| Konu: | 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 2'nci Tur Görüşmeleri münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 28 |
| Tarih: | 10.12.2025 |
DEM PARTİ GRUBU ADINA CELAL FIRAT (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ekranları başında bizi izleyen halklarımızın, siyasi tutsaklarımızın hepsini saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.
Bugün bu kürsüde sadece rakamlardan değil insanlardan konuşmak istiyorum. Dükkânını sabah açarken akşam nasıl kapatırım diye düşünen esnafın, tenceresi kaynamayan emeklinin, ay sonunu getiremeyen emekçinin, borçla ayakta durmaya çalışan küçük işletmelerin sesini bu kürsüye taşımak zorundayız çünkü konuşacağımız şey ekonomi değil hayatın ta kendisidir. Ticaret Bakanlığı verilerine baktığımızda ihracat 2025 yılında 200 milyar doları aşmış vaziyette görünüyor; iktidar alkışlıyor ama aynı dönemde ithalat 267 milyar doları geçmiş durumdadır. Bunu görmeyen, duymayan bir mantıkla karşı karşıyayız. İhracat artıyor ama ihracatçı nefes alamıyorsa bu, başarı değil sadece görüntü hikâyesidir. İhracat yapan firmaların yıllardır dile getirdiği ama bir türlü çözüm üretemediği, kavuşturamadığı yapısal sorunlar bu kürsüden defalarca söylendi. İhracatçılar birçok sorunun yanında "Finansmana erişemiyoruz." diye haykırdılar, "Yüksek faiz altında eziliyoruz." diye bangır bangır bağırdılar, "Lojistik maliyetlerle rekabet gücümüz törpüleniyor." diye haykırdılar, "Ürün kalitesini artıracak teknolojiye ulaşamıyoruz." dediler "Yeni pazarlara açılırken yalnız bırakılıyoruz." diyorlar. KOBİ'ler için ihracat artık fırsat değil hayatta kalma mücadelesidir. Bu sistem büyük sermayeyi, küresel şirketleri koruyor, mahalle esnafını savunmasız bırakıyor. Biz diyoruz ki ekonomi merkezden değil yerelden, toplumdan, üreticiden planlanmalıdır. Kadın emeği ucuz iş gücü değil üretimin asli öznesi olmalıdır. Bölgesel adalet, yerinde kalkınma modelleri geliştirilmeli diyoruz. Barışçıl dış politika ve bölgesel ekonomi dayanışma ağı oluşturulmalıdır diyoruz.
Değerli milletvekilleri, 2024-2025 yılı esnaf için borç krizinin adı oldu; kiraları ödeyemiyor, elektrik faturasını ödeyemiyor, hammaddeyi peşin alamıyor, stopaj, KDV, Sosyal Güvenlik Kurumu yükü altında eziliyorlar. Yüksek enflasyonla alım gücünün düşmesiyle birlikte vatandaş alışveriş yapamıyor. Bunun sonucunda düşen satışlar esnafı temel giderlerini karşılayamaz hâle getiriyor; satışlar düşüyor, giderler artıyor, kâr marjı sıfırlanıyor. Hükûmet "Esnafa kredi verdik." diyor. Evet, kredi var ama bu kredi borcu kapatmaya değil eski borcu borçla çevirmeye çalışıyor. Esnafın kredi erişimi artırılmış olsa da ekonomik olarak ayakta kalması her geçen gün zorlaşıyor. Esnaf yatırım yapamıyor, sadece nefes almaya gayret ediyor. Pos komisyonları örtülü vergi hâline gelmiş durumdadır. Nakit alışveriş sistemin dışına itilmiş. Yüksek pos komisyonları, gecikmeli tahsilatla birçok esnaf kartlı satışta zarar ediyor. Bu açıkça haksızlıktır.
UYAP icra dosyası 8 milyonu aşmış vaziyettedir. Bu yalnızca bir rakam değildir. Her dosyanın arkasında kapanan dükkân, elden giden ev, dağılan aileler var, yitirilen umutlar var, kaybedilen hayatlar var. İcra artıyorsa sorun boşuna değil, kötü ekonomi yönetimindedir diyoruz. Zincir marketler kontrolsüz yayılıyor; vergi avantajı, fiyat baskısı... Mahalle esnafı piyasadan siliniyor. "Esnaf ekonominin omurgasıdır." diyorsunuz. Evet ama soruyoruz: Omurgayı sürekli kırarsanız beden nasıl ayakta kalacaktır? Enflasyon TÜİK'e göre yüzde 33, ENAG'a göre yüzde 71'i aşmış vaziyettedir. "16 bin lira emekli maaşıyla, 22 bin asgari ücretle sabredin." demek ayıptır, yazıktır, günahtır diyoruz. Çözümün reçetesi, ekonominin omurgası olan esnafı korumaktan geçer. Esnafı, emekliyi, emekçiyi korumak popülist söylemlerle değil adil, şeffaf, ekonomik düzenle mümkündür diyoruz. Esnaf bağırıyor, haykırıyor, "Satışlarımız dibe vurmuş vaziyette, iflas ediyoruz, sıkıntı çekiyoruz." diyor ama siz diyorsunuz ki: "Uçuyoruz." Esnaf da şaşkın şaşkın bakıyor "Bunlar ne diyor?" diye. Biz de diyoruz ki bu ekonomi böyle gitmemeli.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)