| Konu: | Mübarek ramazan ayına, TÜİK'in açıkladığı 2022 yılının iş gücü verilerine, 10 Ekim Ankara katliamı davasının 19'uncu duruşmasına ve 18-24 Mart Yaşlılara Saygı Haftası'na ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 6 |
| Birleşim: | 78 |
| Tarih: | 23.03.2023 |
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın vekiller, bugün tüm İslam âlemi için mübarek olan ramazan ayının ilk günü. Türkiye bu yıl ramazan ayını depremin yaşattığı acıyla karşılamış oldu. Bu bağlamda, dayanışma ve yardımlaşmanın önemini bu ramazan ayında hiçbirimizin unutmaması gerekiyor. Ramazan ayında tüm duaların barış, eşitlik ve adalet için olmasını, zulmün, acının son bulmasını temenni ediyoruz. Ramazan ayı tüm İslam âlemi için mübarek olsun, tüm insanlığa huzur ve barış getirsin.
Sayın vekiller, TÜİK 2022 yılının iş gücü verilerini açıkladı. Buna göre, 2022 yılındaki verilere baktığımızda şöyle bir tablo karşımıza çıkmış oluyor: İşsiz sayısı 3 milyon 582 bin olarak görünüyor. Genç nüfusta işsizlik oranı yüzde 19,4 olmuş ama geniş tanımlı işsizlik yüzde 21,3 olmuş yani aslında iş arayan işsizleri ifade eden dar tanımlı işsizlik tek haneye inmemiş, 3,5 milyonun üzerinde bir rakam geçerli; geniş tanımlı işsizlikse 5 puan artmış ve yüzde 21,5 olmuş. Bu demek ki yaklaşık 8,5 milyon atıl iş gücü var; tablo bu yani bu iktidar işsizlikle ilgili herhangi bir sorunu çözememiş vaziyette. İlginç olan şu: TÜİK verilerine baktığımızda, hani bizim hep bildiğimiz ama sizin görmek istemediğiniz, iktidarın görmek istemediği bir veri daha var; TÜİK verilerine göre işsizlik oranı en yüksek bölge yüzde 19,2'yle -dar tanımlı işsizlikten bahsediyorum- Van, Muş, Bitlis, Hakkâri olmuş. Çok açık, Kürt coğrafyasından söz ediyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Devam edin, buyurun.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Yine, TÜİK verilerine göre en düşük istihdam oranı ne kadar olmuş? Yüzde 33,8. Hangi iller? Mardin, Batman, Şırnak, Siirt; yine Kürt coğrafyası yani TÜİK'in hormonlu veri tablosu bile aslında bir gerçeğin üstünü örtemiyor. Bu durumu bir kez daha ifade etmek istedik. Müthiş bir bölgesel eşitsizlik çok açık bir şekilde karşımızda duruyor ve özellikle Kürt coğrafyasındaki illerde; Van, Muş, Bitlis, Hakkâri'de; Mardin, Batman, Şırnak ve Siirt'te hem işsizlik yüksek hem de istihdam çok düşük görünüyor.
Sayın vekiller, bugün 10 Ekim Ankara katliamı davasının firari sanıklar yönünden devam eden 19'uncu duruşması görüldü. Bir önceki duruşmada mağdur avukatlarının firari sanıklarla ilgili daha önce mahkemeyle bilgi paylaşmayı reddeden Emniyet İstihbarat Başkanlığı ve Millî İstihbarat Teşkilatından yeniden bilgi istenmesi yönündeki talebi mahkeme tarafından reddedilmişti.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Devam edin, buyurun.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Mağdur avukatları, davada tanımlanamayan sanıkların olduğunu, beş yılda dosyada bir ilerleme sağlanamadığını, aradan yedi yıl geçmesine rağmen adını tespit edemedikleri failler olduğunu yinelediler bu duruşmada da. IŞİD'in 103 kişiyi katlettiği, yüzlerce insanı yaraladığı bir katliamdan, bir insanlık suçundan bahsediyoruz, 10 Ekim gar katliamından bahsediyoruz burada ancak firari sanıklar yönünden devam eden davada mahkeme heyeti bu duruşmada da Millî İstihbarat Teşkilatına yazı yazılması talebini reddetti yani maddi gerçeğin ortaya çıkmasının önüne geçen bir mahkeme heyetiyle karşı karşıyayız. Bir kez daha buradan soruyoruz: Bu kadar karanlık bir katliamın, bir insanlık suçunun faillerinin ortaya çıkarılması konusundaki bu direnci, dosyada senelerdir bir ilerleme sağlanamamasındaki bu tutumu nasıl izah ediyor acaba mahkeme heyeti?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Gerçekten bunu çok merak ediyoruz. Bu durum açıkça failleri korumak, gerçeklerin ortaya çıkmasını engellemek tutumudur ve baktığımızda bu korunan failler ve bu gerçeklerin arkasında olan şey de aslında devletin içindeki kimi odakların açıkça işledikleri suçları örtmek ve hem bürokrasideki hem de siyasetteki kimi isimleri korumak ve kollamak için yapılmaktadır. Bir kez daha bunu dile getirmiş olalım.
Son bir konu var; Yaşlılara Saygı Haftası'ndan söz etmek istiyorum kısaca. 18-24 Mart tarihleri arası Yaşlılara Saygı Haftası ilan edildi bütün dünyada ve bu yaşlılık ve sağlıkla ilgili farkındalığın arttırılması amacıyla her sene bu konuda çeşitli faaliyetler, etkinlikler sürdürülüyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Yaşlıların yaşam kalitesinin iyileştirilmesi için çok yönlü çalışmalara ve hizmetlerin planlanmasına ihtiyaç duyuluyor. Bu açıdan baktığımızda, aslında toplumun yaşlanmadan önce yaşlılığa hazır olması gerekiyor ve yaşlılık toplumlar için yeni bir kavram değil şüphesiz ama günümüzde sosyal, ekonomik, kültürel açıdan baktığımızda yenilikçi yaklaşımlarla değerlendirilmesi gereken adımlar var, bu adımların atılması gerekiyor. Buna bir kez daha değinmek istedik ve Yaşlılara Saygı Haftası'nda bu toplumdaki tüm yaşlıların, ister erkek ister kadın olsun, toplumsal ihtiyaçlarının karşılanması doğrultusundaki taleplerine dikkat edilmesi gerektiğini özenle vurgulamak istiyorum.
Teşekkür ederim.