| Konu: | Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Vakfı Kanunu Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 6 |
| Birleşim: | 68 |
| Tarih: | 02.03.2023 |
NİHAT YEŞİL (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Yüreğimiz yanıyor, yaşadığımız acının tarifi yok. 6 Şubat ve sonrasında olan depremlerde ülkemizin üzerine karabasan gibi çöken felakette yaşamı yitiren canlarımızı rahmetle anıyorum, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum, milletvekili arkadaşımıza Allah'tan rahmet diliyor, yakınlarına, tüm milletvekili arkadaşlarımın yakınlarına da başsağlığı diliyorum.
Değerli arkadaşlar, Türkiye, afetin ve çarpık kentleşmenin ortaya çıkardığı yıkımı, koordinasyonsuzluğun verdiği acıyı yaşarken Hükûmet yasaklarla meşgul oldu. Tele1'e üç gün kapatma cezası verdi, Halk TV'yi, FOX TV'yi, KRT'yi RTÜK cezalarıyla kapatmaya çalıştı veya susturmaya çalıştı. Statlarda slogan atan Fenerbahçe, Beşiktaş seyircilerini sorgulamakla meşgul oldu. Oysaki ülkemiz çok acı bir gerçekle karşı karşıyayken bunların olmaması gerekirdi. Devletler ve liderler kriz zamanında belli olur. Maalesef, milletimiz bu süreçte devletin nasıl âciz kaldığını çok net bir biçimde görmüştür, aslında devletten ziyade Hükûmetin âciz kaldığını net bir şekilde görmüştür. Fay hatları üzerinde yer alan ülkemizin ilgili kurum ve kuruluşlarının depremle ilgili herhangi bir hazırlığının olmadığını her depremde olduğu gibi bu deprem de ortaya çıkarmıştır. Üstelik yaşadığımız deprem afet kurumlarının yöneticilerinin liyakatsizliğini de gözler önüne sermiştir.
Değerli arkadaşlar, doğal afet dediğimizde aklımıza ilk gelen kurum Kızılay olmuştur. Yüz elli dört senelik maziye sahip Kızılay bile çadır satıyorsa üstüne bir de depremzedelere gelen yardımları satıyorsa büyük bir sorun var demektir. Deprem ne kadar doğal bir afetse onu yöneten bürokratlar da bakanlar da bir o kadar organize bir afet hâline dönüştü. Bir ülke düşünün ki yaşadığı depremin verdiği zarardan daha çoğunu yönetenlerden görmüşse bu da acı bir gerçek.
Değerli arkadaşlar, bir kurum düşünün ki yağmurda şemsiye satar gibi depremde çadır satmışsa, halkımız bu acı gerçeklerle karşı karşıya kalmışsa çok acı bir gerçek oluşmuş demektir.
Değerli arkadaşlarım, çok kayıplar verdik, çok canımız yandı. Yaşanan depremlerin vatandaşlarımızın yanı sıra bölgede bulunan kültür varlıklarımıza da büyük ölçüde zararlar verdiğini net olarak görmemekle beraber, bunları yerinde incelemek üzere milletvekili arkadaşlarımızla birlikte bölgede bulunan tarihî varlıklarımızla ilgili incelemelerde bulunduk. Kültür Bakanlığımızın teknik elemanlarının, oradaki yetkili arkadaşlarımızın denetiminde belli şeyler yapıldığını gördük ama daha net çıkmadı. Ama özellikle bölgede enkaz kaldırma çalışmalarının sonuçlanmasına ilişkin, ekskavatörlerle hızlı bir şekilde çalışmalar yapılmaktadır. Taşınmaz kültür varlığı parselinde bu şekilde yapılan enkaz kaldırma çalışmalarının telafisi mümkün olmayan zararlara neden olacağı aşikârdır. Bu nedenle enkaz çalışmaları müze müdürlüğünün, koruma kurulu müdürlüklerimizin, rölöve ve anıtlar müdürlüğümüzün uzmanları denetiminde, Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğümüzün başkanlığında arkeologlar, bilim insanları, mimarlar, odalar denetiminde akademisyenlerle yapılmalıdır. Ayrıca, ilgili koruma kurulunun kararı alınmadan taşınmaz kültür varlıklarının enkaz kaldırma çalışmaları yapılmamalıdır. Ayrıca, ülkemizde temsilcilikleri bulunan Uluslararası Müzeler Konseyi, Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi, Uluslararası Kültürel Varlıkların Korunması ve Restorasyonu Çalışmaları Merkezi gibi uluslararası kuruluşların Türkiye millî komiteleri üyelerinin ivedilikle bir araya gelerek deprem bölgesinin taşınır ve taşınmaz kültür varlıklarının akıbeti konusuyla birlikte bundan sonra yapılacak iş ve işlemlerin tespitleri bilimsel olarak yapılmalıdır.
Değerli arkadaşlar, bu yapılara enkaz gözüyle bakılmaz; tarihe ihanet olur, tarihî cinayet olur. Deprem bölgesindeki bütün tarihî eserleri yeniden ayağa kaldırmak lazım. Sayın Genel Başkanımızın da dediği gibi, tarihsel değerleri olan oradaki her bir çakıl taşına ihtiyacımız olacak. Şehirlerimizi tekrar yaşanabilir bir kent, tarihî eserlerimizi tekrar kültürel varlığımız hâline getirmek için öncelikle bu kentleri bilimsel kurumlarla hayata geçirmek lazım. "Biz yaptık, biz ettik." anlayışından vazgeçelim, doğru neyse onu yapalım; bilimi esas alalım, tüm kurumları çalıştıralım, yerel ve genel yönetimle ortak çalışalım.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen Sayın Yeşil.
NİHAT YEŞİL (Devamla) - Değerli arkadaşlar, bunlar olurken -daha yeni bir yasa oysaki- depremle karşı karşıya kaldığımızda, bir şehir yeniden inşa edilirken aynısı bile yapılacak olsa, işin en doğrusu bile yapılsa kültürel varlıklarımız asla bir tek kişinin, bir tek kurumun inisiyatifine bırakılmamalıdır. Kurulmak istenen Vakıf, amaçları ve faaliyetleri de göz önünde alındığında gölge bir bakanlık hâline getirilmek istenmektedir. Cumhuriyetimizin tüm kurumlarını yok etmek için elinizden geleni yapıyorsunuz, devleti vakıf ve derneklerle yönetmeye de çalışıyorsunuz. Kurduğunuz bu Vakıf kültürel miras yönetimini özelleştiren bir yapı ortaya çıkarmaktadır. "Vakfın faaliyetleri" bölümünde kültür varlıklarının korunması, bu alanda araştırma yapılması, planlama faaliyetleri Kültür ve Turizm Bakanlığının görevleri arasındayken bu kanun teklifiyle Bakanlığın görevleri önce vakfa, daha sonra da vakıf yönetim kurulu kararıyla bir enstitüye devredilmeye çalışılıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Yeşil, selamlayalım lütfen.
NİHAT YEŞİL (Devamla) - Bir kamu görevi önce bir vakfa, sonra da kamu tüzel kişiliği olmayan bir enstitüye devredilemez. Normlar hiyerarşisine göre, kanun Anayasa'dan üstün olamaz. Getirdiğiniz kanun teklifiyle bir vakıf devletleştiriliyor, kanunla da Anayasa maddesi yok sayılıyor. Oysaki Anayasa'mızın 63'üncü maddesi de açık: "Devlet, tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlar, bu amaçla destekleyici ve teşvik edici tedbirleri alır." Anayasa'mızla koruyamadığınız kültür varlıklarımızı yasayla koruyamazsınız, bilimle yapamadığınızı betonla tamir edemezsiniz.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.