| Konu: | Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati ile Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun 362 sıra sayılı 2023 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ve 363 sıra sayılı 2021 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi'nin yedinci tur görüşmelerinde yaptıkları konuşmalarındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 6 |
| Birleşim: | 36 |
| Tarih: | 12.12.2022 |
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Bakan, biz size "Niye normalleşiyorsunuz?" diye sormuyoruz ve eleştirmiyoruz. Biz, siz kavga ederken niye kavga ediyorsunuz, yanlış yapıyorsunuz diyorduk -kelime oyunu yapmayın- bu dış politikayla bir yere gidilmez diyorduk ve siz şimdi oradan döndünüz, dönmüş olmanız doğrudur ama o zaman yaptığınız yanlışları ortadan kaldırmıyor. Ya, demek ki bu Sisi katil değilmiş, demek ki "Esed" dediğiniz katil değilmiş, demek ki Selman katil değilmiş ya da katilse bugün niye "Katil değil." diyorsunuz? Yani birilerine "katil" diyerek dış politika yapılmaz diyorduk o zaman ve biz haklı çıktık ya. Böyle bir dış politika olabilir mi? Zikzaklar... Aklınıza geldiği gibi birine saydıracaksınız, ondan sonra buradan dış politika üreteceksiniz; öyle olmaz.
Şimdi, bakın, ya, halkı aldatıyorsunuz; bizim itirazımız buna, halkı aldatıyorsunuz. Neden? Türkiye Yunanistan'la aynı ittifakın üyesi öyle değil mi? NATO ittifakının üyesisiniz. Ya, hiç duydunuz mu Alman Cumhurbaşkanının Fransa Başkanına "Ben şimdi sana bir tane füze yollarım, aklın başına gelir." dediğini; duydunuz mu? Aynı ittifakın içinde olan iki ülkenin başkanlarından bir tanesi böyle hitap eder mi? Halkı kandırıyorsunuz, füze filan atamazsınız, bu ittifakın parçası olduğunuz sürece böyle bir şey yapamazsınız; bizim itirazımız halkı kandırmanızadır esas itibarıyla. Böyle bir şey olur mu? Yani siz bir taraftan NATO'nun yeni konseptinin altına imzayı atacaksınız -daha yeni oldu bu iş- sonra gideceksiniz "Biz, efendim, Şanghay İşbirliği Örgütüyle flört ediyoruz." diyeceksiniz. Yok böyle bir şey, halkı kandırıyorsunuz; biz buna itiraz ediyoruz Sayın Bakan ve eleştirilerimiz esas itibarıyla buna. "Burada Türkiye hep haksız." Yo, öyle bir şey yok. Bu politikayı bu iktidar uyguluyor, biz iktidarı eleştiriyoruz. Siz Türkiye değilsiniz ya, Türkiye'nin bir parçasısınız, Türkiye'deki bir hükûmetsiniz, iktidarsınız; biz sizi eleştiriyoruz. Dolayısıyla yaptığınız her yanlış millî, yaptığınız her doğru millî; e, böyle bir şey var mı? Her zaman siz haklısınız, böyle bir şey olmaz.
Şimdi, bakın, Avrupa Birliği fasılları... Ya, etmeyin. Avrupa Konseyiyle ilişkileriniz nedir? Türkiye izleme sürecinde, her çıkan rapor gerilemeyi gösteriyor, siz "fasıllar" diyorsunuz. Siz fasıllara gelene kadar bakın bakalım Avrupa'yla diğer ilişkilerinizi nasıl sürdürüyorsunuz. Bugün biraz evvel yine reddettiniz, "Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi" diyorum, yine itiraz ediyorsunuz. "Türkiye'de devam eden mahkeme süreci..." Efendim, siz de gayet iyi biliyorsunuz ki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine ancak Türkiye'deki süreç, başvuru süreçleri bitirildiğinde gidilebiliyor yoksa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bakmıyor bu davalara. Şimdi, karar verilmiş -Demirtaş, Kavala kararı- bunu siz siyasi nedenlerle uygulamıyorsunuz. Zaten Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, kararında da "Siz Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 18'inci maddesini çiğnediniz yani bu insanları siyasi nedenlerle rehin tutuyorsunuz." diyor ya; karar zaten bunu söylüyor. Siz de o nedenle, siyasi nedenle rehin tuttuğunuz için Demirtaş'ı, Kavala'yı ve diğer arkadaşlarımızı bırakmıyorsunuz, mesele bu kadar basit; hukuki değil, siyasidir esas itibarıyla.
Şimdi, Kürt düşmanlığını hani sizinle çok tartışmayayım çünkü iç politikada epey tartışıyoruz ama bir şey söyleyeyim: Size biat etmeyen her Kürt'ü dünyanın neresinde olursa olsun, terörist olarak görüyorsunuz.
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) - Siz öyle görüyorsunuz.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Irak'ta ise öyle bakıyorsunuz, Suriye'de ise öyle bakıyorsunuz, İran'da olsa öyle bakarsınız, Japonya'da olsa öyle bakarsınız; mesele bu esas itibarıyla. Biz bunu eleştiriyoruz ve böyle bakarak olmaz, Kürt halkıyla hem ülke sınırları içinde hem ülke sınırları dışında, Suriye'de, İran'da, Irak'ta, her yerde barış içinde yaşamanın yolları vardır ve bu yollar kullanılmalıdır diyoruz; bunun yerine demografik değişim yapmaya çalışmakla, başka ülkenin toprakları üzerinde ameliyat yapmaya çalışmakla ya da ilhakçı bir zihniyetle hareket etmekle iş çözülmez diyoruz. Eminiz bundan; nasıl Mısır ve diğer politikalarda gün geldi değiştirdiniz, bunda da değiştireceksiniz çünkü aynı yanlışı yapmaya devam ediyorsunuz Sayın Bakan.
Şimdi, son bir nokta, Hazine ve Maliye Bakanıyla ilgili söylemek istiyorum. Sayın Bakan, söylenecek çok şey var ama vaktimiz sınırlı olduğu için sadece bir noktaya değinmek istiyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun efendim.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim.
Şimdi, bütçenizle ilgili hani bu cari açık, bütçe açığı falan... Yani açık bütçesi bu, herkes biliyor; siz orada çok fazla rakam falan verdiniz ama belli. Yani cari açık yıllık 50 milyar dolara dayanmış, ne anlatıyorsunuz?
Şimdi, bu ithalat meselesi... Diyorsunuz ki: "Enerji ve altını çıkarırsak ihracat-ithalat dengesi o kadar kötü durumda değil." Ya, Allah aşkına, ne anlatıyorsunuz? Yani bu şöyle bir şeye benziyor: Bir otomotiv firmasının sahibi kalkıp "Ya, bu ürettiğimiz arabanın içine motoru koymasak aslında arabanın fiyatı bayağı ucuza gelecek biliyor musunuz?" dese, sizin söylediğinizle aynı şey. Ya, Türkiye yeni mi enerji ithal ediyor? Türkiye, başından beri enerji ithal eden bir ülke değil mi? Altın ithalatı yeni, birdenbire mi oldu son iki yılda? Türkiye'de altın ithalatı her zaman olan bir şey. Yani siz bu cari açığı anlatırken, dış ticaret açığını anlatırken bu enerji ve altın örneğini verip Türkiye'de de bütün dünyada da kendinizi böyle bir duruma düşürmeyin lütfen.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Son defa efendim.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Bitiriyorum efendim.
Bakın, bir sunum yaptınız, orada her şeyi konuştunuz, bir sürü rakam falan verdiniz ama hiç işçi, emekçi lafı etmediniz, emekli lafı etmediniz, esnafın derdinden bahsetmediniz, köylünün, çiftçinin derdinden bahsetmediniz çünkü sizin için şu anda bunların bir önemi yok. Siz başka şeylerle uğraşıyorsunuz ve esas sorun da buradan kaynaklanıyor. Sizin anlattıklarınızla işçinin, emekçinin, esnafın, çiftçinin, köylünün bir alakası kalmamış vaziyette ve onlar esas itibarıyla geçimlerini sürdürülebilmek için mücadele ediyorlar, sizin söyledikleriniz onlara hitap etmiyor; esas itibarıyla sorun da buradan kaynaklanıyor.
Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.