GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 2023 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2021 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin Maddeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:6
Birleşim:39
Tarih:15.12.2022

SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - Sayın Başkan, kıymetli üyeler; 2023 bütçesi üzerine Türkiye İşçi Partisi adına söz almış bulunuyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Gerçi söz şahsım adına, Türkiye İşçi Partisi adına değil ve HDP Grubunun gösterdiği dayanışmayla ancak burada konuşabiliyoruz çünkü TİP ya da grubu olmayan diğer partiler adına koskoca bütçe süreci boyunca beş dakika bile söz verilmedi, bu ayıbı da Meclis tutanaklarına geçirerek başlamak istiyorum.

O yüzden, size bu sene maaşlarımızdan, aldığımız ekmekten, sütten topladıkları vergileri nasıl çarçur edeceklerini anlatacak zamanım yok. Sadece müthiş bir ahmaklığın kısa tarihini anlatacağım izniniz olursa. "Bir halkın ferasetini hileyle hurdayla, zorbalıkla yok edebilirsem muktedir olurum." sanan ve tam da bu yüzden asla muktedir olamayanların kadim hikâyesi bu. Muktedir olamıyorlar çünkü ne yaparlarsa yapsınlar herkesi susturamıyor, herkesi korkutamıyor, herkesi bir türlü kandıramıyorlar. Bazen hâlâ satın alamadıkları bir gazeteci çıkıp bozuyor oyunlarını, bazen eski bir iş birlikçileri, kimi zaman halk tümden dikiliyor karşılarına, kimi zaman daha 15'inde bir çocuk, çoğu zamansa kadınlar; buna rağmen her fırsatta deniyor işte şansını. "Aynı şeyleri tekrar tekrar yapıp farklı sonuç beklemek ahmaklıktır." diyor Einstein ama bu iktidar tekrar tekrar aynı yöntemleri deneyerek herkesi korkutabileceğini sanmaya ne yazık ki devam ediyor. Bakın, mesela "70'lik Mücella ablayı hapse tıkarsam kahkahasını, gülüşünü çalarım." sanmak ne kadar aptalca değil mi, ahmakça değil mi oysa? "Can Atalay'ı esir alırsam bile bile ölüme yolladığım madenciler avukatsız kalır." sanmak, Selçuk Kozağaçlı'yı bir yıl hapisle ehlileştirebileceğini ummak, padişah "Grevinizi yasak ettim." diye ferman çıkarttı diye Bekaert işçilerinin size boyun eğeceğini sanmak ahmakça. 924 cumartesidir hiçbir iktidarın baş edemediği "Cumartesi Annelerini 2 TOMA, 3 davayla sustururuz." sanmak, "Adliye önlerini dar edersek Emine Şenyaşar, Mısra Öz, Gülsüm Elvan davalarından vazgeçer." sanmak ahmakça. "İstanbul Sözleşmesi'nden çıkarsak kadınlar kırar dizini oturur, erkeklerin sözünden çıkmazlar, katledilen kardeşlerinin hesabını sormazlar." sanmak, "Anayasa'ya 'sapkın' diye yazarsak, LGBTİ+'lar bir anda ortadan yok olur." diye ummak, siyasal İslam'ın getirdiği anlayışa boyun eğeriz sanmak bir hayli ahmakça arkadaşlar, ahmakça. "Bir elektrik, su parasıyla Alevilerin eşit yurttaşlık talebini satın alabilirim." sanmak, kızına yakaran bir annenin dilini bile sansürlerken o karanlık gündüz programlarınız, çıkıp hâlâ bu ülkede "Kürt sorunu yok." diye masal anlatmak ahmakça mesela. 6 yaşından beri bir kız çocuğunun yirmi yıl boyunca sistematik tecavüze uğradığını bilen, tam iki yıl boyunca bugüne kadar istismarcıların elini kolunu sallayarak gezmesini seyreden, bir çocuk istismarcısıyla yaşayan 17 yaşındaki kız kardeşinin izini bile sürmeyen, buna rağmen hâlâ koltuğunda oturan, bir de utanmadan bizden alkış bekleyen bir Aile Bakanımız olması bayağı ahmakça arkadaşlar. Bakın, daha bugün bir grup sarıklı adliye önünde tecavüzcüsünü "Size harcatmayız." diye sahip çıkmak için eylem yapabilirken bunca şerefsizliğin tarikatlarla ve cemaatlerle ilgili olmadığını savunmak bence bayağı ahmakça arkadaşlar ya da mesela daha dün yaşadığımız olay... Kendisinden önceki "Bana, ceza ver diye baskı yapıyorlar. Ben hukuka göre karar veririm." dediği için Samsun'a sürülen bir hâkimin yerine cübbe giyip de hâkim diye oturabilen bir hâkim... Ne yaptı bu hâkim? İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanına, Süleyman Soylu'ya "ahmak" dediği için, YSK üyelerine hakaretten ceza verdi. İstanbullunun oyuyla bir kez değil, iki kez seçilen İmamoğlu'na siyasi yasak getirebilirim sandı.

Ahmaklık diyorduk ya hani arkadaşlar, bakın, İstanbul seçimlerini "Hiçbir şey olmadıysa bile bir şeyler oldu." diye iptal ettirip bu vesileyle 800 bin oy fark yemenizin üstünden daha dört yıl geçmemişken, ya, sizin reisiniz otuz yıldır bir şiir okuduğu için yattığı o dört aylık hapsin ekmeğini hâlâ azimle yerken İmamoğlu'nu hapse attırmaya çalışmak sizce de çok ahmakça değil mi arkadaşlar? İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanını saray yargısı eliyle diskalifiye ederim sanmak, sonra da bu halk oturup çekirdek çitleyerek bize izin verir diye beklemek bence bayağı ahmakça çünkü arkadaşlar. Sandıkta dizlerini titreteni yargı freniyle durdurabilirim sanmak, misal Demirtaş'ın zekâsına, inadına, neşesine ket vururum sanıp kâinat iletişim başkanlığınıza karşı bir garip "kettle"ın karşısında yenilmek sonra da azimle aynı şeyleri denemek sizce de aptalca değil mi arkadaşlar?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.

SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (Devamla) - Teşekkür ediyorum.

Hani diyordu ya sevgili Ahmet Kaya "Nereden baksan tutarsızlık, nereden baksan ahmakça." arkadaşlar... Çok söz söyledik ama sözlerin en güzelini yine atalarımız söylemiş; "Ahmak çabalar, iş olacağına varır." demiş. O yüzden siz ne yaparsanız yapın, geleceğini, hayallerini çalmaya kalktığınız bu ülkenin güzel insanları sizden de ucube sisteminizden de reisinizden de illallah etti arkadaşlar, illallah etti. O yüzden istediğiniz ahmaklıkta inat edin, istediğiniz kötülüğü yapın, istediğiniz yalanı söyleyin; bu memleketi sizin kirli ellerinize bırakmayacağız. Saray rejimini tarihin çöplüğüne gömene dek bu ülkenin iyi insanları, dürüst, vicdanlı insanları biz, birbirimizin elini bırakmayacağız arkadaşlar.

Az önce burada bir hatip dedi ki: "Seçin adayınızı; Kılıçdaroğlu mu, İmamoğlu mu? Başka bir şey demiyorsunuz." Sadece şunu diyeceğim Sayın Hatip: Değil İmamoğlu'nu, Kılıçdaroğlu'nu; Pervin Buldan'ı, Akşener'i, Erkan Baş'ı, beni ve tüm siyasetçileri esir etseniz bile bu halk gerekirse ıslak bir banyo terliğini aday gösterecek, sizi yine de ilk seçimde alaşağı edecek diyorum.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. (HDP sıralarından alkışlar)