GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Veri Kaynağının bu sene ramazanda iftar sofrası kurmanın maliyetini 1.371 Türk lirası olarak açıkladığına, artan maliyetlerden dolayı her yıl gramajı değişen ramazan pidesinin fiyatına ve hayat pahalılığına, Diyarbakır'da Y.D. adlı 14 yaşındaki bir çocuğun kaçırılmasından ve işkençeye maruz bırakılmasından sorumlu polislerin cezasızlıkla ödüllendirilmesine ve Bolu Cezaevinde hukuksuz infaz yakmaların olduğuna ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:6
Birleşim:81
Tarih:29.03.2023

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın vekiller, Türkiye'ye dair sosyoekonomik verileri kamuya açık resmî kaynaklardan derleyerek sunan bir yer var; Veri Kaynağı. Bunun araştırmasına göre, Türkiye'de bu sene ramazanda iftar sofrası kurmanın maliyeti 1.371 Türk lirası yani otuz gün boyunca sadece mütevazı bir iftar sofrası için toplamda 41.150 Türk lirasına ihtiyaç var. İki şey hatırlatmak istiyorum bu noktada. Birincisi, TÜRK-İŞ'in mart ayı verileri ışığında, 4 kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı 31.241 Türk lirasıydı. Yine, 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı ise 9.591 Türk lirasıydı.

İkinci hatırlatmak istediğim, artan maliyetlerden dolayı her yıl gramajı değişen ramazan pidesinin kilogram fiyatı geçtiğimiz yıl 18,90 Türk lirasından satılırken 2023 yılında yani bu ramazanda yüzde 83 zamlanarak 33 lira 30 kuruştan satılmakta yani ramazan pidesi son iki yılda yüzde 204 zamlanmış vaziyette. Şu tablo da aslında bunu gösteriyor, son iki yılda ramazan pidesindeki artış çok net olarak görünüyor yani ramazan pidesinde tarihteki en yüksek artış yaşanmış vaziyette bu yıla baktığımızda. Şimdi soruyorum: Normal bir sofra kurmanın maliyeti aylık 41 bin lira ise yoksulluk sınırının 30 bin lira olduğu bir ortamda insanlar bu ramazanlarında nasıl iftar yapıyorlar, nasıl bu ramazanı geçiriyorlar? Bu soruyu herkesin kendine bir kez daha sorması lazım; özellikle iktidarın, iktidar mensuplarının sorması lazım. Çünkü bakın, geçen yılın ramazan kolisi ile -yine mütevazı bir koliden bahsediyoruz- bu yılki ramazan kolisi arasında da yüzde 130 bir zam görünüyor; TÜİK yıllık enflasyonu yüzde 69 olarak hesaplıyor yani her şey sahte. Yani şu çok açık: Geçen yıldan bugüne sofralar zaten fakirleşmişti, bu yıl boyunca halk geçinebilmek için bir öğünü atlamak zorunda kalıyordu, şimdi birçok aile sahur yapmadan iftarla orucunu tutmaya çalışıyor. İktidarın Türkiye'yi getirmiş olduğu durum budur. Bu ramazanda böyle bir acı tabloyu hep birlikte yaşıyoruz. Bunun sonucunda elbette ki 14 Mayısta herkes gerekeni yapacak ve bu iktidarın Türkiye'yi bu hâle getirmiş olmasının hesabını bir kez daha soracak.

Sayın vekiller, geçtiğimiz hafta konuştuk; Diyarbakır'da Y.D. adlı 14 yaşındaki bir çocuk polislerce kaçırılmış ve işkenceye maruz bırakılmıştı. Neden? Boynunda puşi var diye kaçırılmıştı. Önce, bir köy yoluna, tenha bir araziye götürülmüştü bu çocuk ve "Kürtlere küfret, İstiklal Marşı'nı oku!" denilerek darbedilmişti, kafasına dipçikle vurulmuştu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Fotoğraflarını burada gösterdik geçtiğimiz hafta Genel Kurulda. Ayrıca, "Yarına kadar İstiklal Marşı'nı ezberle, yoksa kafana sıkarız." denilerek tehdit edilmişti polisler tarafından. Hastanelik edildi bu çocuk, ağzı ve elleri bağlı bir şekilde dere kenarında bataklığa bırakıldı. Bunu konuştuk. Peki, bunun sonucunda ne oldu? Diyarbakır Başsavcılığı önce 5 polisi gözaltına aldı; 5 polisten 3'ü tutuklandı, 2 polis serbest bırakıldı. Tekrar haklarında tutuklama kararı verildi 2 polise, 2'nci kez yapılan itirazın ardından da Lice Sulh Ceza Hâkimliğince bu 2 polis serbest bırakıldı. Şimdi, bu serbest bırakma kararı hukuka aykırı çünkü birincisi, kararı veren Lice Sulh Ceza Mahkemesi yetkili değil, yetkili olan Lice Asliye Ceza Mahkemesi. Buna rağmen, Lice Sulh Ceza Mahkemesi yetki gasbında bulunarak bu 2 polisi serbest bıraktı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - İkincisi, Lice Sulh Ceza Mahkemesi somut suç şüphesinin bulunmadığına dair ihsasıreyde bulunmasına rağmen sorgu işlemi yaptı ve Lice Sulh Ceza Hâkimliğinin sorgu işlemi yapması da esas itibarıyla hukuksuzluktur. Hayır, baktığımızda ortada çok ağır suçlar var yani işkence ve kötü muamele var, kasten yaralama var, kişiyi özgürlüğünden yoksun bırakma var, tehdit ve hakaret var, ırkçılık var, nefret suçu var. Peki, ne oldu? 2 polis tahliye edildi. Neden? Çünkü devletlü öyle buyurdu. Yani 14 yaşındaki bir çocuk polislerin "Kürtlere küfret!" söylemine karşı direndi, kendi Kürt kimliğini korudu; işkence gördü, ağır işkence gördü ama ne oldu? Bunu yapanlardan 2 polis serbest bırakıldı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Toparlayalım lütfen.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Yani polisler cezasızlıkla ödüllendirilmiş oldu bir kez daha. Bu tür görüntüler, işte bu cezasızlık uygulamaları sürdüğü müddetçe Kürtlere düşmanlık yapan, Kürtlere yönelik nefret suçu işleyen, Kürtlere dönük ırkçılıkla davranan polislere yönelik bu tür cezasızlık uygulamaları sürdüğü müddetçe elbette ki bu suçlar da işlenmeye devam edecek. Halk bu gerçeği görüyor ve bu gerçeğin hesabını da aslında 14 Mayısta seçimlerde mutlaka soracak.

Son değinmek istediğim bir konu var sayın vekiller; yine hukuksuzluk. Şimdi, Bolu Cezaevinde Mart 2022'de başlayan infaz yakmaları sonucunda 12 tutuklunun infazı yakıldı. Nedir infaz yakmanın gerekçeleri? "Suyu tasarruflu kullanmadın. "Örgütten ayrıldığına ilişkin pişmanlık dilekçesi vermedin." "Manevi etkinliklere katılmadın." Bu gerekçelerle infazları yakılan tutuklular var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Bitiriyorum efendim.

BAŞKAN - Evet, son sözlerinizi alayım.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Şimdi, bu infaz yakma meselesi, bakın, çoğu otuz yıldır tutuklu olan, aralarında hasta tutukluların da olduğu mahpusların infazı yakılıyor. Ya, el insaf! Yani bir mahpusun infazı, otuz yıl cezaevinde kalmış bir mahpusun infazı pişmanlık dayatmasıyla yakılabilir mi? Böyle bir hukuksuzluk, böyle bir vicdansızlık, böyle insanlık dışı bir tutum olabilir mi? İşte -Bolu Cezaevinde ve diğer cezaevlerinde de var- bu tür vicdansız uygulamalar, bu tür hukuksuz uygulamalar sürüyor ve cezası biten insanlar salınmak yerine cezaevinde tutulmaya devam ediliyor. Bunu bir kez daha kınıyoruz, protesto ediyoruz ve Adalet Bakanlığını göreve çağırıyoruz; bu tür hukuksuz infaz yakmalara son verilmelidir diyoruz.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.