| Konu: | Türk Silahlı Kuvvetleri Deniz Unsurlarının Bölge Ülkelerinin Karasuları Dışında Olmak Üzere Aden Körfezi, Somali Açıkları, Arap Denizi Ve Mücavir Bölgelerde Deniz Haydutluğu, Silahlı Soygun Eylemleri ve Denizde Terörizmle Mücadele Amacıyla Görevlendirilmesi ve Bununla İlgili Gerekli Düzenlemelerin Cumhurbaşkanı Tarafından Belirlenecek Esaslara Göre Yapılması İçin Anayasa'nın 92'nci Maddesi Uyarınca 10/2/2023 Tarihinden İtibaren Bir Yıl Süreyle İzin Verilmesine Dair Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi (3/2277) münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 6 |
| Birleşim: | 61 |
| Tarih: | 09.02.2023 |
HDP GRUBU ADINA HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; böyle bir günde Aden Körfezi ve Somali meselesini konuşmak gerçekten biraz tuhaf ve bunu konuşmayacağız, deprem konuşmaya devam edeceğim burada çünkü biraz evvel açıklandı, son verilere göre hayatını kaybedenlerin sayısı 16 binin üzerine çıkmış vaziyette; biraz evvel burada konuşurken 14 bin civarındaydı biliyorsunuz. Ama bakıldığında, tabii, sizin iktidar olarak böyle tuhaflıklarınız oluyor. Mesela, ülkenin genelinde yas ve afet psikolojisi hâkimken Cumhurbaşkanı çıkıp konuştu, biliyorsunuz. Halk, enkaz altındaki insanların nasıl kurtarılacağını, dondurucu soğuklara karşı nasıl önlemler alınacağını, özetle, nasıl bir çalışma izleneceğini merak ederken Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Erdoğan çaresiz ve kimsesiz depremzedelere, yetmiş iki saat sonra "Olanlar hep oldu; bunlar, kader planının içerisinde olan şeyler." dedi. Kader planı(!) Böyle mi gerçekten, kader planı mı?
Bakın, ben size bir örnek vereceğim şimdi: 2020 yılında, biliyorsunuz, Türkiye'de 24 Ocakta Elazığ'da 6,7; 30 Ekimde ise İzmir'de 6,6 büyüklüğünde 2 büyük deprem meydana geldi. Aynı yıl dünyadaki benzer büyüklükteki depremlere ve ölüm sayılarına baktığımızda Türkiye'deki yıkımın kader planı olmadığı ortaya çıktı. Örnek: 2020'de Amerika'dan Rusya'ya, Papua Yeni Gine'ye, Şili'ye, Endonezya'ya kadar 8 farklı ülkede ve 5 farklı kıtada 13 tane büyük deprem yaşanmış ve bunların hepsi 7 üzeri depremler. Bizim Elâzığ'da 6,7; İzmir'de 6,6. 8 farklı ülkede, 5 farklı kıtada gerçekleşen depremlerde toplam ölen sayısı 11 kişi; 10 kişi Meksika'da ölmüş, 1 kişi de Papua Yeni Gine'de ölmüş. Aynı yıl Türkiye'de Elâzığ ve İzmir'de ölenlerin sayısı 158. Kader değil demek ki! Türkiye'den daha yüksek, daha ağır depremler yaşanıyor; sıfır ölümler var bu ülkelerin birçoğunda, Meksika ve Papua Yeni Gine dışında; Türkiye'de 158 ölüm var. Neden? Çünkü iktidar gereken önlemleri almıyor. Depremden ölmek "kader" diye sunulamaz, siz Genel Başkanınıza bunu bir kere daha anlatın. Deprem öldürmez; sorumsuz iktidarlar, burunlarının ucunu göremeyecek kadar halktan kopuk kibirli siyasetçiler öldürür ve öyle oldu. Maalesef 16 bin kişiyi geçti şimdi, kim bilir sayı nereye doğru yükselecek. Şimdi bu, işin bir yanı, tuhaflıkları konuşuyoruz ya yani bugün, Aden ve Somali'yi tartışmak tuhaf ama sizin yaptıklarınız da az tuhaf değil, Cumhurbaşkanının konuşması böyleydi.
Dün başka bir şey daha yaptınız, sosyal medya alanında Twitter'ı işlemez hâle getirdiniz, akşam vakti işlemez hâle getirdiniz. BTK'nin üzerine atıyorsunuz ama BTK kime bağlı? Bu yürütmeye bağlı, yürütme "Yap." demeden BTK böyle bir adım atar mı? Atmaz, demek ki yürütme "Yap." dedi. Sosyal medya, Twitter işlemez hâle getirildi. Neden, derdiniz ne ya? Twitter'da insanlar mesajlarını paylaşıyorlar "Şurada enkaz altında olanlar, burada enkaz altında olanlar..." diye adresler veriliyor; yardımlar nasıl gidecek, onları paylaşıyorlar. Siz niye Twitter'ı durdurdunuz akşam vakti? Niye zorlaştırdınız, engellediniz insanların erişimini? Akıl dışı bir tutum. Twitter'ın yardım organizasyonu ve afet bölgesiyle en etkili haberleşme aracı olarak kullanıldığı bir anda Twitter'ı işlemez hâle getirdiniz. Yani saf kötülük ve vicdansızlık var, başka bir şey yok.
Şimdi, devlet, depremde iktidar güzellemesi yapmayanlara kızıyorsunuz, öfkeleniyorsunuz, esip gürlüyorsunuz ama normal. Vatandaşların, o deprem bölgesindeki yıkımı yaşayan vatandaşların ne yapmasını bekliyorsunuz? En sonunda da olağanüstü hâli ilan ettiniz ve "yüzyılın felaketi" denilen bu felaket karşısında izlenen öfke çizgisinin Türkiye'yi getirdiği nokta bu oldu.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (Devamla) - Şimdi, ben biraz önceki konuşmamda, Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Tayyip Erdoğan'ın 2003'te Bingöl'de yaptığı konuşmadan bir alıntı yapmıştım ve neler söylediğini size hatırlatmıştım. "Olay 'kader' diye geçiştirilemez." dediğini, kamu yönetimi kalpazanlığından bahsettiğini, kamu otoritesinin devlet imkânlarını nasıl kullandığının bütün çıplaklığıyla ortaya çıktığını, bir sürü saydırdığı konuşma...
Şimdi, bakın, size şunu söyleyeyim: "Türkiye yönetilemiyor ve yönetmesi mümkün olmayan bir mekanizmanın yönetiliyormuş gibi yapması binlerce cana mal oluyor. Eğer bugün birilerinin fiyakası bozulmasın diye söylenmesi gerekenlerin millî birlik ve beraberlik nutuklarının altında ezilmesine göz yumarsak, bugün susarsak bu çarpık mekanizma yüzünden yüzlerce insanın ebediyen susmasına ortak olmuş olacağız." Kim demiş bunu? Ömer Çelik 17 Ağustos 1999 depreminden sonra Yeni Şafak'ta söylemiş; altına aynen imza atıyoruz.
Teşekkür ediyorum.