GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 2023 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2021 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin İlk Görüşmesi münasebetiyle
Yasama Yılı:6
Birleşim:29
Tarih:05.12.2022

HDP GRUBU ADINA PERVİN BULDAN (İstanbul) - Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, bizleri ekranları başında izleyen sevgili halkımız; hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlarken demokratik siyasi mücadelemizin onuru olan Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş, Sebahat Tuncel, Gültan Kışanak, Leyla Güven, İdris Baluken, Ayla Akat Ata başta olmak üzere cezaevlerindeki tüm arkadaşlarımıza, yine, Gezi'de tutuklu bulunan tüm yoldaşlarımıza selam ve sevgilerimi gönderiyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

Erkek despotik rejimlere karşı dünyanın her yerinde (*) diyerek her şeyin bir saç teline bağlı olduğunu gösteren tüm kadınları ve mücadelelerini saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

Sayın milletvekilleri, müzakereden ve katılımdan uzak "ben yaptım, oldu, bitti" anlayışıyla hazırlanan bir AKP-MHP bütçesiyle karşı karşıyayız. Bu, milyonların emek ve birikimini iktidarın hizmetine sokan bir bütçedir. Sorunları ve çözümü ret ve inkâr bütçesidir. Halkın sofrasındaki ekmeği daha da küçültme; yoksulluğu, adaletsizliği, eşitsizliği büyütme bütçesidir. Bütçede sosyal adalet, sosyal devlet, refah ve huzur yoktur; yoksullar, kadınlar, emekçiler, üreticiler, çiftçiler, esnaflar, çocuklar ve engelliler yoktur. Ancak şunu da iyi bilin ki bu bütçe aynı zamanda talan döneminizin de bitiş ve kapanış bütçesidir. Halkın ve çözümün bütçesinin yapılacağı yeni bir dönem çok yakında başlayacaktır. Bütçeyi geçirmek için çoğunlukta olabilirsiniz ama unutmayın asıl çoğunluk dışarıdadır, bu zulüm düzeninden bir an önce kurtulmak isteyen milyonlardır; işte, onların sesi de sözü de gücü de bu kürsüdedir, Halkların Demokratik Partisindedir. (HDP sıralarından alkışlar)

Arkadaşlarımızın büyük emekle hazırladığı bütçe şerhimizdeki çözüm önerilerimizi okumanızı tavsiye ederim. Demokratik Türkiye'nin ve kalıcı yapısal çözümlerin yol haritasıdır. HDP'nin ülkeyi de ekonomiyi de katılımcı çoğulcu bir anlayışla yönetme programıdır. İç barışı tesis eden ve demokratik siyaseti esas alan bir bütçenin hazırlıklarına şimdiden başladık, malum, zaman yaklaşmaktadır. Sizin için de zaman yaklaşmaktadır. Dört yıl önce söz vermiştiniz, ekonomide Türkiye'yi uçuracaktınız. Evet, kendi rant ekonominizi uçurdunuz ama ülkeyi ise uçurumdan aşağı attınız, yere çakılmasına neden oldunuz. Şimdi asıl çakılma sırası sizdedir, sandıklarda kesinlikle çakılacaksınız. (HDP sıralarından alkışlar)

Sevgili milletvekili arkadaşlarım, Türkiye'nin yaşadığı çoklu krizlerin sebebini tabii ki iktidar açıklayamayacak bir durumdadır ama biz bugün Genel Kurulda bunu tek tek açıklayacağız. Yasama, yürütme, yargı, kuvvetler ayrılığını ortadan kaldırdınız, yerine "yürütme, saklama, aklama" sistemini kurdunuz. Meclisin denetim yetkisini elinden aldınız, yeni bir vesayet rejimi kurdunuz. Talimatlı bir yargı düzeni yarattınız. Hukuksuz yargı aracılığıyla demokratik siyasete ve topluma karşı bir darbe mekanizması kurdunuz. Kolluk güçlerini siyasetinizin destek gücü hâline getirdiniz. Yolsuzlukları merkezden yerele kadar tüm kurumlara yaydınız. Sayıştayın yolsuzluk raporlarını uç uca eklersek buradan sarayınıza yol olur. Kayyum darbesiyle seçim sonuçlarını ortadan kaldırdınız çünkü politikanız darbecilerden farklı değildir. Belediyelerinizi yolsuzluk çukuruna batıran kayyumlarınız Kürt halkının ana diline, kültürel değerlerine her gün saldırmaktadır. Bugüne değin, Kürt halkının değerlerine saldıran hiç kimse ihya olmamıştır. Hiç merak etmeyin, o Kürt düşmanı kayyumlarınızı da tarihin ve siyasetin çöplüğüne göndereceğimiz günler çok yakındır. (HDP sıralarından alkışlar) OHAL KHK rejimiyle Türkiye'yi yasaklar ülkesi yaptınız çünkü yasakçısınız. Nefret iklimiyle siyasal ve toplumsal kutuplaşma yarattınız, eşitsizliği ve ayrımcılığı büyüttünüz, toplumsal barış zeminine büyük zarar verdiniz, adalet duygusunu yok ettiniz, cezasızlığı yargının rehberi yaptınız. Bakın, Çorlu'da 25 canın karşılığı bir ay on dört gün, Soma cezasız, Roboski cezasız, işkenceler cezasız, kadın katliamları cezasız, Şenyaşar ailesine yönelik katliam cezasız, katledilen Kürt kadınların, çocukların failleri cezasız. Faili meçhullerin sorumlularıyla ortaklık kurarak Cumartesi Annelerinin adalet ve hakikat mücadelesine saldırdınız çünkü karanlıktan besleniyorsunuz. Musa Anter davası zaman aşımına sokuldu. Kürt halkına yaşatılan acıların üzerini adaletsizlikle örtmek istiyorsunuz ama şunu bilin ki biz acılarımızı asla unutmayız, unutturmayız. Kürt halkı "Kapandı." demeden gerçek bir yüzleşme, hesaplaşma ve adalet sağlanmadan bu dosyalar kapanmaz, kapanmayacaktır. Toprağa gömdüğünüz adalet filizlenecek, boy verecek ve tecelli edecektir. Cezaevlerinde tutsakların yaşam hakkından tahliye ve umut hakkına kadar bütün temel insan haklarını yok ettiniz, Garibe Gezer ve daha nicelerinin cenazesi çıktı cezaevlerinden. Hasta tutsakları bir bir ölüme terk ettiniz çünkü düşmanlık hukukuyla ayakta duruyorsunuz ama cezaevi duvarlarıyla ve hukuksuzluklarınızla halkı asla teslim alamayacaksınız ve sindiremeyeceksiniz.

Sansür yasası çıkardınız, gazetecileri tutukladınız çünkü hakikate düşmansınız ama gerçekleri asla karartamayacaksınız. Tarihin, toplumun ve siyasetin hafızası yaptığınız her şeyi karşınıza çıkaracaktır.

Kaz Dağı'ndan İkizdere ve Cudi'ye varıncaya kadar dereleri, vadileri, ormanları yandaş şirketlerinize talan ettirdiniz çünkü doğa düşmanısınız ama unutmayın, talan politikanız ekoloji mücadelesi karşısında kesinlikle yenilecektir.

Her sıkıştığınızda çatışmacı siyasete sarıldınız çünkü Kürt düşmanısınız ama Kürt halkı bugüne değin asla geri adım atmadı, bundan sonra da atmayacaktır. Türkiye'yi demokrasi, insan hakları, hukuk ve basın özgürlüğünde, uluslararası endekslerde en kötü sıralara yerleştirmeyi başardınız. "AYM ve AİHM kararlarını tanımıyorum." diyerek hukuksuzlukta dünya lideri oldunuz; ne kadar övünseniz azdır.

Mezhepçi, Kürt ve barış karşıtı dış politikanızda da durum farklı değildir. İlkesiz, tutarsız, iç barışı sağlamamış dış politikanızla vezir olacağınızı sandınız ama dünyaya rezil oldunuz. HDP'yi dinleseydiniz, uyarılarımızı dikkate alsaydınız dış politikada biraz vizyon sahibi olurdunuz, yanlışların içine düşmezdiniz. İşte, tüm bu politikalarınızla ülkeyi ve toplumu uçurumdan aşağı sürüklediniz.

Yarattığınız tahribatların ekonomideki sonuçları da çok daha ağırdır sevgili arkadaşlarım. Yemek parasını ödeyemeyen öğrenci yurttan, kirasını ödeyemeyen kiracı evden atılmaktadır, milyonlarca insan açlık sınırının altında yaşam mücadelesi vermektedir. Çocuklar bugün beslenme çantasında sadece kuru bir ekmekle okula gitmek zorunda bırakılıyorsa bunun sebebi, yandaşlarınızın, 5'li çetenizin ihalelerle, rüşvetle, çifter maaşlarla doldurulduğu çantalardadır. Yandaşlarınızın beslenme çantasında yok yoktur ama çocuklar okula aç gitmektedir. Sütü, peyniri, yumurtayı lüks tüketim hâline getirdiniz; çocukların sütünden, yumurtasından kestiğiniz vergileri ise "kur korumalı mevduat" adı altında zenginlere pay ettiniz. Yandaşlarınız tonlarla götürürken halkın yaşamını ise grama bağladınız. Yoksulun sofrasındaki soğanı da elinden aldınız. Kış geldi, sobalar, kombiler yanmıyor çünkü halkın cebini yaktınız. Çiftçiyi, üreticiyi, esnafı, emekliyi borç batığına sürüklediniz, bir de durmadan çıkıp "Enflasyona ezdirmeyeceğiz." diyorsunuz. O hâlde, buyurun, asgari ücreti HDP'nin teklifi olan 12.500 lira yapalım. (HDP sıralarından alkışlar) Ama yapmayacağınızı ve yapamayacağınızı biliyoruz çünkü siz ancak halktan toplamayı bilirsiniz. 2023'te toplayacağınız vergi 3 trilyon 200 milyon liradır; belli ki satacak başka bir şey bırakmadınız ve vatandaşa bir kez daha yüklenme yolunu seçtiniz. Dışarıda yandaşlarınıza vergi cenneti yaratırken, içeride ise halka vergi ve zam cehennemi yaşatıyorsunuz. Oysa, yirmi yılda yandaşlarınıza dağıttıklarınızı toplasanız 10 katı gelir elde edilir. Halkı düşünüyorsanız çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi alan adaletli bir vergi düzenini buyurun hep birlikte yaratalım ve vergi cennetlerini kapatalım; evet, temel gıdalardaki vergiyi derhâl kaldıralım; yapamazsınız çünkü sizin hesabınız başkadır.

Bakın "Faizleri tek haneye indirdik." diyorsunuz; oysa, bütçede yurttaşın sırtına yüklediğiniz faiz ödemesi tam 565 milyar Türk lirasıdır. Gelmiş geçmiş en büyük faiz lobisi sizin iktidarınızdadır. Geçen yıl ekonominin kitabını yazıyordunuz, buyurun şimdi faizin kitabını yazın; faizcilik, tefecilik nasıl yapılır dünya âlem görsün. Faiziniz tek hane olabilir ama zamlarınız, vergileriniz, cezalarınız, TÜİK'e gizlettiğiniz enflasyonunuz 3 hanedir. Başka bir örnek: Bütçede savunma ve güvenlik harcamaları için 470 milyar TL kaynak ayırdınız; işte, yüksek enflasyonun, işsizliğin ve yoksulluğun nedenlerinden biri de budur; halka, istihdama değil savaşa bütçe tam da budur; bu devasa kaynak, siyasetsizliğin, siyasi aklı savaş aklına devretmenin ekonomiye bedelidir. Bunun sonuçları ise daha fazla büyüyen yoksulluktur, büyüyen sefalettir, büyüyen açlıktır ve borç krizidir. Ama büyüyen başka bir şey daha var, o da halkın giderek artan öfkesidir, geçinemeyen milyonların itirazıdır. Artık yolun sonuna geldiniz, halka her gün kaybettirdiğiniz bu talan düzenine kazandıramayacaksınız. Kaybedeceksiniz, bir kez daha söylüyorum, kaybedeceksiniz, inanın kaybedeceksiniz. (HDP sıralarından alkışlar) Bu kötülük düzenini elbette ki değiştireceğiz ve rüşvet, yolsuzluk, liyakatsizlik, torpil dönemini biz kapatacağız. Yandaşlarınıza yarattığınız rant cennetinin kapılarını biz kapatacağız.

Bakın, sevgili arkadaşlarım, AKP Genel Başkanı yıllar önce çok net söylemiş, demiş ki: "Eğer sekiz yıl önceki asgari ücretle aldığın yumurtadan, sütten, ekmekten bugün daha az alıyorsan bize oy verme." Evet, büyük ekonomist bir kez de olsa doğruyu söylemiş ve bu ekonomisti bir seferlik de olsa dinlemekte fayda var diyoruz; halkımız bunun gereğini kesinlikle yapmalıdır, yapacağına da yürekten inanıyoruz. (HDP sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri; siyasi, iktisadi, sosyal, toplumsal bütün krizlere kaynaklık eden tarihsel bir sorun var; o da Kürt sorunudur. Kürt sorunu, Türkiye'de istisnasız tüm iktidarların kaza yaptığı ortak bir virajdır. Şimdi, bakıyoruz, yaklaşan seçimler öncesi Suriye'de yine macera peşindesiniz. Enflasyonu, doları düşüremediniz "Haydi Suriye'ye, Kobani'yi düşürmeye." diyorsunuz. Siz, iktidardan gidersiniz ama Kobani öyle kolay kolay düşmez; buna inanmanızı istiyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

Amacınızı gayet iyi biliyoruz; Rojava'da Kürt halkının demokratik bir statü kazanmamasıdır; diğer halklarla ortak, demokratik bir gelecek oluşturmamasıdır. Buradan söylüyorum, tüm halkımız da bilsin: Kuzey ve doğu Suriye'ye yapılan her operasyonun sonucu yeni yıkımlar, ölümler, binlerce yeni mültecinin Türkiye'ye, çevre ülkelere göç etmek zorunda bırakılması olacaktır aynı zamanda; Türkiye'de halkın sofrasından ekmeğin daha da küçülmesi olacaktır. Şunu da aklınızdan çıkarmayın: Kuzey ve doğu Suriye'de Kürt halkının statüsüzlüğü üzerine iktidar statünüzü kuramazsınız, oradan size bir statü asla çıkmayacaktır. Orada halkların demokratik kazanımı ve ortak geleceği vardır, bunu da siz engelleyemeyeceksiniz.

Kürt halkının birlikte yaşadığı halklarla demokratik birliği ve ortak gelecek hedefi, aynı zamanda Türkiye'deki demokratik birliğin, bütünleşmenin ve ortak yaşamın da teminatıdır, Orta Doğu'da barış içerisinde bir arada yaşamanın modelidir. Sizin çatışmacı siyasetiniz değil, halkların demokratik yaşam modeli kazanacaktır. Boş yere uğraşmayın; Kobani'den, Münbiç'ten, Tel Rıfat'tan size yeni bir iktidar çıkmaz, çıkmayacaktır. (HDP sıralarından alkışlar) Seçimin sonucunu Suriye'ye attığınız bombaların sesi değil; kaynamayan boş tencerelerin sesi, geçinemeyen milyonların itirazı, barış ve demokrasiden yana olan güçlü, toplumsal irade belirleyecektir. Buradan Türkiye toplumuna da seslenmek istiyorum: Hamasi nutuklara asla itibar etmeyin, beka hamaseti arttığında bilin ki yolsuzluklar da artacaktır. Bakın, cenazeler gelirken bakanlardan birinin kuzeni Bodrum'da 180 bin metrekarelik deniz manzaralı arazi ihalesi aldı.

Çözüm sürecinin bitirildiği 2015'ten bu yana Türkiye'de en büyük yolsuzluklar, vurgunlar, rüşvet skandalları yaşandı. İşte, Türkiye'nin yoksullaşmasının en önemli nedenlerinden biri bu çatışmacı siyasettir; bu döngü kesinlikle değişmek zorundadır, değişecektir ve biz bunu değiştireceğiz. Bakınız, sevgili arkadaşlar, Sayın Öcalan 2019'daki son görüşmesinde "Bir haftada çatışma durumunu, çatışma ihtimalini ortadan kaldırırım." dedi; siz ise görüş mesafesinde bulunan İmralı'ya tecrit uyguladınız, görüş mesafesini tecrit sisiyle perdelediniz, nemalanmak için "Sorun çözülmesin." diyenlerle ortaklık kurarak bütün ülkeye kaybettirdiniz. Tecrit demokratik bir uzlaşıya, özgür bir siyaset ve evrensel hukuka yüz çevirmektir. Kürt sorunu güvenlik konseptiyle ne çözülebilir ne de bastırılabilir; tecritle bu sorunu görünmez kılamazsınız. Bugün milyonlar tecridin derhâl sonlandırılmasını talep etmektedir; o yüzden, ısrarla çözümün diyalog ve müzakerede olduğunu bir kez daha ifade etmek istiyorum çünkü diyalog hakikatle yüzleşmenin ön koşuludur. Çözüm yeri ve zemini Parlamentodur, demokratik siyasettir, siyasi ve toplumsal mutabakattır. (HDP sıralarından alkışlar) Ana dil hakkı ve onarıcı bir adalet başta olmak üzere evrensel hukuktan doğan haklar bağlamında eşit yurttaşlıkla ve özgürlükçü bir perspektifle bu mesele mutlaka çözüme kavuşturulmalıdır. Her gün uçaklarınızı kaldıracağınıza bu Parlamentoda çözüme ve barışa ellerinizi kaldırsanız bu ülkeye en büyük hizmeti yapmış olursunuz. Bu sadece HDP'nin bir meselesi de değildir; Türkiye'nin ortak sorunudur, ortak meselesidir. Siyasal muhalefetin de tüm kesimlerin de bu konuda cesur olması, elini taşın altına koyması ve sorunla yüzleşmesi gerekir. Kürt sorununda çözüm üretemeyenler gelecekte asla ve asla söz sahibi olamazlar. AKP, MHP iktidar düzenini değiştirme iddiasında olanların, mesele savaş politikaları olduğunda iktidarın arkasında saf tutarak 8'li masaya dönüşmemesi gerektiğinin altını önemle çizmek istiyorum ve bu, tüm toplumun çıkarınadır sevgili arkadaşlar.

Biz HDP olarak büyük barışın erdemine ve kurucu siyasetine elbette ki inanıyoruz, barış etrafında kurulacak ve ter dökülecek ittifakın kazanacağına da inanıyoruz; sonuna kadar da demokratik çözümde ısrar etmeye devam edeceğimizi bir kez daha belirtmek istiyorum. (HDP sıralarından alkışlar) Duyarlı herkesi, demokratik kamuoyunu, geleceğe dair söz kuran sorumlu herkesi de savaş karşıtlığında birleşmeye, onurlu barışın yanında durmaya çağırıyorum; barışı kuran geleceği de kuracaktır. İşte, HDP, onurlu bir barışla onurlu bir geleceği kurmak için en büyük mücadeleyi yürütmeye devam edecektir.

Sevgili arkadaşlarım, ülkenin aciliyeti, bu düzenden bir an önce kurtulmaktır; kimin iktidar olacağı meselesi değildir. Sistemde köklü değişim ve güçlü demokratik dönüşüm iddiası, hedefi ve programı toplumun aradığı, beklediği, umut ettiği bir siyasettir. İşte, HDP, mücadelesiyle, fikriyatıyla, emek ve özgürlük ittifakıyla, Kürt ittifakıyla, kadın, gençlik, emek ve ekoloji ittifakıyla bu siyasetin sahibidir, Türkiye halklarının ortak umudu ve cesaretidir. (HDP sıralarından alkışlar) Ne restorasyon ne de statüko, yeniyi en baştan kurmayı taahhüt ediyoruz. İşte, bu, HDP'nin üçüncü yol siyaseti ve mücadelesidir. Üçüncü yol her rengin, düşüncenin, kimliğin, demokratik bir yaşam ve inşası için yürüttüğü ortak yoldur. Değişim isteyen herkesi bu yolu büyütmeye çağırdığımı bir kez daha belirtmek isterim. Kürt'ün de Alevi'nin de tüm kimlik ve inançların da eşit yurttaşlık haklarına sahip olduğu, hak temelli, yeni bir toplumsal sözleşmeyle demokratik cumhuriyetin kapısını hep birlikte açabiliriz; buna gücümüz var. Bu kapıyı açacak güç ve siyasal irade HDP ve demokrasi güçlerinin ortak mücadelesinde mevcuttur; bu nedenle, bizler saldırıların odağındayız. Açılan siyasi kapatma davası, Kobani kumpas davası, Gezi davası, siyasi rehine operasyonları, kadınların mücadelesine yönelik saldırılar Türkiye'nin demokrasiye kapatılması için yürütülen darbe sürecidir ama bizler asla mücadelemizden vazgeçmedik, geri adım atmadık, bundan sonra da geri adım atmayacağımızı halkımızın önünde söz vererek ifade etmek istiyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

Bizim siyasetimizi çökertmeye çalışanlar bugün varlık yokluk mücadelesi vermektedir. Biz ise dimdik ayakta kalmayı başardık ve başarmakla da sınırlı kalmadık ittifaklarımızı da mücadele ortaklığımızı da büyüterek yeni bir yaşamın temellerini atıyoruz. Savunduğumuz özgür toplum ve demokratik yaşam fikriyatı her bir inancın, kimliğin, hakkın, yaşam tarzının, ortak değerlerin teminatı ve koruyucusudur. Evet, önümüzde referandum niteliğinde bir seçim var, bu seçimlerde rejim belirlenecektir. Bu nedenle, büyük demokratik değişim ve dönüşüm için, onurlu bir barışla bir arada eşitçe yaşayabileceğimiz demokratik, adaletli, özgür bir ülke hedefi etrafında en güçlü birlikteliği oluşturmamız tarihsel bir sorumluluktur. İktidarın, cumhuriyetin demokratikleşmesini engellemek için kurduğu ittifaka karşı, milyonların demokratik cumhuriyet koalisyonunu oluşturma çağrısı yapıyorum sevgili arkadaşlarım. 2'nci yüzyıl için, siyasi toplumsal kamplaşmayı sonlandırarak büyük toplumsal uzlaşmayı hep birlikte başarmak için en geniş toplumsal birlikteliği sağlayalım diyorum. Yolsuzlukları, yoksulluğu, emek sömürüsünü sonlandırarak sosyal adalet dönemini başlatmak için emeğin en güçlü birliğini oluşturalım diyorum. Mevcut Anayasa'ya dahi uymayarak yeni anayasa vaatleri verenleri darbe anayasasıyla birlikte geçmişte bırakalım. Yeni bir toplumsal sözleşmeye dayalı gerçek, demokratik, çoğullukçu, eşitlikçi, sivil bir anayasa döneminin kapısını açmak için demokratik anayasa ittifakını hep birlikte oluşturalım. Merkezî yönetimi kuvvetler ayrılığıyla dengeleyerek yerel yönetimle güçlendirilmiş çoğulcu, geniş temsiliyete sahip bir parlamenter sistemi bu ülkeye kazandırmak için demokraside buluşalım. Güçlü toplumsal barış, adalet ve yüzleşme için en geniş siyasi toplumsal mutabakatı oluşturalım. Yasaklar ülkesini özgürlükler ülkesine dönüştürmek, hak arama ve örgütlenme özgürlüğünü, eşit ve adil bir yargıyı hayata geçirmek için güç birliği yapalım. Engellilerden emeklilere, EYT'lilerden ataması yapılmayan öğretmenlere, üreticiden esnafa, gençlerden kadınlara, farklı yaşam tarzlarına, herkesin haklarını güvence altına alan güçlü sosyal devlet düzeni için en güçlü eşit yurttaşlık birlikteliğini sağlayalım. Toplumsal cinsiyet eşitliğini her alanda hayata geçirmek için feministlerden tüm kadın hareketlerine en büyük kadın dayanışmasını gerçekleştirelim. Doğa talanını, rant çarkını durdurmak için ekolojik yaşamda mücadele birlikteliğini oluşturalım. Bir çocuğun dahi güvencesiz ortamda şiddet sarmalında açlık ve yoksulluk içinde kalmaması için mücadelemizi çocukların bugünüyle buluşturalım. Biz, tüm bu hedefleri başarma ve yeni bir dönemi başlatma konusunda sonuna kadar kararlıyız. Türkiye halklarına sözümüzdür: Dillerinde vizyon, siyasetlerinde ise nefret ve düşmanlık üreten yüzleri bu yüzyılda bırakacağız, 2'nci yüzyılı ise halklarımızın yüzyılı yapacağız. (HDP sıralarından alkışlar) Bir kez daha "..."(*) dünya kadınlarının ortak sesine dönüştüren ve bu kadınların erkek düzene en büyük noktayı koyacağı yeni bir dönemi müjdeleyeceğimizi de ifade etmek istiyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

Sevgili kadınlar, eş başkanlık modelimiz kadınlar için tarihsel bir kazanım oldu; şimdi, hedef bunu büyütme zamanıdır. Cumhuriyetin ikinci yüzyılında bir kadını Cumhurbaşkanı olarak görmek istiyorsanız bunu başaracağınız yegâne parti, kadın partisi olan Halkların Demokratik Partisi ve kadın ittifakıdır, kadın mücadelesinde birleşmektir, kenetlenmektir. (HDP sıralarından alkışlar) Gelin, İstanbul Sözleşmesi için yürüttüğümüz ortak mücadeleyi, kadınların yöneteceği bir ülke için en büyük mücadele sözleşmesine hep birlikte dönüştürelim ve seçim gecesi diyelim ki: "Kadınlar kazandı, kadınlar büyük kazandı." (HDP sıralarından alkışlar)

Sevgili gençler, 2'nci ve genç yüzyıl sizleri beklemektedir, anahtar sizlerin elindedir. Köhnemiş siyaset dönemini kapatarak genç siyaseti ülkenin yönetimine hâkim kılacak güç sizlersiniz. Gelin, birlikte değiştirelim, birlikte dönüştürelim, gençlerin yönettiği bir düzeni hep birlikte yaratalım.

Evet, buradan özgür gelecek için değişim isteyen herkese, tüm halkımıza çağrıda bulunuyorum: Zorbalığın ve karanlığın hegemonyasına karşı, aydınlık yolda ve büyük demokrasi ittifakını oluşturalım diyorum.

2'nci yüzyılın kurucusu bizler olalım diyor, Genel Kurulu ve halkımızı bir kez daha sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından ayakta alkışlar)