GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 1'inci Tur Görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:27
Tarih:09.12.2025

MHP GRUBU ADINA YÜCEL BULUT (Tokat) - Sayın Başkanım, öncelikle, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Sayın Feti Yıldız, bizim Genel Başkan Yardımcımız, 1970'li yıllardan beri ideolojik çizgimize kararlılıkla hizmet eden bir büyüğümüz, aynı zamanda da bu Parlamentodaki birçok isimden yaş itibarıyla büyük; dolayısıyla saygıyı ve nezaketi hak eden kıymetli bir milletvekili. Dolayısıyla kendisine vermiş olduğunuz bir dakikalık ek süre bazı arkadaşlarımız tarafından sindirilemeyecek şekilde bir rahatsızlık yaratmışsa takdiri size bırakıyorum, benim konuşmamın içerisinden bir dakikayı kesip bu şekilde akışı ve düzeni sağlayabilirsiniz. (MHP sıralarından alkışlar) Nihayetinde, benim söyleyeceğim hiçbir söz, Sayın Genel Başkanımıza bir ömür boyunca yol arkadaşlığı yapmış kıymetli hukukçu büyüğümüz Feti Yıldız'ın sözünden daha kıymetli olmayacağı için de bu konudaki takdiri size bırakıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tabii ki yaklaşık bir asırdır devam eden tartışmaların odağındaki bir konu adalet arayışı konusu. Dolayısıyla daha iyiyi aramaya devam ettiğimiz sürece, insanlık daha iyiyi aramaya devam ettiği sürece adalet üzerindeki tartışmalar da pek tabii ki devam edecek. Adalet tartışmaları üzerinde söylenen sözlerden bazıları haklı gerekçeleri içeriyor, bazı görüşler tamamen haklı zemine oturuyor ama bazıları da bütünüyle siyasi saiklerle ve konuyu bir polemiğe indirgemek gayesi ve gayretiyle bir siyasi hesaplaşma çerçevesinde söylenen, bu yönüyle de yargıdaki tartışmalarda yargıya bir katkı sağlamaktan öte, yargının temel sorunlarını perdelemek gibi bir netice oluşturan kavram ve mahiyetler içeriyor. Dolayısıyla evvela bu tartışmaların haklı ve makul bir zeminde doğrudan vatandaşı ve ülkemizi ilgilendiren çerçevede sürdürülmesinin ülkemize, Adalet teşkilatına ve topluma ciddi katkılar sunacağı inancındayız.

İşte bu polemiklerden bir tanesi, hâkim ve savcı sınıfımızı sürekli hedef alan, itibarsızlaştıran, itibar suikastı düzenleyen ve bunu da adalet arayışı olarak sunan bir anlayışın hâkim dil hâline geliyor oluşu. Hakimlerin bağımsızlığı ve tarafsızlığı meselesi sadece davanın taraflarından ya da siyasi iradeden bağımsızlık ve tarafsızlık anlamına gelmiyor; aynı zamanda, hâkim ve savcıların üzerlerinde oluşturulmak istenen mahalle baskısından da bağımsız bir şekilde karar verebilme iradelerinin ortaya çıkarılması lazım ama daha henüz staj aşamasında, henüz kura aşamasında hâkim ve savcılarımız üzerinde öyle bir ideolojik baskı oluşturuluyor, öyle bir mahalle baskısı oluşturuluyor ki hâkimlerin tarafsızlığına ve bağımsızlığına asıl bu mantıkla gölge düşürülüyor. Cumhurbaşkanımızın huzurunda kura çekimleri her defasında bir siyasi polemik hâline getiriliyor ve deniliyor ki: "Hâkim ve savcılar Cumhurbaşkanının huzurunda nasıl kura çekimi yaparlar, nasıl cübbe giyerler?"

Değerli arkadaşlarım, geçenlerde Komisyonda da ifade ettim, bu ülkede 1980 askerî darbesini gerçekleştiren cunta yemin edecek yer bulamadığı için Türkiye Büyük Millet Meclisinde Anayasa Mahkemesi üyelerinin huzurunda yemin ederek Millî Güvenlik Konseyi görevine başladılar. Yani vaktiyle bu ülkede en yüksek yargı organında oturanlar, Anayasa'yı korumakla görevli olan yargıçlar, o Anayasa'yı ortadan kaldıran, zorbaca darbe yapanlara meşruluğunu ve ehliyetini vermek üzere o yemin töreninin kendi huzurlarında gerçekleşmesini sağladılar. Dolayısıyla bu ülkede darbecilere cübbe giydiren rektörler varken bunlar konuşulmamışsa, bunlardan utanılmamışsa, elli yıldır darbecileri hizaya dizip karşılarında yemin ettirip meşruiyet ehliyeti veren hâkimler ve savcılar konuşulmamışsa bugün Cumhurbaşkanımızın mesleğe yeni başlayan genç meslektaşlarımıza ve hâkimlerimize cübbe giydirmesi başlı başına bir sorun olarak tartışılıp bu genç meslektaşlarımızın itibarlarına bir suikast aracı hâline getirilmesi bir gaflettir.

Anayasa’nın 104'üncü maddesine göre Cumhurbaşkanı devletin başıdır. Yine 104'üncü maddesine göre Türkiye Cumhuriyeti'ni ve Türk milletinin birliğini temsil eder. Dolayısıyla hâkim ve savcıların postal karşısında esas duruşta bekledikleri dönem kapanmış, meşru vasıta ve yollardan seçimle işbaşına gelmiş ve Anayasa metnine göre de devletin başı olan Cumhurbaşkanının huzurunda kura çekimine katılıp mesleklerine başlaması gibi ahenkli, aklı başında ve makul bir yol bulunmuştur. Dolayısıyla birinci önceliğimiz ve evleviyetle ortaya koyacağımız tavır, tüm yargı teşkilatı içerisinde görev alan hâkim ve savcı sınıfımızın itibarını kendi itibarımız gibi koruyup yargıya duyulan güvenin...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

CEMAL ENGİNYURT (İstanbul) - Bir dakika ekleyin Başkan.

YÜCEL BULUT (Devamla) - Bir dakika ekleyelim, Cemal Başkan...