak bindirildiğini, denetimsiz bindirildiğini bana ifade ettiler. Bunun üzerine büyük bir mücadele verdik ve Bandırma Limanı'nda bu kadar sayıda hayvanın maalesef gemilere kaçak yüklendiğini öğrenmiş olduk ve gümrükte yakalanan bu hayvanlar geri gönderildi ve biz de bununla çok mücadele ettik ama istirham ediyorum, Bandırma'da yakalandı ama diğer limanlarda bunlarla ilgili sorunlar olabilir, ne olursunuz hayvan ithalatı konusunda da hassasiyetinizi özellikle rica ediyorum.
Öte yandan, şimdi biraz da Ulaştırma Bakanımızla ilgili bazı değerlendirmeler...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Bitireceğim Sayın Başkanım.
BAŞKAN - Buyurun.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Teşekkür ederim.
Şimdi, Sayın Bakan çok önemli şeyler söylediniz, teşekkür ediyoruz. Yapılan otoyollara, köprülere, bakın, bunların hiçbirine itirazımız yok, teşekkür ediyoruz. Bizim itiraz ettiğimiz, eleştirdiğimiz şu: Bunların yapım modelleri. Müteahhidi çağırıyorsunuz "Gel bakalım, sana şu otoyolu vereceğiz, fiyatı bu kadar..." Müteahhit gidiyor, Londra tefecisinden parasını buluyor, kredisini getirip diyor ki: "Ben cebimden bir tek kuruş para koymuyorum. Londra'dan tefeci bana bu parayı verdi, senden de devlet olarak devlet garantisi istiyorum." Veriyorsunuz bu devlet garantisini, müteahhit diyor ki: "Bu da yetmez. Ben, Londra mahkemelerini tahkim mahkemesi kabul edeceğim." Onun da teminatını veriyorsunuz. Ondan sonra, bu devlet garantisiyle, geçiş garantisiyle ve belli bir süreyle -evet, teşekkür ediyoruz- otoyollar, köprüler yapılıyor ama bedelinin 5 katı, 10 katı ve birileri zengin ediliyor, bizim itirazımız buna.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Son kez açıyorum.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Bitireceğim Sayın Başkanım.
Londra mahkemelerinin tahkim mahkemesi yapılması ve dışarıdan gelen bu kredilerin birilerinin cebini doldurması bizi rahatsız eden konular. Yanı sıra, sözleşmeler bittikten sonra sözleşme süresini uzatıyorsunuz -örnekleri var- ve geçiş sayısını, araç sayısını artırıyorsunuz, bu da rant üzerine rant anlamına geliyor -ki örnekleri var- bunların doğru olmadığını ifade ediyorum.
Şimdi, son olarak Sivas demir yolundan bahsedeceğim. Sivas demir yolunu seçim öncesi hakikaten çok büyük reklamlarla tanıttınız ve büyük propagandalarla Türkiye'ye dediniz ki: "İki saatlik Sivas-Ankara demir yolunu yapıyoruz." Evet, yaptınız fakat bu demir yolu yapıldıktan sonra tam o dönem fiyatının üzerine 7 kat artırılarak birçok ihale yapıldı. Traversler, efendim, bazı yapılan hatalı uygulamalar sebebiyle inanılmaz paralar harcandı. Bugün baktım buraya gelmeden önce, üç buçuk saat Ankara-Sivas arası. Dolayısıyla lütfen, söylediğinizin arkasında durun ve yapılan hataları da kabul edip bu milletten özür dileyin.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Bitireceğim bir cümleyle efendim, istirham edeceğim.
BAŞKAN - Buyurun.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Son olarak şunu söyleyeceğim: Bakın, geçtiğimiz günlerde Sayın Erdoğan Amerika'da Trump'la bir anlaşma yaptı ya da bir mutabakat yapıldı, dendi ki: "Sizden 250-300 tane uçak alacağız." Şimdi, bu, tabii, Sayın Bolat'ın işini zorlaştırıyor çünkü dış ticaret açığını da artıracak bir mesele; "50 milyar" deniyor, "80 milyar" deniyor, bilmiyoruz rakamın ne olduğunu. Fakat şunu soracağım: Sayın Bakan, bu sizin seçim propagandanız ve seçim propagandasında diyorsunuz ki: "2023 yılında yerli uçağımız göklerde." Bunu söylediniz siz. Şimdi, madem 2023 yılında bu vaadi vererek milletten oy topladınız, yerli uçağımız göklerdeydi, nerede bu uçak Allah aşkına? Niye gidip Amerikalardan uçak alıyorsunuz; zaten cari açığımız veya dış ticaret açığımız almış başını gitmiş, buna katkı sağlıyorsunuz? Bu uçaklar nerede Sayın Bakan, onunla ilgili de sizden bilgi istirham ediyorum.
Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum.