| Konu: | HDP Eş Genel Başkanlarının abluka altına alınmasına, HDP İstanbul İl Eş Başkanı Ferhat Encu'ya bir polis tarafından tokat atılmasına ve bu saldırılara rağmen demokratik siyasetten vazgeçmeyeceklerine ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 6 |
| Birleşim: | 41 |
| Tarih: | 20.12.2022 |
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın vekiller, dün İstanbul'da yani demokratik siyaset ve hukuk açısından büyük bir rezalet yaşadık, ben de oradaydım ve bu rezalet şöyle cereyan etti: Düşünün, Türkiye'nin 3'üncü büyük partisinin Eş Genel Başkanlarından biri Kadıköy ilçe binasında abluka altına alınıyor ve dışarı çıkartılmıyor. Diğer Eş Genel Başkan Kadıköy ilçe binasına 30 metre mesafede abluka altına alınıyor, o da ilçe binasına alınmıyor. Biz vekillerle 40 metre ötede abluka altına alınıyoruz ve Eş Genel Başkanlarımızın yanına gidemiyoruz. Ne oluyor, konu ne? Eş Genel Başkanlarımız bir gün önce, cumartesi günü İstanbul'da yaşanmış olanlarla ilgili bir basın açıklaması yapmak istiyorlar ilçe binasının önünde. Yani anayasal bir haktan söz ediyoruz, demokratik siyaset açısından çok açık olan bir haktan söz ediyoruz, zaten milletvekili olan Eş Genel Başkanlarımızın istedikleri yerde basın açıklaması yapma hakları da var. Yani hukuktan söz etmek istemiyorum çünkü bu iktidarın "hukuk" diye bir derdi olmadığını gayet iyi biliyoruz ama büyük bir hukuksuzluk bir taraftan, büyük bir polis şiddeti, kolluk şiddeti. O kolluğun bu şiddeti uygulama cesaretini ve teşvikini nereden aldığını biliyoruz, İçişleri Bakanı doğrudan, İçişleri Bakanının direktifiyle bu işlerin yapıldığını gayet iyi biliyoruz ve demokratik siyaset açısından böyle büyük bir rezalet yaşanıyor. Hani "millî irade, millî irade" deyip de mangalda kül bırakmayan bu iktidar partisi var ya, bu iktidar partisi "millî irade" dediği zaman biz anlamalıyız ki sadece kendisine oy verenlerin iradesini kastediyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Yoksa muhalefet partilerinin, diğer partilerin seçmenleri, onların iradeleri, onlara oy veren, sandıkta ortaya çıkan sonuçlar vesaire bunlarla alakası yok yani "millî irade" dedikleri kendilerine oy veren seçmenler ama inanıyoruz ki kendilerine oy veren seçmenler bile bir başka siyasi partiye yapılan bu hukuksuz, açık, abluka tutumunu, saldırı tutumunu asla savunmazlar eğer demokratik siyasete inanıyorsa o seçmenler. Şimdi bütün bu mesele neden kaynaklanıyor? Bakın, cumartesi günü İstanbul İl Eş Başkanımız Ferhat Encu'ya bir polisin tokat atmasıyla, saldırısıyla gerçekleşiyor esas itibarıyla. Bu saldırıyı kınıyoruz, protesto ediyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Hiçbir kolluğun, hiçbir polisin -hangi düzeyde olursa olsun- bir vatandaşa, hele hele bir siyasi partinin İstanbul gibi milyonlarca insanın yaşadığı, üyelerimizin olduğu, milyonlarca oy aldığımız bir şehrin İl Eş Başkanına yönelik böyle bir saldırıyı yapması asla en ufak bir meşruiyeti ve haklılığı olan bir şey değil; kınıyoruz ve protesto ediyoruz.
Bu nedir aslında? Ferhat Encu kimdir? Ferhat Encu, Roboski'de savaş uçaklarının bombalayarak yarısından fazlasının çocuk olduğu 34 Kürt köylüsünü öldürdükleri yerden gelen bir kişidir ve ailesinden o Roboski saldırısında birçok insanı kaybetmiş olan kişidir. O kişiye yapılan bu saldırı aslında hem Roboski halkına yapılan bir saldırıdır hem Kürt halkına yapılan açık bir düşmanlık ve saldırıdır ve HDP seçmenlerine yapılan açık bir saldırıdır; bunu çok iyi biliyoruz, herkes de bunu görüyor, biliyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Ferhat Encu'nun ailesinden çok sayıda insan katledilmiştir ve Ferhat Encu, bu katliama rağmen demokratik siyasette ısrar eden, daha önce milletvekili olan, burada, bu kürsüde konuşmalar yapmış bir arkadaşımızdır, şimdi İstanbul İl Eş Başkanlığını sürdürmektedir ve böyle bir saldırıyla karşı karşıya kalmıştır.
Şimdi, biz, aslında, bu saldırıyı gerçekleştirmiş olan polis memurunun, belli bir düzeydeki amirin, İstanbul'da muhalefetin yaptığı birçok demokratik mitinge ve basın açıklamalarına saldırdığını biliyoruz, 8 Martta, 25 Kasımda kadınlara saldırdığını biliyoruz; bu, onun ilk saldırısı değil, bunu bir alışkanlık hâline getirmiş ve esas itibarıyla da oluşturmuş olduğu bir çetevari ekiple beraber bu saldırıları gerçekleştirdiğini biliyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Son cümlem.
BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi.
Buyurun.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Bir kez daha iktidara çağrıda bulunuyoruz: Birincisi, demokratik siyasete yönelik bu saldırılar kabul edilemez. Muhalefet partilerine ve toplumsal muhalefete çağrıda bulunuyoruz: Bu tür saldırıları kabullenmeyin. Bu tür saldırılar başladığı zaman, bu, sadece HDP'ye ve Kürt halkına yönelik düşmanlık değil, aslında toplumsal ve siyasal muhalefete yönelik çok geniş bir düşmanlık dalgasının bir parçasıdır. Onun için çağrıda bulunuyoruz: Kabullenmeyin. Ve iktidarın -tabii ki yapmayacağını biliyoruz ama- hukuka zerre kadar değer veriyorlarsa bu saldırıyı yapmış olan polis memurundan başlayarak işin soruşturmasını yürütmesi gerektiğini biliyoruz ama yapmayacaklarını da biliyoruz.
Biz bu saldırılara rağmen dimdik ayakta duracağız, bu saldırılara rağmen demokratik siyasetten vazgeçmeyeceğiz; kararlı duruşumuzu ve mücadelemizi, hukuk, adalet ve demokrasi mücadelemizi kararlı bir şekilde sürdüreceğiz.
Teşekkür ediyorum.