GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 2'nci Tur Görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:28
Tarih:10.12.2025

DEM PARTİ GRUBU ADINA ÖMER ÖCALAN (Şanlıurfa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

2026 bütçesi üzerinde görüşüyoruz. Umarım önümüzdeki süreçte bu ülkenin tüm ekonomisi barışa, çözüme, halka, emekliye, emekçiye ayrılır, biz de bunun için yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Yaşanan bu son sürece bir ivme kazandırmak istiyoruz ama bununla ilgili bazı temel eleştirilerimiz de vardır hem muhalefet partisine hem de iktidar partisine. Yüz yıllık bir mesele, binlerce kayıp, milyon dolarlarca ekonomik kayıp; Meclis Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş bahsetmişti, 2 trilyon dolar, doğrudan kırk yılda yaşanan bir mesele. 4 Aralıkta çok önemli bir görüşme gerçekleşti. Bu Parlamentonun bünyesi altında kurulan komisyon tarihî bir adım attı; cesaretle, ferasetle, dik duruşla bu yolda yürüdü ama eksik yönleri de vardı, bu eksik yönleri noktasında biraz eleştirilerimiz vardı, bunu Türkiye kamuoyunun tamamının bilmesi gerekiyor. Bazı partilerin yüz yıllık muhafazakâr kodlarından ayrılmaları gerekmektedir. Şimdi, hem komisyonda olacaksınız hem görüşmeyi merak edeceksiniz hem de görüşme imkânı elinizdedir ve komisyon toplantısında elbette ki biz DEM PARTİ olarak, DEM PARTİ'nin üyeleri olarak, toplumun büyük bir kesimi olarak o tutanakların kamuoyuyla şeffaf bir şekilde paylaşılmasından yanayız. Kamuoyu her şeyi şeffaf bir şekilde bilmelidir ama buradan popülist siyaset üzerinden fırtına koparmanın anlamı yok. Cumhuriyet Halk Partisinin üyesi İmralı Adası'na gidip konuşmalara, görüşmelere katılabilirdi, dinleyebilirdi, komisyondaki kendi 11 üyesini de bilgilendirebilirdi. Sonraki toplantıya geliyor, toplantıda "Görüşmenin tamamını bize anlatın." deme durumunda da bulunuyor. Komisyon dışında bu konuşmayı yapan arkadaşlarımız, hem YENİ YOL'daki arkadaşlarımız hem CHP'deki arkadaşlarımız bu sürece ne kadar önem verdiklerini söylüyorlar, kıymet verdiklerini söylüyorlar, Diyarbakır'dan bahsediyorlar, Mersin'den bahsediyorlar, İstanbul'dan bahsediyorlar ama pratik adım atmaya gelince bu adımı atmaktan da imtina ediyorlar. Bunu Kürt halkı da görmelidir, Türkiye halkları da görmelidir; bunu, kırk yıllık çatışma ve şiddet zeminde büyük acılar yaşayan Kürt'üyle, Türk'üyle hepsi çok iyi takip etmelidir. Buradan yürünecek, muhalefet edilecek, siyaset devşirilecek bir alan değildir. İktidar elbette ki risk almıştır, diğer partiler risk almıştır. Neyin riski alınmıştır? Seçim kaygısıyla hareket etmemişlerdir. Kürt meselesi seçim kaygıları içerisine sıkıştırılacak bir mesele değildir. Bunun önünde büyük adımlar atılmıştır ve bu adımları da takdir etmek lazım. Gerçekten bazı noktalar çok zorlayıcıdır. Diyarbakır vekili olacaksınız, partinize iki kelime etmeyeceksiniz, iki çift laf söylemeyeceksiniz, sonra da çıkıp komisyonda "Bize hepsini anlattın." diyeceksiniz. Kusura bakmayın, insanlar siyaseti çok iyi biliyor, insanlar politikayı çok iyi biliyor. Sizin burada konuştuklarınıza da pratiğinize de bakarlar. Bu zorlayıcı bir durumdur ve bu noktayı da gözden geçirmek lazım. Biz birçok defa "aile görüşü" adı altında görüşmelerimizi gerçekleştirdik. Cumhuriyet Halk Partisinden bahsedildi; ulusallık nedir, ulusal değerler nedir; ulusallığa kıymet vermek lazım, anlam biçmek lazım, ulusal değerleri savunmak lazım, ulusunuzun değerlerini korumanız lazım ama ne yapıyorsunuz? Buradan siyaset devşirmeye çalışıyorsunuz. Mustafa Kemal ve İsmet İnönü ilişkisini çözemeyenler Kürt-Türk ilişkisini çözemezler; 1071'deki ortaklığı çözümlemeyenler, analiz edemeyenler, tarihî okuyamayanlar buradan günlük siyaset devşirirler. Tarihsel olarak bin yıllık ilişkilerde bazen ivmeler kazanılmıştır, ittifaklar olmuştur, bazen ihtilaflar olmuştur ama en nihayetinde bin yıldır yaşanan bir tarih vardır, bence bu tarihe hürmet etmek lazım, saygı göstermek lazım.

Bir de şu mesele var: Elbette ki İstanbul'daki kayyuma karşıyız. Elbette ki oradaki haksızlığın, hukuksuzluğun karşısındayız. Kayyumdan en çok çeken DEM PARTİ'dir. Kayyum, kimse kusura bakmasın, bir yıldır gelmedi, en büyük zulüm bu partiye yapıldı; bu partinin seçme, seçilme hakkı elinden alındı, milyonlarca seçmen iradesi gasbedildi. Elbette ki bu noktada Cumhuriyet Halk Partisi haklıdır, seçimle gelen seçimle gider; bu, iktidarın mottosudur. Ama bu, on yıldır böyle; 2016'dan itibaren kayyum üstüne kayyum, tutuklama üstüne tutuklama; eş genel başkanlarımızdan tutun milletvekillerimizden, belediye başkanlarımızdan... Çok çektik, çok çektik, çok bedel ödedik; hâlen belediye eş başkanlarımız ve eş genel başkanlarımız ve birçok siyasi irade cezaevlerinde ve halkımızdan insanlar cezaevindedir. Bunlara çözüm üreteceğimize buradan bir hamasetle yürümenin çok yanlış olduğunu düşünüyoruz. Elbette ki bu sürecin en yüklenici partisi ana muhalefet partisi olmalıdır, ana muhalefet partisi bu noktada rolünü oynamalıdır, bu noktada inisiyatif almalıdır. Son dakikaya kadar kamuoyuna 4 Aralık görüşmesine katılacağı beyanında bulunup ama artık bir gecede verilen kararla bu durum eksik kalmıştır ama olumlu yürüyor, iyi yürüyor, halk beklenti içerisindedir. Bir yılı aşan bir süredir insanlar yaşamını yitirmiyor, en azından bir diyalog zemini var; bu süreci toplumsallaştırmak, daha da toplumsallaştırmak için büyük bir destek var, büyük bir katkı var, insanlar yakından takip ediyor. Biz bu süreci daha da genişletmek, daha da toplumsallaştırmak için, ivme kazandırmak için her alanda elimizden geleni yapacağız ama iktidar partisinin de yaptığı eksikliklerin, yaptığı yanlışların, yaptığı zulmün de sonuna kadar karşısında duracağız ama iktidar partisi bu noktada inisiyatif almışsa, "Biz bu yüz yıllık meseleyi çözeceğiz." demişse, "Biz barışa yürüyeceğiz." demişse elbette ki bu noktada kim iktidar olursa olsun DEM PARTİ'nin yaklaşımı çözümden yanadır, barıştan yanadır. Zaten elini barış için yıllardır uzatmıştır. Yarın kimin iktidar olacağı da çok öngörülmüyor. Yarın siyasi partiler seçim de kaybedebilir, kazanabilir de. Şu an büyük bir ivme kazanan ana muhalefet partisi de vardır ama ikircikli bir yaklaşım olmamalıdır, farklı arayışlar içerisine girmemelidir. Reformist anlayışlar bu ülkeye kazandırmıyor, popülist yaklaşımlar bu ülkeye kazandırmıyor, buradan manşet atmanın anlamı yoktur. Biz bu süreci büyütmeliyiz, katkı sunmalıyız; görüşmeler daha da artırılmalıdır, gidiş gelişler yoğunlaşmalıdır ancak çatışanlar, savaşanlar birbirleriyle oturup konuşmalıdır. Bir de şu mesele vardır: Ben birkaç gün önce Avrupa'nın birçok şehrini gezdim. Buradan oraya gitmiş Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, büyük çoğunluğu Kürt, içinde Türkler de var, "SETA" diye bir kurum var, herkesi bir listeye almışlar, herkesin üzerine ödül koymuşlar. Bu bahsettiğim kişilerin PKK üyeliğiyle alakaları yok, normal buradan gitmişler; kimisi memur, kimisi işçi, kimisi zamanında Avrupa'ya çıkmak zorunda, ülke dışına çıkmak zorunda kalmış ama bize söylüyor insanlar: "Bizi listeye almışlar, ülkeye zaten gelemiyoruz. Burada üzerimizde baskı oluşturuluyor." Bu meseleleri burada belirtmekte fayda var. İktidarın da en azından somut halkın görebileceği adımları atması gerekiyor.

Bakınız, "demokrasi" çok geniş bir kavramdır. Kürt meselesi bir noktaya gelse bile demokrasi meselesi büyük beden bir gömlektir, büyük beden bir kıyafettir; bunun içini doldurmalıyız. Elbette ki Kürt meselesinin çözümüyle demokrasi durumu doğru orantılıdır. Lakin Kürt meselesi çözüldükten sonra da bu ülkede demokrasi mücadelesi, birçok toplumsal meseleler vardır; insanlar yaşamını yitiriyor, bazı davalar yaşanıyor. Bu toplumsal meselelere el atmamız lazım.

Bir de bugünlerde çok konuşuluyor, bu Parlamentoda insan hakları ihlalleri yaşanmış Değerli Parlamento üyeleri. Yaşanmaması gereken birçok şey yaşanmıştır, gözümüzün önünde yaşanmıştır; ağza alınmayacak, ifade edilmeyecek kadar problemli şeylerdir. Bu Parlamento önce şu gözünün dibindeki meseleleri çözmesi gerekiyor. Umarım bu meseleler bir daha yaşanmaz.

Ben tekrardan 2026 bütçesinin bu ülkeye hayırlı olmasını diliyorum. Lakin bu bütçenin daha fazla emekliye, işçiye, asgari ücrete, memurlara, çiftçilere yansıması gerekiyor.

Tekrardan tüm arkadaşlara başarılar diliyorum.

Saygılar. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)