| Konu: | 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 2'nci Tur Görüşmeleri münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 28 |
| Tarih: | 10.12.2025 |
CHP GRUBU ADINA AHMET VEHBİ BAKIRLIOĞLU (Manisa) - Saygıdeğer Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Bugün Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile Ticaret Bakanlığının 2026 yılı bütçelerini ve 2024 yılı kesin hesaplarını görüşeceğiz. Tabii, konu Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olunca ve bu Bakanlığın bütçesi olunca kamu-özel iş birliği projelerinden bahsetmemek olmaz.
2017-2025 yılları arasında bu kamu-özel iş birliği projelerine toplamda 272 milyar lira kaynak aktarılmış. Esasında, aktarılan kaynak değil, bir servet; birazdan anlatacağız. 2026 yılı bütçesine baktığımızda ise bu sene 101 milyar liralık bir ödeme yapacağız bu KÖİ'lere.
Bakın, 2026 yılında kara yolları ulaşımına ayrılan toplam yatırım tutarı 166 milyar lira, "Cebimizden bir kuruş çıkmayacak." diye temelleri atılan bu projelere bu sene 101 milyar lira ödenek ayıracağız. 2026 yılında -dediğim gibi- 101 milyar lira, 2027 yılında 125 milyar, 2028 yılında 150 milyar, toplamda 375 milyar lira üç yılda bu projelere kaynak aktarılacak.
375 milyar lira neyi ifade ediyor, onu anlamak için; 375 milyar lirayla 6 tane Osmangazi Köprüsü, 11 tane Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve 5 tane Çanakkale Köprüsü yapılabilirdi. Ne deniyordu: "Cebimizden bir kuruş para çıkmayacak."
Yıllarca verilen yüksek garantili geçiş sayılarından bahsettik, tutulmayan hedeflerden bahsettik, meşhur Zafer Havalimanından bahsettik, "Geçen de ödüyor, geçmeyen de ödüyor." dedik.
Öyle ihaleler yapmışsınız ki arkadaşlar -gerçi ihale derken yanlış anlaşılmasın, açık ihale yok, hepsi 21/b- öyle sözleşmelere imza altmışsınız ki geçiş hedefi tutsa bile ödemeye devam edeceğiz. Mesela, bakın, Osmangazi Köprüsü araç garantisinin üzerine çıkılmış olsa bile bu köprüden geçiş ücreti 795 lira ancak 795 lira ödemekle işimiz bitmiyor. Sözleşmeye göre geçiş ücreti bugün için 55 dolar artı KDV; köprüden geçerken 795 lira ödemiştim, geçiş ücreti 55 dolar, arada da 1.565 liralık fark var. Peki, bu farkı kim ödeyecek? Ne diyordu Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Cebimizden bir kuruş para çıkmayacak." Doğru söylüyor, bu 101 milyar lira, köprü geçişindeki 55 dolar, 1.565 liralık fark Sayın Cumhurbaşkanının cebinden çıkmıyor. Peki, kimin cebinden çıkıyor? Sorunun cevabı burada. Burada kara düzen yazıyor, ortadaki şahıs bizim Hazine ve Maliye Bakanımız, bu hazineyi temsil etmekte. Biliyorsunuz, Veli ağabey, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek deyince akla ilk ne geliyor? Vergi geliyor. Şu anda hazinemize giren gelirin yüzde 90'ı vergilerden. Bu yüzde 90 verginin yüzde 65'i harcamalar üzerinden yani dolaylı vergi, KDV ve ÖTV; geri kalan verginin de zaten yüzde 60'ı sabit ücretlilerden, memurlarımızdan kesilen gelir vergileri. Mesela, Genel Başkanımız bütçe görüşmelerinde bir örnek vermişti; 73 bin lira aylık geliri olan bir beyaz yakalının yıl içerisinde 3 maaşı hazineye gidiyor, vergilere gidiyor. Yani demem o ki bu ülkede yaşayan esnaflarımız, çiftçilerimiz, kadınlarımız, erkeklerimiz, asgari ücretliler, ücretliler, memurlar KDV ve ÖTV'yle, gelir vergisiyle bu hazineyi dolduruyor ve bunun karşılığında her geçen yıl niteliği azalan hizmet alıyor. (CHP sıralarından alkışlar) Çünkü bu ülkede eğitim paralı, ulaştırma paralı, sağlık hizmetleri paralı; bu ülkede yaşayan yurttaşlar dünyadaki en yüksek gıda enflasyonunu yaşıyor. (CHP sıralarından alkışlar) Gıda pahalı, bitmedi, barınma krizi var; kiralar pahalı, evler pahalı, hizmet alamıyorlar.
NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa) - Pahalı da pahalı.
AHMET VEHBİ BAKIRLIOĞLU (Devamla) - Peki, burada neler var? Burada da KÖİ projeleri var yani bizim biriktirdiğimiz, artırdığımız, hazineye koyduğumuz para istisnalarla, teşviklerle, garantilerle bu KÖİ projelerine gidiyor. Bu sene 101 milyar lira gidecek ve toplamda 37 milyar dolar daha fazla para vereceğiz.
Şimdi, bu KÖİ projelerine, buradaki işletmelere öyle ihaleler yapmışız ki daha sonra sözleşmeleri uzatmışız, ilave garantiler vermişiz. İşin tuhafı şu: Bu KÖİ projelerine bu kadar teşvik, garanti, istisna, 100 milyarlarca lira para fakat bunlar buraya, hazineye beş kuruş para vermiyorlar; 44 tane proje var, sadece 7 tanesi vergi vermiş. Bu düzenin adı kara düzendir arkadaşlar ve bu düzenin mimarları sizlersiniz. (CHP sıralarından alkışlar) Bu düzeni sizler kurdunuz; bu düzeni bizler, Cumhuriyet Halk Partisi ve halkın iktidarı yerle bir edecek arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)
Şimdi, ne demiş Necip Fazıl, bilirsiniz Necip Fazıl'ı: "Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa." Gerçekten, nasıl böyle bir taksim yapılabilir? Böyle ihaleler nasıl yapılabilir? Nasıl böyle sözleşmeler olabilir? Anlatayım size, İsmail Bey burayı iyi dinleyin. Eski Ulaştırma Bakanı Cahit Turhan -biliyorsunuz değil mi- Kuzey Marmara Otoyolu'na Bakanlığı döneminde tam 1 milyar 338 milyon adet ilave geçiş garantisi verdi; bir daha söylüyorum, 1 milyar 338 milyon adet. Bizim Deniz Yavuzyılmaz üşenmemiş, hesaplamış; Türkiye'deki bütün araçlar 78 defa bu otoyolunu kullansa ancak bu hedefe ulaşacak. Sonra ne olmuş? Bakanlık bitmiş, Cahit Turhan ciddi kıyak çektiği bu Kuzey Marmara Otoyolu işletmesine CEO olmuş; imza atıyor, 1 milyar 338 milyon ilave garanti, daha sonra gidiyor, bu şirkete CEO oluyor ve vallahi Necip Fazıl bugünleri görseydi inanın şunu derdi: Bu taksimi CEO yapmaz Ulaştırmaya bakan olsa. Yani gerçekten de bu taksimi mesela Cengiz yapmaz Ulaştırma Bakanı olsa, bu taksimi Kolin yapmaz, bu taksimi Limak yapmaz Ulaştırmaya bakan olsa. (CHP sıralarından alkışlar)
Sayın Ticaret Bakanım, bir ihbarda bulunmak istiyorum, bir ihbarda bulunmak istiyorum.
Sayın Bakanım, ülkemize kuru üzüm ithal etmek isterseniz yüzde 56 vergi vermek zorundasınız. Ancak son dönemde ülkemize, bu yüzde 56'lık vergiyi vermeden, GTIP kodlarında oyun oynayarak on binlerce ton kuru üzüm getirilmekte. Düşük kaliteli, basit bir işlemden geçirilerek bu üzümler "üzüm posası" adı altında "hayvan yemi" adı altında ülkeye getiriliyor ancak hayvan yemi olarak kullanılmıyor; sirke, pekmez fabrikalarına, gıdaya satılıyor. İlaç kalıntısı var mı yok mu hiç bakılmıyor. Afganistan'dan, Özbekistan'dan, Çin'den, dünyanın birçok yerinden bu ürünler ülkemize geliyor; üretici zarar ediyor, işletmeci zarar ediyor, bir avuç insan para kazanıyor, ayrıca halk sağlığı sorunu da cabası. Denetim var mı? Denetim yok. Vergi var mı? Ne vergi var ne KDV var, hiçbir şey yok ama bir şey var, üreticinin zararı var. İşin tuhafı, Sayın Bakan, siz biliyor musunuz bilmiyorum ama Bakanlığınızdaki bütün bürokratlar bu durumdan haberdarlar. Kimin aldığı belli, kimin sattığı belli ancak bir türlü bunu durduramıyorsunuz ve sizden rica ediyorum, Manisa'daki üzüm üreticileri adına sizden rica ediyorum; lütfen bu kepazeliğe son verin ve buna müdahale edin. (CHP sıralarından alkışlar)
Ayrıca, Komisyon çalışmalarında bir anahtarla gelmiştim, bir kilitle gelmiştim, asma kilitle gelmiştim, getirirken unutmuşum, Veli ağabey'in gazabına uğradım.
CAVİT ARI (Antalya) - Burada, burada, kilit burada.
AHMET VEHBİ BAKIRLIOĞLU (Devamla) - İşte orada.
O kilit Manisa'dan gelmişti, biz size göstermiştik. Biliyorsunuz, Türkiye'de büyükşehirlerdeki basit usulde vergiyi kaldırıyorsunuz efendim.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
VELİ AĞBABA (Malatya) - Bir dakika, geliyor. Kilit geliyor, kilit.
TAHSİN OCAKLI (Rize) - Kilit geldi.
AHMET VEHBİ BAKIRLIOĞLU (Devamla) - Teşekkür ederim.
On binlerce esnaf yılbaşından sonra kepenkleri indirecekler ve kilit vuracaklar. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Bu yanlıştan vazgeçin Sayın Bakan, işsizlik artacak ve bu yanlıştan lütfen vazgeçin.
Teşekkür ederim.