GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın, İsrail'in Gazze saldırısına, Filistin halkına yaptığı soykırıma ve zulüm ile kıtlık politikalarına ve bölgede var olan güncel duruma ilişkin Yürütme adına gündem dışı açıklaması nedeniyle şahsı adına konuşması
Yasama Yılı:3
Birleşim:114
Tarih:29.08.2025

MEHMET ÖNDER AKSAKAL (İstanbul) - Sayın Başkan, siyasi partilerimizin Sayın Genel Başkanları, Grup Başkanları, değerli milletvekilleri; yürütmenin talebi üzerine olağanüstü olarak toplanan yüce Meclisimizde İsrail'in Gazze saldırısı, Filistin halkına yaptığı soykırım ve zulüm ile kıtlık politikaları ve bölgede var olan güncel duruma ilişkin Demokratik Sol Partinin görüşlerini paylaşmak üzere söz aldım. Yüce heyetinizi ve bizleri ekranları başında izleyen aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Bilindiği gibi İsrail, ABD'nin de doğrudan ve dolaylı desteğiyle altı yüz doksan bir gündür Gazze'de bir işgal stratejisi temelinde Filistinli Müslümanlara karşı tarihte eşi ve benzeri görülmemiş bir zulüm ve soykırımı dünyanın gözünün içine baka baka alenen yapmakta ve sürdürmektedir. Dünya milletlerinin duyarsızlığını gören ve bundan cesaret alan katil Netanyahu da bu kez bir adım daha ileri giderek Gazze'de yaşayan insanların kurşun ve bombalardan uzak kalanlarını da açlık ve sefaletle öldürmeye başlamıştır. Gazze halkına yapılan zulümlerin ve kitleler hâlinde gerçekleştirilen ölümlerin önüne geçmek için devletlerin ve sivil toplum örgütlerinin münferit girişimleri ve yardımları artık anlamını yitirmiştir. Başta Türkiye olmak üzere İslam ülkeleri daha etkili önlemleri hayata geçirmeli, ABD ve İsrail üzerinde ekonomik ve siyasal baskıyı artırmalıdırlar. Türkiye Cumhuriyeti olarak bölgemizde barışı, huzuru, güvenliği sağlamak ve sürekli hâle getirmek için devletimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün uyguladığı bölge merkezli dış politika modelini hayata geçirerek komşularımızla güvenlik ve ekonomik iş birliği anlaşmaları acilen yapılmalıdır. Öncelikle ve özellikle Gazze'de ve Suriye'de olup bitenler buralarda yaşayan Türkmenlere zarar verecek bir hâl almamalıdır. Emperyalizmin son hedefi kuşkusuz aziz şehitlerimizin kanlarıyla sulanarak vatan kılınmış Türkiye topraklarıdır. Bize göre ulusal kurtuluş savaşı bitmemiştir, devam etmektedir. Emperyalizmin gizli ajandasında Dicle ve Fırat nehirlerimizin suları vardır. Zira Avrupa Birliği İlerleme Raporu'nda Dicle ve Fırat'ın sularının uluslararası konsorsiyuma devredilmesi talep edilmektedir. O yüzden ABD'nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Koordinatörü Thomas Barrack "Bölgede ulus devlet istemiyoruz." demektedir. Bugün Türkiye olarak içinde bulunduğumuz süreçte terörsüz Türkiye arayışımızın esasen gerekçesi ikinci yüzyılına adım atmış cumhuriyetimizi ve ulus devlet özelliğimizi korumak için tam da budur. Bu topraklar üzerinde binlerce yıl kardeşçe yaşamış her etnik kökenden ve inançtan insanlar olarak bu senaryoyu anlamak; millî birlik, kardeşlik ve demokrasi hedefiyle ortaya konulan stratejiyi hayata geçirmek zorundayız.

Sayın milletvekilleri, Gazze'nin işgali, orada yaşanan soykırım, katliam, açlık ve sefalet sonucu insanların ölüme terk edilmesi sıradan bir olay değildir. Jeopolitik olarak Gazze, Doğu Akdeniz'in doğu kara sınırı, Kıbrıs Adası da Doğu Akdeniz'in tam ortasında sabit bir uçak gemisidir. Kısacası, bugün Gazze'de yaşananları salt insani boyutuyla, dini argümanlarla izah etmeye çalışmak büyük resmi gözden kaçırmak demektir. Küresel emperyalizmin hedefi öncelikle Doğu Akdeniz'in tümüne hâkim olmak ve başta Kuzey Kıbrıs toprakları olmak üzere Anadolu'nun yeniden bölünmesini sağlayacak zemini hazırlamaktır; bu uyarıda bulunmayı tarihî bir sorumluluk olarak görüyoruz. Uyanık, dirayetli ve kararlı olmak zorundayız. En küçük zafiyet, bir anlık tereddüt telafisi daha zorlaşmış bir beka sorununa dönüşebilir. Dileğimiz odur ki öncelikle bu yüce çatı altında görev yapan tüm siyasi partilerin dış dünyaya karşı kol kola görüntü vererek bu aziz vatana sahip çıktığını göstermesidir; Sayın Cumhurbaşkanımızın da bölge barışının sağlanması, insanların öz vatanlarında özgür ve mutlu yaşamaları için gösterdiği kararlı, onurlu ve tutarlı çabalarıyla Orta Doğu'da silahların susturulmasıdır. Aksi hâlde kılıç kınından çıkacaksa da çıkmalıdır; olası bir sınır ötesi harekât için zaman geçirmeden oy birliğiyle yeni bir Türkiye Büyük Millet Meclisi tezkeresi de çıkarılmalı, konuya muhatap herkes payına düşeni almalıdır. Ancak bu şartlarda tam bağımsız Türkiye hedefine ulaşabiliriz.

Sözlerime son verirken, bu asil milletin bir kez daha Kurtuluş Savaşı yaşamaması dileklerimle, 30 Ağustos Zaferi'mizin 103'üncü yılını gururla ve yürekten kutluyorum.

Bölgemizde yaşanan önemli olaylarla ilgili olarak bizleri aydınlatan, bilgilendiren Dışişleri Bakanımız Sayın Hakan Fidan'a teşekkür ediyor, yüce Meclisimizi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)