| Konu: | Demokratik Sol Partinin 40’ıncı kuruluş yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 19 |
| Tarih: | 19.11.2025 |
MEHMET ÖNDER AKSAKAL (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Demokratik Sol Partinin 40'ıncı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin 42'nci kuruluş yıl dönümleri münasebetiyle söz aldım. Yüce heyetinizi, ekranları başında bizleri izleyen aziz milletimizi ve Kıbrıslı soydaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.
Her zaman dile getirdiğimiz bir husus vardır ki o da Demokratik Sol Parti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin genetik kodları birbirinden ayrı değildir. Bu hassasiyetin diğer siyasi yapılarımızın birçoğunda var olduğu gerçeğini yadsımadan, en belirgin farkını ortaya koymak gerekirse bağımsız Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin temelleri 1974 yılında gerçekleştirilen Barış Harekâtı'yla atılmıştır ve o karardaki imzalardan biri dönemin Başbakanı Bülent Ecevit'e aittir.
Barış Harekâtı'nın üzerinden elli bir yıl, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin bağımsız devlet olarak tüm dünya ve tarih önünde ilan edilmesinin üzerinden kırk iki yıl geçmesine rağmen küresel emperyal sistem Kıbrıs Adası merkezli Doğu Akdeniz'deki hesap ve ideallerinden vazgeçmiş değildir. Öncelikle güneyde yer alan Rum kesimindeki yapıyı Kıbrıs Adası'nın tek yönetimi olarak tanıyıp orayı aynı zamanda Avrupa Birliği içine almakla kendilerince bir aşama kaydetmiş gibi görseler de nihai aşamada bunun asla kabul edilemeyeceğini, adada iki devletli çözümden başka seçenek olamayacağını er ya da geç anlayacaklar ve Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni tanımak zorunda kalacaklardır. Türkiye Cumhuriyeti bu konudaki kararlı duruşunu değiştirmediği ya da süreç içinde bir zafiyet göstermediği müddetçe bu gerçekleşecektir. 19 Ekimde yapılan seçimlerde Sayın Tufan Erhürman'ın halkın büyük desteğini alarak Cumhurbaşkanlığı makamına getirilmesi Kıbrıslı soydaşlarımızın bağımsızlık yolundaki kararlılığından sapmaları değil, tam aksine bu süreci taze bir kan değişimiyle, daha kararlı ve inançlı mücadelelerle sonuca ulaştırma amacına hizmet edecektir. Türkiye'nin Kıbrıs politikası ne Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde ne de Türkiye'de yaşanan iktidar değişikliklerine göre farklılık gösteremez. Dolayısıyla Kıbrıs politikası bir devlet politikasıdır ve sonsuza kadar da aynı kapsamda kalacaktır.
Bu kutsal toprakları yeniden vatan yapmak için ilk kıvılcımı yakan Doktor Fazıl Küçük başta olmak üzere Kıbrıs davasının yılmaz savaşçısı Toros Rauf Denktaş'ı, kurtuluşun kararına imza atan Kıbrıs fatihi Bülent Ecevit'i, mücahit Erbakan'ı, bu mücadelede göğsünü siper etmiş başta Türk Mukavemet Teşkilatının kahramanları olmak üzere tüm şehitlerimizi ve ebediyete irtihal etmiş gazilerimizi saygıyla minnetle ve rahmetle yâd ediyorum; mekânları cennet, makamları ali olsun.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türk siyasetinde yaşanan hiçbir olay veya gelişme siyasetin ve küresel konjonktürün yarattığı etkilerin dışında kalmamış, bilakis üzerinde var olduğumuz toprakların jeopolitik özelliği sebebiyle tarih boyunca emperyalist güçlerin hedefi olmaktan kurtulamamıştır. Yakın tarihimizde tüm bu gelişmeleri, olması gerekenden daha hassas ve nitelikli olarak izleyen, yorumlayan kadim Türk devletinin sonsuza kadar yaşaması ülküsüne inanmış bir siyasetçi olarak Bülent Ecevit her zaman öne çıkmıştır. 12 Eylül öncesi süreçte Cumhuriyet Halk Partisinin 3'üncü Genel Başkanı olarak bu misyonunu layıkıyla yerine getirmiş ise de darbeci generallerin Atatürk'ün kurduğu CHP dâhil tüm siyasi partileri kapatma kararı sonrasında bu karara karşı başlattığı hukuk mücadelesinde kendi deyimiyle "12 Eylül döneminde yoğun bir demokrasi mücadelesi verdik. Mücadelenin güçlüklerini göze alamayanlarla yollarımız ayrıldı ve DSP'yi kurduk." diyerek CHP'yle yollarını ayırmış ve Demokratik Sol Partinin özgün politikalarını geçirmenin mücadelesine girişmiştir. Kalkınmanın köyden ve köylüden başlaması gereğini ortaya koyarak, halkçı ekonomi politikalarını kısmen "pazar ekonomisi" adı altında serbest piyasa kurallarıyla özel sektörün çekimser kaldığı alanlarda devlet girişimleriyle buluşturabilmiş ve tam kırk yıl önce çıktığı bu yolda, birinde 66 milletvekiliyle tek başına olmak üzere 3 kez devlet yönetiminde yer almayı başarmıştır. Bu başarılarının en önemlisi, bugün yana yakıla arayışına girdiğimiz terörsüz Türkiye'yi 1999 yılında PKK terör örgütü elebaşının enterne edilmesi ve aynı dönemde hem PKK hem de Hizbullah terör örgütlerinin bitirilmesindeki duruşu olmuştur. Emperyalist sistemin dayattığı sömürgeci politikaları tüm siyasi yaşamında şiddetle ve kararlılıkla reddetmiş; Kıbrıs Barış Harekâtı, haşhaş ekim yasağının kaldırılması, PKK elebaşının teslim edilmesinin sağlanması, Amerika'nın Irak'ı işgal stratejilerine geçit vermemesi gibi milliyetçi yurtsever duruşu, onun bu başarılarının ve bugünkü saygınlığının temel gerekçeleri olmuştur. Ecevit, bu duruşunu ve Demokratik Sol Partililiğini on dokuz yıl önce aramızdan ayrıldığı 5 Kasım 2006 yılına kadar tereddütsüz sürdürmüştür.
Değerli milletvekilleri, biliyor ve inanıyorum ki her ne kadar ayrı kulvarlarda siyaset yapıyor olsak da Türk milletinin tamamına yakını Bülent Ecevit'in dürüst ve yurtsever kişiliğine dair hak ettiği değeri her zaman vermiştir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
MEHMET ÖNDER AKSAKAL (Devamla) - Bizler de Bülent Ecevit'in öğretileriyle, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilelebet payidar kalması için Atatürk'ün izinde devletimizi ve millî çıkarlarımızı korumak; laik, demokratik cumhuriyetimizi yüceltmek; halkçı politikalarımızla toplumsal refahımızı güçlendirmek, yenilikçi ve devrimci anlayışlarımızla tam bağımsız Türkiye'yi çağdaş medeniyetler seviyesinin üzerine çıkarmak için var gücümüzle çalışıyoruz, çalışacağız, demokratik sol politikaları yeniden iktidara taşıyacağız. Türkiye'nin buna şiddetle ihtiyacı olduğu da açık gerçek olarak karşımızda durmaktadır.
Bu vesileyle, Demokratik Sol Partimizin kuruluşunun 40'ıncı yılını ve Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin bağımsızlığının 42'nci yılını bir kez daha yürekten kutluyor; yüce Meclisimizi, Kıbrıslı soydaşlarımızı ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)