| Konu: | Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 6 |
| Birleşim: | 20 |
| Tarih: | 15.11.2022 |
ORHAN SARIBAL (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 364 sıra sayılı bir Kanun Teklifi geldi. Kanun teklifinin içerisinde, Adalet ve Kalkınma Partisinin, saray iktidarının Alevilere dönük asimilasyon, inkâr, yok etme, kazanılmış değerleri itibarsızlaştırma modeli.
Biraz önce AKP Grup Başkan Vekili aynen şunu söyledi: "Bir dil kullanıyorsunuz, incitiyorsunuz." Soruyorum: 30 milyon insanın "Alevi" olarak kendini tanımladığı Türkiye Cumhuriyeti'nde, siz, gelecek yüzyıllara konu olacak bir Alevi meselesini yanında sigorta kanunuyla, yanında vergi kanunuyla, yanında araç ticareti yapanların kanunuyla aynı noktaya getirmekten utanmıyor musunuz? Bundan daha incitici ne olabilir ki? (CHP sıralarından alkışlar)
Çok net söylüyoruz, yaptığınız iş aynen şöyledir: Alevi toplumunun değerleriyle oynuyorsunuz, Alevi toplumunun inancıyla oynuyorsunuz; Alevi toplumunun geleneklerini, göreneklerini, inancını âdeta kendinize göre tarif ediyorsunuz. Size ne Alevi inancını tarif etmek ne Alevi ritüellerini belirlemek ne Alevi inanç merkezlerini başka bir hâle sokmak anlayışı yakışır; siz sadece Alevi inancını tanıyacaksınız, başka yapabileceğiniz hiçbir şey yok. Bin beş yüz yıllık bir tarihsel süreçten geçiyoruz, bin beş yüz yıl. Bugüne kadar bütün fiziksel tahribatlara, bütün fiziksel müdahalelere, bütün fiziksel yok etmelere rağmen Aleviler dimdik bu topraklarda mücadelelerini sürdürüyorlar; ne için? Yolları için, inançları için, değerleri için, kültürleri için. Siz ne diyorsunuz? "Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kuracağız." Gerekçe ne? E, zapturapta alalım. Olmuyor böyle, başka türlü kontrol edemiyoruz. "İnanç özgürlüğü" denen bir kavram var; inanç, kişiyle inandığı değerleri arasındadır, siz niye araya giriyorsunuz, sizin başka işiniz mi yok? Yoksulluk, açlık, sefalet, toplumun bütün kesimleri ciddi bir sıkıntı içerisinde sizin derdiniz Alevi toplumunun yaşam biçimini, öğretisini, kültürünü dizayn etmek, olacak şey değil! Elbette bunu kabul etmemiz mümkün değil. Yapacağınız iş çok açık, çok net. Bu kanun teklifi Alevi toplumunun sorunlarını gideren bir kanun olmaktan çıkmıştır; tam tersi, hukukla, mahkemelerle Alevi toplumunun kazanmış olduğu cemevleri ibadethane meselesini aslında burada geriye döndürerek cemevlerinin ibadethane olmasına engel oluyorsunuz. Getirdiğiniz kanun teklifi içerisinde Alevilerin gerçek talebi olan ne var? Örneğin Aleviler, kendi dernekleri ve kendi cemevlerinin Kültür Bakanlığına ait olmasını istediler mi istemediler mi, cevap var mı? Yok. Bir başka konu, Alevilerin talebi çok açık ve net: Eşit yurttaşlık meselesi, var mı yok mu? Sorduğunuz zaman, sorduğunuz soruya şu cevap geldi, dediniz ki: "Biz bunu halledemeyiz." Peki. Aleviler için başka önemli bir konu "Cemevleri ibadethane, cem ibadetimizdir." dendiğinde ne dediniz? "Biz buna bir şey yapamayız." Başka... "Zorunlu din dersleri kaldırılsın." Alevi toplumu inancını evinden, ailesinden, öğretilerinden alır. Zorunlu din dersleri Alevi toplumu için kesinlikle bir baskı ve dayatmadır, bunu çok açık bir şekilde reddetmektedirler. Bununla ilgili bir çözümünüz var mı? Kesinlikle ve kesinlikle yok. İnanç özgürlüğü istiyoruz. Eğer siz inanç özgürlüğüne razı olsanız aslında başka inançların da özgür olmasına olanak açacaksınız. Bu da elbette rahatsız edecek. Oysa inanç özgürdür, birey kendisi nasıl istiyorsa öyle davranır, bunu sizin tarif etmenize gerek yok; siz sadece kendi inancını, kendi ritüellerini, kendi değerlerini ortaya koyan toplumların inancını sadece ve sadece kabul edeceksiniz. Eğer, gerçekten, Kültür Bakanlığı Alevi toplumu için bir şey yapmak istiyorsa Madımak'ı utanç müzesi yapacak; dönüp Koçgiri, Dersim, Maraş, Çorum, Sivas, Gazi, bütün buralarla ilgili bir daha bu topraklarda toplumsal çatışma olmasın, ağır acı olaylar yaşanmasın diye toplumsal barışı önceleyen gerçekten önemli uygulamalar yapabilirdi, bu mümkündü.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın Sarıbal.
ORHAN SARIBAL (Devamla) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.
Yine, çok açık ve net, bu getirdiğiniz kanunla aslında yapmak istediğiniz şu: Cumhurbaşkanlığı kararnamesi bir kayyum dayatmasıdır. Ne demek? Söyledi, gittiği yerde dedi ki: "Dernekler, bakanlık ve diğer kurumlara bağlı bütün cemevlerini biz yöneteceğiz." Sen kimsin, işin ne, neyi yönetiyorsun? Ama tabii, öyle bir hava var ki kadının ne kadar doğum yapacağına karar veren, fındık parasının ne olacağına karar veren, her türlü konuda karar veren bir adam onda da karar vermek istiyor; bu, yanlış, buradan bir adım ileri atamazsınız.
Anlayamadığınız bir şey var: Anlayamadığınız şey, bir seçim yatırımı yapmak istiyorsunuz ama yanlış noktadan geliyorsunuz. Alevilere kıymet verdiğinizi, değer verdiğinizi söylüyorsunuz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ORHAN SARIBAL (Devamla) - Son, Başkanım...
BAŞKAN - Buyurunuz.
ORHAN SARIBAL (Devamla) - "Alevi derneklerini gezdik, 1.585 derneği gezdik." diyorsunuz. 1.585 derneğin temsilcileri buraya geldiler geçen hafta salı günü. Neyle karşılaştılar? AKP ve saray zulmüyle, faşizmle, baskıyla; yaralandılar, işkence gördüler, hastanelere gittiler; sizin Alevilere bakışınız sadece bu kadar. Dolayısıyla yaptığınız iş çok net; Aleviliği tamamen zapturapta almak; inancından, değerlerinden uzaklaştırmak; kayyumla cemevlerine müdahale etmek. Aleviler çok net, açık söylüyor: Bizim dinimiz sevgi, Kâbe'miz insan; insanı okursanız en önemli bir değere sahip olursunuz; aslolan insana sahip olmaktır, insanı iyi okumaktır.
Ve elbette son söz: Yalanlarınızı, inkârlarınızı, yok saymalarınızı; hepsini görüyoruz ve farkındayız ama biliniz; biz farkındayız, siz de farkındasınız.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ORHAN SARIBAL (Devamla) - Bugüne kadar nasıl geldiysek bundan sonra Alevi toplumu olarak her türlü çatışmaya karşı, her türlü inkâra karşı, her türlü yalana karşı direneceğiz, mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz.
Teşekkür ediyorum. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)