| Konu: | 2023 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2021 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 3'üncü Tur Görüşmeleri münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 6 |
| Birleşim: | 32 |
| Tarih: | 08.12.2022 |
CHP GRUBU ADINA SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
6 yaşında çocuk... Şeytanı uzakta aramayalım arkadaşlar, 6 yaşında çocuğa cehennem ceketi dikildi ülkemizde; kınıyorum, lanet olsun. Bu vakfı bugün değil anında, şu an itibarıyla kapatmanız gerekiyor Sayın Bakan.
Değerli milletvekilleri, ikili bir yapı oluştu Türkiye'de: Sarayda yaşayanlar, sarayın dışında yaşayanlar. Saray ve şürekâsının, 5'li çetelerin yaşadığı Türkiye'de her şey çok mükemmel; orada yaşayanlar bir eli yağda, bir eli balda. Bir de ikinci Türkiye var, trajik Türkiye var. Bu trajik Türkiye'de günlük hayatta kalma kavgası var, açlık, yoksulluk var, iş bulamadığı için kendini yakan insanlar var, borçlarını ödeyemediği için intihar edenler var. Biz, birinci Türkiye'nin, ikinci Türkiye'yi sadakaya bağlama programını yırtıp atmak için geliyoruz arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar) Hor gördükleri, üstten baktıkları, vergilerini, en temel haklarını gasbettikleri o ikinci Türkiye bu yarattıkları saray Türkiyesini yenecek ve kısa çöp uzun çöpten hakkını alacak.
Değerli arkadaşlar, size bu ikili Türkiye'nin rakamlarla oluşmuş bir tablosunu, emek ve sermayenin millî gelirden aldığı payı göstereceğim: 2016'dan beri emeğin millî gelirden aldığı pay yüzde 40'tan yüzde 26'ya iniyor, sermayenin millî gelirden aldığı pay yüzde 41'den yüzde 55'e çıkıyor. Bu açılan makas sadece rakamları değil, aynı zamanda birbirinden uzaklaşan dünyaları işaret ediyor ve makasın keskin tarafı emekçilerin hayatını dilim dilim kesiyor. İktidar, evlatlarımızın boğazından kesip sarayın evlatlarının vakıflarını besleme aracı değildir, Man Adası'na çil çil para göndermenin aracı hiç değildir, Bakanlık da bunları seyretme yeri değildir. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Ey, siz, yoksul halk için bu kara tabloyu yaratanlar ve bu tablonun karşısına geçip seyredenler; çocuklarımızın boğazından kestiğiniz her bir lokmanın hesabını tek tek vereceksiniz!
Değerli milletvekilleri, sadece bu yıl 2 trilyon 186 milyar lira vergi ödeyeceğiz. Bu kadar verginin toplandığı bir yerde hâlâ ekmek kuyruğu varsa, pazarın artıkları toplanıyorsa asıl sorun verginin toplanmasında değil, gelirin dağılımındadır. Bir anne "Süt içmek, yumurta yemek benim çocuğumun hakkı değil mi? Çaya ekmek banıyorum, çocuğumu bu şekilde besliyorum." diyorsa zalimsiniz, zalimsiniz, zalimsiniz! (CHP sıralarından alkışlar)
Sayın Bakan, bugün -gerçi kendisi burada yok, Çalışma Bakanı- Türkiye'de 4 kişilik bir ailenin her üyesi asgari ücretle çalışsa dahi yoksulluk sınırına ulaşamıyor. Mevcut asgari ücret açlık sınırının 2.200 lira altındadır. Zamlar durmadıkça asgari ücret 10 bin olsa ne yazar; Türkiye, çalışan yoksullar ülkesi olmaya devam edecektir.
Sayın Bakan, evlere şenlik bir TÜİK var, talimatla üfürükten istatistik üretme kurumu! Ona göre yüzde 85 enflasyonun olduğu yerde iktidar "İşçiyi enflasyona ezdirmedik." diye laf ediyor arkadaşlar. Sayın Bakan, hangi enflasyona ezdirmiyorsunuz? Silindir gibi eziyorsunuz. Hiç mi çarşıya pazara çıkmıyorsunuz?
Bakanlık olarak 2023 yılında geçerli olacak asgari ücreti belirleme çalışmaları için anket yaptırmışsınız. Arkadaşlar, işverenlerin asgari ücret beklentisi 7 bin lira çıkmış, 2023 yılı için ortak beklenti 7.845 TL çıkmış. Ne güzel bir kurgu! Tek adam da "Öyle şey olmaz." diyecek falan, sonra üstüne 150 lira ekleyecek; öyle mi? Sonra da "Beklentinin üzerinde verdik." diye söyleyeceksiniz. Bırakın bunları Sayın Bakan, anketle asgari ücret belirlenmez. Daha bir yıl önce yine bu kürsüden söyledik arkadaşlar, "Esas olan alım gücünün artmasıdır." dedik. Soruyorum size: Geçen yıl 2.800 liralık asgari ücretle alınan ihtiyaçlar bugün 5.500 liraya alınıyor mu? Buna cevap verin Sayın Bakan. (CHP sıralarından alkışlar) Yapılması gereken, tüm sendikaların katılımıyla, insan onuruna yaraşır bir şekilde asgari ücreti belirlemek ve eşelmobil sistemini getirip asgari ücretin enflasyon karşısında erimesinin önüne geçmektir.
Değerli milletvekilleri, soruyorum: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Türkiye'de çalışma barışını işverene teşvik, işçiye vergi zulmüyle mi sağlayacaktır? 2002 yılında brüt asgari ücret 222 lira, gelir vergisi tarifesinin ilk basamağı 3.800 liraydı yani tam 17 katı. Bu oran 2010 yılında 12 katına, günümüzde ise 5 katına kadar gerilemiştir. 2000 yılından bu yana yeniden değerleme oranı kuruşu kuruşuna uygulansaydı önümüzdeki yıl gelir vergisinin ilk dilimi 71 bin lira değil, 182 bin lira olacaktı. Emekçilerin dilim dilim soyulmasının önüne geçmek için adaletsiz vergi dilimini acilen güncellemek zorundasınız. (CHP sıralarından alkışlar)
Değerli milletvekilleri, sendikalaşma oranı ne kadar düşükse o ülkede sosyal adalet, demokrasi ve eşitlikten söz etmek o kadar zordur. Resmî sendikalaşma oranı yüzde 14 ancak kayıt dışını da kattığımızda sendikalaşma oranı yüzde 10 seviyesindedir. 21'inci yüzyılda sosyal politikalar üretmesi beklenen bir Bakanlık için bu oran, en basit tabiriyle utanç vericidir. Sorum şu: Bu kara tablo karşısında, anayasal bir hak olan sendikalı örgütlenme hakkını kullandığı için işten atılan işçiler için şimdiye kadar ne yaptınız Sayın Bakan? (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)
Başka bir sorum da şu: TÜRK-İŞ'e bağlı TEZ-KOOP-İŞ Sendikası ile HAK-İŞ'e bağlı ÖZ BÜRO İŞ Sendikası yetki sürecinde mahkemelik iken ve mahkeme sonuçlanmamışken hangi yetkiyle ÖZ BÜRO İŞ Sendikasına yetki belgesi düzenliyorsunuz? Bu hatalı işlem nedeniyle 2021 yılından beri 20 bine yakın işçi toplu iş sözleşmesi yapamıyor, işçiler ve aileleri mağdur. Bakanlığınız hukuku dikkate almadan kendine yakın sendikalara hukuk dışı işlem yapmayı âdet hâline mi getirdi Sayın Bakan? Sendikalaşmayı bu mantıkla mı çoğaltacaksınız?
Değerli milletvekilleri, ülkeyi kararnameler ülkesi hâline getiren iktidar, işçiler arasındaki eşitsizliği derinleştirmeye devam ediyor. Dün taşerona kadro sorununun kökten çözüleceği sözleri verilirken on binlerce işçi kapsam dışı tutuldu. 696 sayılı KHK'yle kadroya geçirilen işçilere tayin hakkı tanınmaması, meslek kodu mağduriyetleri, gerekli koşulları sağlayanların zorunlu olarak emekli edilmesi sorunu devam etmektedir. Soruyorum değerli arkadaşlar: Türkiye'de çalışma barışı, verilen sözler ile uygulamanın çeliştiği yamalı taşeron düzenlemesiyle mi sağlanacaktır.? "Ama"sız "fakat"sız, şartsız şurtsuz, işçilere acilen kadro verilmelidir.
Sayın Bakan, Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun ısrarla gündeme getirmesi ve EYT'lilerin mücadelesi sonunda EYT'yi gündeme almak zorunda kaldınız. "Seçim kaybetsek de yoktur." diyordunuz. Ne demişler: "Büyük lokma ye, büyük laf etme." (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Ne yapsanız da çaresi yok, telaşınızdan belli, gidicisiniz. Yeni mağduriyetler yaratmadan, artık, ertelemeyin, oyalamayın, bir an önce çözün, haklarını tastamam teslim edin yoksa biz zaten hakkıyla çözeceğiz. Ayrıca, 1,5 milyona ulaşan staj ve çıraklık mağduriyeti yaşayan insan var. Staj mağdurları konusunu staj sigortalılık başlangıcı olacak şekilde EYT'yle birlikte ele almak zorundasınız.
Değerli milletvekilleri, bir de "Sadece EYT'ye değil, depreme de takıldık." diye seslerini duyurmaya çalışanlar var. 17 Ağustos depreminin üzerinden tam yirmi bir gün sonra göçük altında arama kurtarma çalışmaları hâlen devam ederken, insanlar can derdindeyken 8 Eylül 1999 tarihli Yasa'yla mağdur olanlar var. Deprem yüzünden pek çok iş yeri yıkılmış, resmî sigorta girişleri işveren tarafından ileri tarihlere atılmış, deprem öncesi işe girişler, evrak kayıpları başta olmak üzere farklı sebeplerle SSK'ye bildirilememiş; dolayısıyla, EYT'yi günle kaçıranlar var. Ne yapılmalı?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz efendim.
SÜLEYMAN GİRGİN (Devamla) - Tamamlıyorum Başkanım.
EYT'nin kapsamı Gölcük ve Düzce depreminden etkilenenleri de kapsayacak şekilde genişletilmelidir.
Değerli milletvekilleri, halkın bütçesini iktidarın yırttığı gömleğe yama yapmak kimsenin hakkı değildir. Bu iktidarın milletle bağı kopmuştur. Halkın bütçesini halka teslim etmek bize nasip olacaktır. Adaletin ekmeğini halkın kendisinin pişireceği günler yakındır. Biz döşte bıçak yarasından güneş toplayanlarız, biz emekçileriz, emeğin hakkı için dövüşenleriz. İnanıyoruz ki yepyeni bir güneş doğacak dağların ufuklarından.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)