GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 1'inci Tur Görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:27
Tarih:09.12.2025

İYİ PARTİ GRUBU ADINA HAKAN ŞEREF OLGUN (Afyonkarahisar) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye'de adalet sistemi çökmüştür çünkü hâkim bağımsız değil, savcı tarafsız değil, sistem cesur değil çünkü bu ülkede artık verdikleri kararlarla iktidara sadakat testi veriyor. Hâkim ve savcı verdiği kararın ağırlığını taşırken geçim derdiyle de boğuşuyorsa bu sistem onu bağımsız değil, savunmasız bırakır. Savunmasız yargıçtan da güçlü adalet çıkmaz ama en ağır yıkım şuradadır: Tabii hâkim ilkesi sadece Anayasa satırlarında kalmıştır. Bugün vatandaş mahkemeye girerken "Adalet mi uygulanacak?" diye değil, "Bu dosya kimin önüne düşecek?" diye düşünmek zorunda bırakılmaktadır. Öyle bir düzen yarattınız ki bugün bir suç savcının önüne düştüğünde değil, sosyal medyaya düştüğünde ciddiye alınıyor. Kamera kaydı var, aylarca dosyada bekliyor, ses yok; bir mağdur defalarca başvuruyor, cevap yok ama görüntü bir gece içinde milyonlara ulaşıyor, sabahına gözaltı geliyor, akşamına açıklama yapılıyor veya bir kişi sosyal medyada hedef gösteriliyor, daha savcı delil toplamadan hüküm veriliyor; masumiyet karinesi bir gecede linç ediliyor. İşte, yargının itibarı tam da burada çöküyor.

Sayın Bakan, siz çıkıp "Yargıyı yıpratmaya, itibarını zayıflatmaya çalışanlara fırsat vermeyeceğiz." diyorsunuz ya, hangi itibardan söz ediyorsunuz? Ortada konulacak bir yargı itibarı kaldı mı? Bu ülkede bir zabıt kâtibi UYAP'a tek başına girip onlarca dosyayı kapatmadı mı? Evet, yanlış duymadınız; bu kişi cumhuriyet savcılarının UYAP oturumlarıyla sisteme girdi. Bugün hâlâ başka dosyalarda benzer işlemler yapılmadığını nereden bileceğiz? Bakın, hâkim, savcı bağımsızlığı tartışmaları, Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmaması, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının yok sayılmasını, hepsini unutalım bir dakika; şu tablo tek başına yargıya güveni sıfırlamaya yetmez mi? Yargıya itibarı biz sarsıyoruz, öyle mi? Sayın Bakan, sadece adliyelerde değil, devletin harcama tarafında da başka bir çürüme var. Sayıştayın son denetimlerinde yüzlerce kurumda milyarlarca liralık usulsüzlük tespit ediliyor, hepsi tek tek raporlara yazılıyor. Peki, sonra ne oluyor? Hiçbir şey. Bu ülkede Sayıştay tespit ediyor, rapora geçiriyor, kamuoyunun önüne koyuyor. Şimdi buradan sizi muhatap alarak soruyorum Sayın Bakan: Bu dosyaların Adalet Bakanlığı tarafında nasıl bir karşılığı var? Bir tanesinin bile sonucunu bu millete gösterebiliyor musunuz? Vatandaş bunu şöyle okuyor: "Devlet kendi tespit ettiği yanlışı bile yargıya taşıyamıyorsa ben neden adalete güveneyim?" İşte, yargının itibarını çökerten tam olarak budur.

Plan ve Bütçe Komisyonunda Sayın Bakana "Anayasa Mahkemesi kararları neden uygulanmıyor?" diye bir soru soruldu. Verilen cevaba bakın: "Yeknesaklık bozulduğu için ileride daha çok tartışma çıkar." Diyorsunuz ki: "Sonradan ihdas edilen kurumlar yeknesaklığı bozdu." Neyi kastediyorsunuz? Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruyu mu? O zaman neden söylemiyorsunuz? "Biz yaptık, şimdi sorun oldu." Ve daha vahimi şu cümle: "Buna benzer ileride başka tartışmalar da çıkar." Bu ülkenin Adalet Bakanının görevi kriz öngörmek değil, krizi önlemektir." Ben size buradan çok açık bir şey söyleyeyim. Bir ülkede Adalet Bakanı "Mahkemeler arasında tartışma çıkacak." diye konuşuyorsa o ülkenin adalet sistemi zaten bozulmuş demektir. Ve bir şey daha var, "Yeni anayasa yapalım, o zaman düzelir." diyorsunuz ya, mevcut Anayasa’nın 153'üncü maddesi ne diyor? "Anayasa Mahkemesi kararları herkesi bağlar." Kimse tartışamaz. Bugün Türkiye'de adalet sisteminin en büyük sorunu siyasal iradenin hukuku uygulamama ısrarıdır ve bu ısrarın en görünür yüzü de maalesef Adalet Bakanıdır.

Bakın, değerli milletvekilleri, son aylarda bu ülkede artık yalnızca düşünenler değil, bir "tweet" atanlar, bir başlığı eleştirenler, bir paylaşımı beğenenler de cezalandırılır hâle geldi. Genel Başkanlar, gazeteciler, yurttaşlar, ardından da seçilmiş belediye başkanlarının şafak vakti evlerinden alınarak gözaltına götürüldüğü, sonrasında tutuklandığı bir tabloyla karşı karşıyayız. Hukukun siyasetin aracı hâline getirildiği, adaletin susturulduğu bu düzende hukuku ve adaleti şiar edinmiş bir Genel Başkanın liderliğinde yol yürüyen İYİ Partinin Hukuk İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olarak kamuoyunda açıkça siyasi nitelik taşıdığı herkesçe bilinen davaları bizzat takip ediyorum ve bugün buradan, bu takipler sırasında edindiğimiz çarpıcı tespitlerden birkaçını açıkça paylaşmak istiyorum. Bir savcı Beykoz'da belediyeyi merkeze alan büyük bir operasyon yürütüyor, ardından alınıyor, Bakırköy gibi İstanbul'un en kritik yargı merkezlerinden birine başsavcı olarak atanıyor. Şimdi, biz buna başarı mı diyeceğiz, mükâfat mı diyeceğiz, yoksa yeni bir operasyonun ön hazırlığı mı? Siz buna "idari tasarruf" diyorsunuz, kamuoyu buna "yargı dizaynı" diyor. Bakın Ekrem İmamoğlu dosyalarına, kamuoyunda ahmak davası olarak bilinen kamu görevlisine hakaret davası istinaf incelemesini yapacak olan İstanbul Bölge Adliye 24. Ceza Dairesine geliyor ama dosya üç yıl onaylatılamıyor. 18 Temmuz 2025 tarihinde HSK kararnamesiyle aynı daireye bir üye başkan olarak ikinci heyet kuruluyor. Adalet Komisyonu Başkanı tarafından da dosya ikinci heyete devroluyor. 1 Eylül 2025'te adli yıl başlıyor, 19 Eylülde dosya onaylanıyor. Yani üç yılda incelenemeyen dosya on dokuz günde onaylanıyor. İkinci heyet başkanı 24. Ceza Dairesindeki görevini bitiriyor, bu sefer 13. Ceza Dairesine Başkan olarak atanıyor. Bu Dairenin önemi, Sayın İmamoğlu'nun şu an tutuklu bulunduğu dosyaların istinaf incelemesi yapılacak olan dairedir. Yani iskambil oynar gibi joker hâkim yaratılıyor. Dosyaya onay vermeyen 24. Ceza Dairesi Başkanına ne oluyor? Son kararnamede Beykoz'a düz hâkim olarak atanıyor. Bu tek bir dosya da değildir. Diplomasının iptali kararının iptali için açılan davada idare mahkemesi heyeti vermiş olduğu ara karar nedeniyle dağıtılıyor. Aynı konudaki ceza davasına bakan 59. Asliye Ceza Mahkemesi hâkimi bir önceki duruşmada -şahsımın da bizzat şahit olduğu üzere- talep üzerine duruşmanın daha büyük bir salonda yapılmasına karar verdiği için Kahramanmaraş'a tayin ediliyor. Yeni atanan hâkimin ilk ara kararı -otuz yıllık ceza avukatlığımda ilk kez şahit olduğum üzere- ceza mahkemesi idare mahkemesinin kararının beklenmesine karar veriyor. Bunların hepsine tesadüf diyebilir miyiz Sayın Bakan? Keşke hukuka aykırı uygulamalar olmasaydı da şimdi burada CHP'li arkadaşlara "Türkiye bir hukuk devletidir. Feveran etmeyin, yargı en doğru kararı verir." diyebilseydik.

Sayın Bakan, bir başka konu, geçen yıl yine bütçe konuşmamda Bakanlıkta görevli 184 hâkimi tek gecede taşraya göndermenizi gündeme getirdiğimde cevaben "Fazlalık olan hâkimleri gönderdik." demiştiniz. Peki, bu yıl bir o kadar hâkimi hangi ihtiyaca binaen tekrar Bakanlığa aldınız? Bu çelişkiyi nasıl açıklayacaksınız?

Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdür Yardımcılığına üç yıllık bir hâkimi atamanızı, altındaki daire başkanlığının tetkik hâkimlerinin tamamının bu arkadaştan kıdemli olmasını, on yıllardır bu alanda çalışan kıdemli isimlerden ayıran özelliğin ne olduğunu nasıl açıklayacaksınız?

Bu ülkede sadece adalet çalışmıyor, onun dışındaki her şey tıkır tıkır işliyor; kollama düzeni, çifte standart düzeni, israf düzeni, kayırma düzeni. Ama konu adalete gelince bu kadar hızlı işleyen düzen bir anda kilitleniyor.

Sayın milletvekilleri, şimdi, önümüzde, 2028 yılında Yargıtay ve Danıştay üyelerinin büyük bölümünün seçimi olacak ve biraz önceki verdiğim örneklere sebep olan Hâkimler ve Savcılar Kurulunun bu tutumu ortada iken acaba buraya yeni seçilecek üyeliklerle yargıda kalan birkaç kişi de mi temizlenecek? Yani sonumuz ne olacak, bunu hakikaten merak ediyorum. Bu tabloyla, bu uygulamalarla, bu tercihlerle siz yargıyı bitiren bir iktidar ve Adalet Bakanı olarak anılacaksınız. Bu da sizin siyasi değil, tarih önünde taşıyacağınız sorumluluktur diyor, saygılar sunuyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)