GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Uluslararası Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığı ile Mücadele Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması
Yasama Yılı:3
Birleşim:102
Tarih:26.06.2025

MEHMET ÖNDER AKSAKAL (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 26 Haziran Uluslararası Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığına Karşı Mücadele Günü nedeniyle söz aldım. Yüce heyetinizi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün, burada toplumumuzu içten içe kemiren, en sessiz fakat en acımasız sarsıntılarından birini konuşmak, yitip giden on binlerce insanımızın ve yüreği evlat acısıyla yanan anaların babaların sesi olmak sorumluluğuyla karşınızdayım. Yıllardır hepimize bir hikâye anlatılıyor, deniliyor ki: "Uyuşturucuyla amansız bir savaş veriyoruz." Peki, durup düşünelim, bu savaş kiminle verilmektedir? Devletin gücü bu zehrin, ticaretin tepesindeki varsıl ve karanlık odaklara mı yoksa o zehrin pençesinde kıvranan esasen şefkate ve tedaviye muhtaç evlatlarımıza mı yönelmiştir? Cezaevlerimiz uyuşturucu baronlarından çok devletin el uzatması gereken yoksul ve umudunu yitirmiş gençlerimizle doludur. Uyuşturucu insanlığın en büyük düşmanıdır. Özellikle genç nesillerin uyuşturucu alışkanlığı ülkemiz için en büyük beka meselesidir. Bu acı tablonun sebebi soruna en başta yanlış teşhis konulmasıdır. Biz Demokratik Sol Parti olarak bu meseleyi bir zabıta olayı veya bir ahlak sorunu olarak görmeyi reddediyoruz. Bu mesele temelinde hakça bir düzenin kurulamamış olmasının, toplumsal adaletteki derin çatlakların ve yitirilen umudun yarattığı acı bir halk sağlığı sorunudur.

Değerli milletvekilleri, bir hastalığı iyileştirebilmek için evvela o hastalığı doğuran sebepleri ortadan kaldırmak gerekir. Gelin, kendimize bütün dürüstlüğümüzle soralım: Bir gencimizi, bir evladımızı bu karanlık dehlize sürükleyen nedir? Bu sorunun cevabı, problem yalnızca gencin kendisinde değil, onu çepeçevre saran düzendedir. Birincisi, ekonomik çaresizlik ve geleceğe dair umutsuzluktur. Eğer gençlerimize nitelikli bir eğitim, güvenceli bir iş, onurlu bir yaşam sunamıyorsak o gencin umutsuzlukla açılan kalbine zehir tacirlerinin sızması kolaylaşır.

İkincisi, kentlerimizi beton yığınlarına çeviren plansızlıktır. Gençliğimizin nefes alacağı, sporla, sanatla ücretsiz buluşacağı kamusal alanları, parkları çoğaltmak yerine yarattığımız o ruhsuz mekânlar uyuşturucu şebekeleri için en verimli tarlalar hâline gelir ve o gençler sokağın güvensizliğine, çetelerin insafına teslim olur.

Üçüncüsü ise toplumsal bağlarımızın zayıflamasıdır. Komşuluğun, mahalle kültürünün, o güzelim dayanışma ruhunun yok olması da insanımızı yalnızlığa itmektedir. Yalnızlaşan insan ise acısıyla başa çıkabilmek için ne yazık ki yanlış yollara daha kolay sapabilmektedir. İşte, tam da bu yüzden Onursal Genel Başkanımız Bülent Ecevit'in bize miras bıraktığı en temel ilke olan sosyal devlet anlayışını yeniden ayağa kaldırmak zorundayız. Devletin görevi dara düşen yurttaşlarına kelepçe takmak değil, ona şefkat elini uzatmak, onu bir ana gibi koruyup iyileştirmektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün bu kürsüden yalnızca bir durum tespiti yapmak yerine aynı zamanda uygulanabilir, bütüncül ve insancıl çözümlerimizi de paylaşmak isterim. Parolamız açıktır: İnsan, bilim ve vicdan. Programımız birbirini güçlendiren 4 ana ilke üzerine kuruludur. 1'inci ilkemiz önleme ve eğitimdir. Sorun kapıyı çalmadan o kapıyı sağlamlaştırmalıyız. Okullarımızda korku salmak yerine gençlerimize hayatın zorlukları karşısında güçlü durmayı, duygularını tanımayı, "Hayır." diyebilmeyi öğreten yaşam becerileri eğitimleri vermeliyiz. Her mahallede gençlerimizin destek alabileceği, sanatla, sporla ruhunu doyurabileceği kamusal merkezler kurmalıyız. Bunu sağlayabilmenin en kesin ve kalıcı yöntemi DSP programında yer alan öğretim kurumlarını kampüs biçiminde, avlulu okul sistemine dönüştürmektir.

2'nci ilkemiz insanca tedavi hakkıdır. Tedavi bir lütuf değil, anayasal bir haktır. İhtiyacı olan her yurttaşımız hiçbir ücret ödemeden, aylar süren sıralar beklemeden, en geç kırk sekiz saat içinde tedaviye kavuşmalıdır. Tedavi merkezlerimiz yalnızca bedeni değil, ruhu da onaran, bağımlılığa eşlik eden travmaları da iyileştiren bütüncül bir anlayışla hizmet vermelidir.

3'üncü ve en hayati ilkemiz, bilimsel ve vicdani sorumluluktur. Bu asla uyuşturucuyu onaylamak değildir. Bu, bir tek canı bile feda etmemek adına bilimin ve vicdanın gereğini yapma cesaretidir. Aşırı dozdan ölümler kader değildir. Bu trajediyi önlemek için panzehri olan ilaçlar ücretsiz verilmeli ve yaygınlaştırılmalıdır. Bizim için her şeyden önce insan hayatı gelir.

4'üncü ilkemiz ise yeniden başlangıçtır, onurlu bir gelecektir. Tedavi görmüş bir insanı damgalanmış bir şekilde işsiz ve evsiz olarak sokağa bırakırsak onu yeniden o karanlık dünyaya itmiş oluruz. Barınma sorununu çözerek, istihdamda ayrımcılığı önleyerek ve her yurttaşımızın topluma onuruyla dönebilmesi için gerekli köprüleri kurmalıyız.

Değerli milletvekilleri, tüm bu adımlar ancak köklü bir zihniyet devrimiyle mümkündür. Adalet sistemimizin odağını değiştirmeliyiz. Emniyetimizin ve yargımızın değerli gücünü sokaktaki hasta bir genci kovalamaktan alıp bu zehri ülkeye sokarak servetine servet katan büyük suçluların üzerine yönlendirmeliyiz. Ülkemizde uyuşturucu kullanım yaşı giderek düşmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun tamamlayın.

MEHMET ÖNDER AKSAKAL (Devamla) - Özellikle Güney Asya ve Güney Amerika ülkelerinden deniz yoluyla getirilen tonlarca uyuşturucunun geçiş yolu olarak kullanılan ülkemiz bu olumsuzluklardan kurtarılmalıdır. Türkiye, uyuşturucu baronlarının cirit attığı yer olmamalıdır ve tüm bu çabaları eş güdümle yürütmek üzere günübirlik siyasetin çekişmelerinden arındırılmış, akılcı bir bilimi rehber edinmiş, özerk bir Türkiye bağımlılıkla mücadele ve ruh sağlığı ajansının kurulması ertelenemez bir görevdir. Demokratik Sol Parti olarak biz, bu insani ve bilimsel yolun inşasına katkı vermeye hazırız. Gelin, bunu bir millî seferberlik ruhuyla ele alalım. Gelin, yitirdiğimiz çocuklarımızın anısına ve gelecekteki evlatlarımızın aydınlığına olan borcumuzu bu umut dolu yolu birlikte açarak ödeyelim.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ, İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)