| Konu: | HADEP Silopi İlçe Başkanı Serdar Tanış ile İlçe yöneticisi Ebubekir Deniz'in kaybedilişlerinin üzerinden yirmi iki yıl geçtiğine, Uğur Mumcu'nun hedef gösterilerek katledilişinin 30'uncu yıl dönümüne, Musa Anter davasının zaman aşımına uğradığına ve Mehmet Sincar davasının da zaman aşımına uğratılmak istendiğine, Maden Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu üyelerinin HDP Grubuna yaptıkları ziyarete ve Schneider Electric ve Bekaert işçilerinin grevlerine ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 6 |
| Birleşim: | 53 |
| Tarih: | 24.01.2023 |
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın vekiller, 25 Ocak 2001 tarihinde çağrıldıkları ilçe Jandarma komutanlığına gittikten sonra bir daha dönmeyen Halkın Demokratik Partisi (HADEP) Silopi İlçe Başkanı Serdar Tanış ve ilçe yöneticisi Ebubekir Deniz'in kaybedilişlerinin üzerinden yirmi iki yıl geçti. Aradan geçen zamana kadar tek bir sorumlu dahi ceza almadı. Kaybedişlerinden sorumlu tutulan Şırnak İl Jandarma Alay Komutanı, emekli Tuğgeneral Levent Ersöz hakkında herhangi bir inceleme başlatılmadı. Aileler ve avukatlar iç hukuk yollarını tükettikten sonra dosyayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine götürdüler. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ise yaptığı yargılamada Türkiye'yi mahkûm etti yani Tanış ve Deniz için adalet arayışı Türkiye'de yirmi iki yıldır sürüyor ama bu adalet arayışına Türkiye'de cevap verilmediği için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Türkiye'deki adaletsizliği bir kez daha kararıyla sonuçlandırmış oldu.
Uğur Mumcu'nun hedef gösterilerek katledilişinin 30'uncu yıl dönümü. Katillerin ve bu katliamı planlayanların kimler olduğunu aslında bu toplum çok iyi biliyor ama o tuğlayı duvardan çekmemek için, aradan geçen bunca yılın sonunda yargılamalar toplumun hiçbir kesimini tatmin etmedi, şimdi de zaman aşımı tehlikesi söz konusu. Buradan Uğur Mumcu'yu bir kez daha anıyoruz.
Daha önce, Musa Anter davası da zaman aşımına uğradı, hatırlatmak istiyoruz ve Mehmet Sincar davası da zaman aşımına uğratılmak için çeşitli çalışmalarla karşı karşıya kalmış durumda. Dolayısıyla, aslında bu kişilerin katillerini bulmak yerine, davaları zaman aşımına uğratarak kapatmak ve cezasızlıkla sonuçlandırmak, katilleri korumak ve kollamak... Çünkü bu katiller devletin içinden çeşitli odaklar tarafından korunuyorlar, kollanıyorlar...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Devam edin.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - ...ve hatta devletin içinde odaklanıyorlar, örgütleniyorlar, çeteler olarak çalışıyorlar; bunların hepsi biliniyor ve bu şekilde olduğu için de bu katilleri, azmettiricileri, planlayıcıları korumaya ve kollamaya çalışan devlet kurumları bu cezasızlığı sürdürüyor. Bunu bir kez daha kınıyoruz, protesto ediyoruz; bu cezasızlık tutumunun sona ermesi için hukuk ve adalet mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğimizi bir kez daha vurguluyoruz.
Bugün Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliğinin üyesi olan Maden Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu üyeleri, Meclis grubumuzu ziyaret ettiler; özellikle genç meslektaşlarının ücret ve istihdam sorunlarını aktardılar. Maden mühendisi emekçilerinin, uzun çalışma saatleri, mevsimlik çalışma koşulları, düşük ücretle ve ücreti de zamanında ya da hiç alamadan çalışmak, SGK priminin gerçek ücret üzerinden ödenmemesi gibi sorunları var.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Zaten düşük ücretlerle çalışan maden mühendislerinin emeğine, alın terine karşılık SGK primlerinin kesilmesi elbette ki kabul edilemez. Maden Mühendisleri Odasının mücadelesini bu anlamda destekliyoruz, dayanışma içinde olduğumuzu bir kez daha söylüyoruz.
Bugün Resmî Gazete'de yayımlanan bir kararla Schneider Electric grevi altmış gün süreyle "erteleme" adı altında aslında yasaklandı, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kararıyla yasaklanmış oldu. Şimdi, buradan sormak istiyorum: Millî güvenliği bozan nedir? Emeği sömürülen işçiler mi? Anayasal hak ne zamandan beri millî güvenlik tehlikesi oldu? Bu iktidara göre tehlikeye giren, sermayenin cebidir aslında, onu biliyoruz, sermayenin kârıdır aslında, onu biliyoruz ama bize göre millî güvenliği tehlikeye sokan, yoksul işçiyi daha da yoksullaştıran, işçi emeğini sermayeye peşkeş çeken bu iktidar politikalarıdır esas itibarıyla.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Bitiriyorum efendim.
BAŞKAN - Tamamlayın, buyurun.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Bir hatırlatma da yapalım: Daha önce, yine, Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Tayyip Erdoğan 2022 sonunda millî güvenliği bozucu nitelikte görüldüğü gerekçesiyle Bekaert işçilerinin grevini yasaklamıştı. Bu karara rağmen iş durdurup direnişe başlayan işçiler daha sonra şirket yönetimine taleplerini kabul ettirmişlerdi. E, bu bir örnek olmalı aslında. Kimin grevi "erteleme" adı altında yasaklanıyorsa, işçiler mücadelelerini devam ettirirlerse Bekaert'te olduğu gibi Schneider'de de kazanabilirler. Dayanışmamız o mücadeleyi sürdüren işçilerledir.
Teşekkür ediyorum.