| Konu: | Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay'ın 362 sıra sayılı 2023 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ve 363 sıra sayılı 2021 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi'nin sekizinci tur görüşmelerinde yürütme adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 6 |
| Birleşim: | 37 |
| Tarih: | 13.12.2022 |
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Şimdi, Sayın Oktay, konuşmanızda dediniz ki "Kürt kardeşlerimizi siz temsil edemezsiniz." Hangi evrende yaşadığınızı bilmiyorum ama ben size biraz temsil sayıları vereyim 2018 seçimlerinden. Bakın, Diyarbakır'da biz yüzde 66 almışız, siz yüzde 21; Mardin'de biz 59 almışız, siz 30; Van'da biz 59 almışız, siz 31; Batman'da biz 62 almışız, siz 25; Şırnak'ta biz 70 almışız, siz 18; Hakkâri'de biz 70 almışız, siz 20; Siirt'te biz 51 almışız, siz 39; Ağrı'da biz 62 almışız, siz 28; Muş'ta 55 almışız, 32 almışsınız; Dersim'de biz 51 almışız, siz 14 almışsınız; Iğdır'da biz 44 almışız, siz 20 almışsınız. Siz neden bahsediyorsunuz! Kürtler karar veriyor kimin kendilerini temsil edeceğine ve siz değil temsil eden, biziz.
VEDAT DEMİRÖZ (İstanbul)- Bitlis'te kaç oldu, Bitlis'te? Bir de Bitlis'i oku bakalım; hadi, Bitlis'i de oku.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Biz, ayrıca, sadece Kürtleri temsil ettiğimizi de söylemiyoruz. Biz, evet, Kürtleri temsil ediyoruz ama sadece Kürtleri değil, Türkiye'de yaşayan Türkleri, Arapları, Lazları, Gürcüleri, Boşnakları, herkesi ama herkesi, bütün farklı kimlikleri, farklı inançları, kültürleri, ana dilleri, hepsini temsil ettiğimizi söylüyoruz. Türkiye'nin ancak bu farklılıkları eşit ve özgür şekilde yaşadığı zaman bir zenginlik bahçesi olacağını söylüyoruz. Biz, evet, Kürtleri temsil ediyoruz. Ve size şunu söyleyeyim: 2018 seçim sonuçlarından bu örnekleri size verdim, başka örnekler de verebiliriz, zamanımız az. Bu iyi günleriniz, iyi; 2023'te göreceksiniz kimin temsil ettiğini, kimin temsil etmediğini; birincisi bu. (HDP sıralarından alkışlar)
İkincisi, Kürt'e düşmanlık meselesi. Ya, bir tane örnek vereceğim, çok fazla konuşmayacağım. Sizin Aile Bakanınız Adana'da dedi ki: "Suriye'nin kuzeyinde bir Kürt devleti kurmaya çalışıyorlar, biz de kurdurmamaya çalışıyoruz. Suriye'nin kuzeyinde bir taraftan Türk Silahlı Kuvvetleri bir taraftan da Özgür Suriye Ordusu orada bir Kürt devleti kurdurmamak için ayrı ayrı mücadele ediyorlar." Kürt'e düşmanlıktan mı bahsediyorsunuz, Suriye'den başlayalım isterseniz konuşmaya.
YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - PKK, PKK; PKK'dan başla.
HALİL ÖZŞAVLI (Şanlıurfa) - PKK dedi, PKK.
MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) - Bakanın söylüyor, Bakanın, hikâye anlatma!
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Bakanınız söyledi.
YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - PKK, YPG'den bahsediyor.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Üçüncüsü: Şimdi, aslında biz burada mümkün olduğu kadar temiz dille konuşmaya çalışıyoruz.
YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Bizim derdimiz PKK, YPG; Kürtler bizim başımızın tacı.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Yani daha evvel de biz tartıştık sizinle, şöyle laflarınızı gerçekten çok talihsiz buluyorum, diyorsunuz ki: "Karanlık emelleriniz var." Ya, ne karanlık emelimiz var? Demokratik siyasette mücadele ediyoruz. Adalet, eşitlik, özgürlük mücadelesi veriyoruz. Her şeyimizi şeffaf yapıyoruz, karanlık bir emel yok ama siz bu "karanlık emel" lafıyla tartışmak istiyorsanız şöyle şeyleri tartışabiliriz doğrusu Sayın Oktay: Mesela 6 yaşındaki bir çocuğun yıllarca maruz kaldığı istismarı örtmeye çalışmak karanlık bir iştir.
EYÜP ÖZSOY (İstanbul) - Ya, ayıptır, kim örtüyor ya? Kim örtüyor be, kim örtüyor ya?
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) - Kim örtüyor?
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Ensar Vakfında yaşananlar sizin karanlığınızdır. "Bir kereden bir şey olmaz." diyerek üstünü kapattığınız suçlar karanlıktır.
YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Ya, istismar ediyorsunuz bak, istismar etmeyin.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - "Küçüğün de rızası var." diyerek çocuk istismarını meşrulaştırmak sizin karanlığınızdır.
EYÜP ÖZSOY (İstanbul) - Dağa kaçırılan kızları söylesene, dağa kaçırılanları da kınasanıza!
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - IŞİD, ÖSO, HTŞ'yle girdiğiniz ilişkiler sizin karanlığınızdır. IŞİD liderlerinin Türkiye kontrolü altındaki bölgede öldürülmeleri ve yakalanmaları sizin karanlığınızdır.
EYÜP ÖZSOY (İstanbul) - PKK'nın dağa kaçırdığı kızlardan da bahsetsene!
DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) - Hamaset yapma, hamaset!
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - IŞİD'lilerin Türkiye'de cirit atması sizin karanlığınızdır.
EYÜP ÖZSOY (İstanbul) - Diyarbakır'daki annelerden de bahsetsene!
MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) - Biraz sonra Özlem Hanım konuşurken aynı şeyi yapacağız.
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) - Sen insanlık düşmanı PKK'dan bahset!
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Sayısı bilinmeyen IŞİD uyuyan hücrelerinin bu ülkede olması sizin karanlığınızdır. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) FATF'nin Türkiye'yi IŞİD ve El Kaide finansmanını yeterince ve hassasiyetle takip etmediğiniz için gri listeye almış olması sizin karanlığınızdır. Mafyayla ilişkiler sizin karanlığınızdır. Uyuşturucu baronlarıyla fotoğraf çektiren bakanlar sizin karanlığınızdır. Türkiye'yi uyuşturucunun üretim ve pazar merkezi hâline getirmeniz sizin karanlığınızdır. Rüşvet çarkı, kirli ihaleler, yolsuzluklar, soygunlar sizin karanlığınızdır. Kayyum yolsuzlukları ve hırsızlıkları sizin karanlığınızdır. Nereye harcandığı bilinmeyen, denetlenmesine izin verilmeyen örtülü ödenek karanlığınızdır. Saymaya devam etsem bitmez bunlar biliyor musunuz Sayın Oktay.
YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - İftira, iftira hepsi, hepsi iftira; yalan, çarpıtma. Aynaya baksınlar, ne görecekler.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Onun için, biz, bu lafları konuşmaktan aslında hoşlanmıyoruz. Biz, gerçekten bir bütçeyi tartışırken bu bütçedeki ekonomik eksikleri, bu bütçedeki yanlışları, bu bütçedeki sosyal alana dönük eksikleri ve yanlışları; bunları tartışıp...
Türkiye'de büyük kriz yaşanıyor, işçinin, emekçinin, emeklinin, engellinin, kadının, gencin, esnafın, çiftçinin, köylünün yaşadığı büyük bir kriz var ve "Bu krizin aşılabilmesi için hangi adımlar atılabilir?" diye ortak akıl üretmeye çalışarak eleştirilerimizi yapmaya çalışıyoruz ama siz bütün bu eleştirilere cevap veremediğiniz için böyle laflar ederek bu eleştirileri örtmeye çalışıyorsunuz; doğru bir tutum değil, demokratik siyaset açısından anlamlı bir tutum değil; bunu söyleyeyim. Demokratik siyaset demek, aslında müzakereci bir demokrasiye açık olmak demektir. Demokratik siyaset demek, katılımcı bir demokrasiye açık olmak demektir. Demokratik siyaset demek, muhalefetle birlikte ortak akıl üretmeye açık olmak demektir. Siz bütün bunların hepsine kapalısınız aslında ve bu kapalı olmanız esas itibarıyla Türkiye'yi bugünkü noktaya getirdi.
Bizim "tek adam" rejimi diye eleştirdiğimiz, "kuvvetler ayrılığının ortadan kaldırılması" diye eleştirdiğimiz konuların nedeni aslında sizin demokratik, politik kültüre ve zihniyete sahip olmuyor olmanızdır; bizim eleştirilerimiz esas itibarıyla bunadır. Dolayısıyla yani eleştirileri dinlemeye tahammüllü olun.
Bakın, geçen gün buraya Millî Savunma Bakanı geldi, şurada oturdu, ben en ağır eleştirileri kendisine yönelttim, gayet medeni bir şekilde eleştirileri dinledi ve cevap verdi; ne karanlık emellerden bahsetti bize yönelik ne de başka bir şey, hakaret de etmedi. Yani Millî Savunma Bakanı bile eleştirileri dinleme tahammülünü gösteriyorsa sizin aslında sivil alandan gelen bir siyasetçi olarak çok daha fazla tahammül göstermeniz gerekir ama maalesef demokratik politik kültüre sahip olmadığınız için böyle bir durumu hiçbirimiz yaşayamıyoruz ve her sene bütçe tartışmasında böyle tatsız tartışmalarla uğraşmak zorunda kalıyoruz. Bir kez daha aynı şeyi yaşadık.
Dinlediğiniz için teşekkür ederim. (HDP sıralarından alkışlar)