| Konu: | 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 2'nci Tur Görüşmeleri münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 28 |
| Tarih: | 10.12.2025 |
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Sayın Bakanlarım, tekrar hayırlı olsun.
Malumunuz bir şeyin çok da tekrarı o şeyin eksikliğine delalet eder. Dün de Adalet Bakanımıza bu hukuk devleti vurgularının çokça yapılmasıyla ilgili eleştiriler yapıldı. Şimdi, Ulaştırma Bakanlığımızın da birçok kuruluş gibi yargıyla arasının pek iyi olmadığı anlaşılıyor çünkü Ulaştırma Bakanlığının stratejik planlarında, Karayolları Genel Müdürlüğünün düzenlemelerinde, toplam maliyeti 15 milyar doları bulan Kanal İstanbul'la ilgili birtakım iptal kararlarına rağmen, örtülü bir şekilde veyahut da gizli bir şekilde Sazlıdere Köprüsü ve bağlantı yolları, Kuzey Marmara Otoyolu ve diğer kapsamda bazı çalışmaların yürütüldüğü iddia edilmektedir. Yargı kararlarına rağmen Kanal İstanbul ve civarındaki projelerle bağlantılı olarak birtakım yapım faaliyetleri devam etmekte midir, bu konunun açık ve net bir şekilde ortaya konulması lazım. Zaten Ulaştırma Bakanlığının bütçesinin düştüğü bir dönemde gerçek anlamda akla zarar ve Montrö Antlaşması'ndaki bütün haklarımızı ortadan kaldıracak Kanal İstanbul'la ilgili olarak böyle dolaylı bir ısrar var mıdır, yok mudur?
Sayın Bakan, birçok kez ifade ediyoruz, bugün de kısaca söyledim. Evrensel Hizmet Fonu'nda bugüne kadar ne kadar para toplanmıştır? Ne kadarı fiilen altyapı yatırımında kullanılmış, ne kadarı genel bütçeye aktarılmıştır? Bu yıl 2026 bütçesinde Evrensel Hizmet Fonu'ndan kaynak aktarılarak hangi köy, mahalle ve bölgelerde hangi altyapı hizmetleri tasarlanmıştır; programa alınmıştır, alınacaktır? Biz bu Evrensel Hizmet Fonu'nun amacına aykırı kullanıldığı yönünde çok kuvvetli bir algıya sahibiz.
Aynı şekilde, BTK'nin denetimlerinin iki noktada yetersiz kaldığı düşünülmektedir. Birincisi, hız taahhütleri; ikincisi, veri yükleme veya indirme kalitesi. Çok sıklıkla karşımıza çıkan, bizim de bizzat yaşadığımız bir sorundur; 1 gigabayt üründe Türkiye'nin içinde kullandığınız illere göre farklı kalitede indirme veya yükleme sonucu alabiliyorsunuz. Avrupa'yla karşılaştırdığınızda yer yer üçte 1'ine kadar azalan bir kaliteyle hizmet alıyorsunuz. Yine, ortak altyapı şirketinde gelinen son durum nedir? Bu konuda kamuoyunda açık bir bilgi yok. TÜRK TELEKOM'un imtiyaz sözleşmesi de 2026 yılında sona erecek. Bu durumda, bu ortak altyapı şirketiyle ilgili gelişmeler hususunda bizi bilgilendirebilirsiniz. Reklamlarda sıkça aldatıcı bir şekilde ifade ediliyor ama gerçekten, Türkiye'de mobil erişimin ulaşım, kapsama alanı sizin kayıtlarınıza göre nedir? Yani bunu, bir coğrafyanın yüzde 100'ünü baz aldığımızda yüzde kaç olarak ifade edebilirsiniz?
Sayın Bakanım, biliyorsunuz, bu yıl Ordu-Giresun Havalimanı'nda bir çöküntü yaşandı ve elli gün bakım nedeniyle ara verildi; pist çökmesi, zemin iyileştirme... Şimdi, on yılını doldurmamış bir yerde böyle bir çöküş oluyorsa burada proje hatası mı var, burada müteahhitlik hatası mı var? Deniz dolgusuyla yapılan diğer işlerde durum nedir? Bu konularda kamuoyunu ve bizi bilgilendirebilir misiniz?
Ticaret Bakanımızın sunumunda -doğrusu, elbette gündeminde vardır- yer bulmayan iki başlığın sıradan bütün vatandaşlarımızı ilgilendiren sonuçlar ürettiğini düşünüyoruz; birincisi esnaf, ikincisi tüketici. Sayın Bakanım, esnaf kan ağlıyor, siftah yapamıyor, içeride otururken elektrik zayi olmasın diye ışığını yakmıyor, bunu yüzlerce kez yerinde görüyoruz. Esnafla ilgili koruma tedbirleri, özellikle bu zincir marketlerin, e-ticaretin... Birçok alandaki hegemonik yapılar dikkate alındığında esnafla ilgili koruyucu tedbirlerin, desteklerin yeterli olduğunu düşünüyor musunuz bilmiyorum ama esnafa sorduğumuzda bu koruma tedbirleri gibi doğrudan ya da dolaylı kredi desteklerinin kendileri için oldukça yetersiz olduğunu ifade ediyor.
Şimdi, Türkiye'nin nüfusu kaç? 85 milyon. O zaman 85 milyon tüketici var demektir fakat rahmetli Süleyman Demirel'in bir konuşmasında da ifade ettiği gibi, bugün enflasyonist ortamın yarattığı ahlaksızlık nedeniyle 85 milyon tüketici çok çeşitli fiyat ve hizmet oyunlarına maruz kalmaktadır ve bu konuda denetimin yetersiz olduğunu düşünüyoruz. Bir basın danışmanınız var, ismini hatırlayamadım; Twitter'da bazen örnek olaylar üzerinden güzel geri dönüşler yapıyor, bu da ilgi çekiyor, dikkat çekiyor ama biz yapısal olarak Türkiye'de bankacılıktan e-ticarete, sıradan bir esnaftan restorana kadar birçok sektörde denetimlerin yetersiz olduğunu düşünmekteyiz. Birtakım denetimler belediyelerle, birtakım denetimler de Tarım Bakanlığıyla ilgili olabilir ama sonuçta biz 85 milyon tüketici olarak, tüketici haklarından ve güvenliğinden sorumlu Bakan olarak sizin üzerinizde hakkımız var. Tarım Bakanlığı işini eksik yapıyorsa, belediyeler işini eksik yapıyorsa veyahut da ilgili diğer kuruluşlar işini eksik yapıyorsa bir koordinasyon içerisinde bunu sizin takip etmeniz gerektiğini düşünüyoruz. Piyasada denetimler yetersiz, hasbelkader işinin peşine, derdinin peşine düşen tüketicinin de tüketici hakem heyetlerinden sonuç alma kapasitesi yetersiz. Orada dosyaların şiştiğini, yer yer sekiz-on iki aya kadar uzayan süreçler olduğunu biliyoruz ve bunun esnafta veyahut da bunu kötüye kullanan tüccar üzerinde rahatlatıcı bir etki olduğunu düşünüyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Gerçek maliyet ve gerçek fiyat arasındaki bağ kopuyor, enflasyon verilerini yukarı itiyor bu durum ve reel fiyat görünmez hâle geliyor. E-ticaret uygulamalarına, Sayın Bakanım, zaman zaman fırsat bulduğunuzda tüketici olarak lütfen giriniz; oradaki algoritmaların, yazılımların, yönlendirmelerin tüketici aleyhine nasıl kurgulandığını bizzat tecrübe edeceksiniz. Aynı şekilde, birçok servisin üretici hatasının artık "kullanıcı hatası" diye kodlandığını, bir sonuca kavuşmadığını ve vatandaşın da bunlarla mücadele etmekten âdeta yorulduğunu görüyoruz ve bu yorgunluk hâli de "Nasılsa yakalanma ihtimali yok, istediğim fiyatı koyabilirim." diye bir şey getiriyor. Bugün burada tabii ki ekonomi politikalarının sorumluluğunu bir kenara koymuyoruz ama bu enflasyonist ortamın kötüye kullanılarak enflasyonun bir de bu sebeple şişirildiğini görüyoruz ve düşünüyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Dijital platformların algoritmalarına değindim. Bakanlığınızın market fiyatlarını karşılaştırma vesaire gibi bazı çabaları var ama yeterli değil. Piyasada bilinen bazı uygulamalar var; e-ticaret siteleri arasındaki karşılaştırmaların daha kolay ulaşılabilir, denetlenebilir ve sizin de herhangi bir şikâyete bağlı kalmadan denetleyebileceğiniz bir sisteme kavuşması gerekiyor. Neticede ortada bir manipülatif fiyatlama var, denetim zafiyeti var, kalitesiz ürünler piyasada geziyor.
Sayın Bakanım, mesela, ben bir firmanın üretim kalitesinin karnesini görmek istiyorum. Neyi kastediyorum? Yaptığınız denetimden geçer not aldıysa yayınlayın bunu. Ben bir siteye gireyim; bir firmanın ismini yazdığımda onunla ilgili bir denetim yapılıp yapılmadığını, yapıldıysa denetimin sonucunun olumlu ya da olumsuz olduğunu göreyim. Tarım Bakanlığı Denetim Genel Müdürlüğüyle görüştüm, bunun bir mevzuat problemi olduğunu söylüyor ama tüketiciyi merkeze alan bir yaklaşımla bizim bütün üreticilerin...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Ekmen, son kez açıyorum.
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - ...karnesini görme hakkına sahip olduğumuzu düşünüyorum. Bunu da ancak kamu hizmeti sağlayabilir.
Sayın Bakan, ihracattan bahsettiniz ama ihracatçının baskılanmış kur nedeniyle rekabet kabiliyetini kaybetmesinden ve bunun neticesinde Türkiye'de en çarpıcı örnek olarak tekstil sektörünün 1,5 milyon istihdamının neredeyse 1 milyona düştüğünden hiç bahsetmediniz. Buna karşı alınacak tedbirler mutlaka vardır. İhracatçının korunması gerekir.
Son olarak, hal yasasının hem tüketiciyi hem de üreticiyi koruyan bir anlayışla bir an önce ele alınması gerekiyor.
Teşekkür ediyorum.