GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:6
Birleşim:12
Tarih:26.10.2022

CHP GRUBU ADINA SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bu teklifin komisyon aşamasında Amasra'dan gelen elim bir haberle sarsıldık. Çok şey yazıldı, çok şey konuşuldu ama acı bir gerçek boğazımızda bir yumru gibi duruyor. Madencinin payına yine ölüm düştü; 41 evladımız, 41 arkadaşımız hayatını bu iş cinayetinde göz göre göre kaybetti. Bir maden işçisi olarak söylüyorum ki yerin altındaki en sahici sensör işçinin bizzat kendisidir. İşçi, madenciliğinden süzdüğü deneyimle ocağın içini en iyi tanıyandır. İşçiler, Amasra'da da uyarmıştı daha önce Soma'da ve Ermenek'te uyardığı gibi. Hepimiz gördük, işçiler on gün önceden "Madende gaz kaçağı var, bizi patlatacaklar." demiş.

Değerli milletvekilleri, madencilik faaliyetlerinde tehlike ve risk vardır ancak fıtratında, kader planında ölüm yoktur. Ölümlere yol açan önlem ve denetim yokluğudur. Akıl ve bilimle önüne geçilebilecek olan ölümler kader değildir, iş cinayetidir. Hani "Kader planı." deniyor ya; bakın, arkadaşlar, bu ülkenin kader planı: Türkiye, madenlerde ölümde dünyada 4'üncü sırada, Avrupa'da 1'inci sırada.

Değerli arkadaşlar, yapanın yanına kâr kaldığı bu cezasızlık düzenini mutlaka değiştireceğiz. Bir de şunu özellikle vurgulamak istiyorum: 41 madencinin ölümünün üzerinden iki hafta geçti; tek istifa yok, tek görevden alma yok, tek tutuklama yok. Sorumlu kim, yetimlerin hesabını kim verecek?

Değerli milletvekilleri, işçi yıllardır "sabit gelirli" olarak biliniyordu, bugün, ondan da geriye düştü, artık "azalan gelirli" olarak anılıyor. 2002 yılında gelir vergisi tarifesinin ilk basamağı asgari ücretin 17 katıydı, bu oran 2010 yılında 12 katına denk geliyordu, günümüzde ise 5 katına.

Gelir eşitsizliği yetmezmiş gibi, vergi adaletsizliğiyle işçilerin ekmeği çalınıyor, vergi dilimlerinin düşük tutulmasıyla işçiler dilim dilim soyuluyor ama bu teklifte işçilerin, sendikaların bu konudaki taleplerinden tek cümle yok. Peki, ne yapılması lazım? Gelir vergisi tarifesinin ilk basamağının yıllık asgari ücret brüt tutarı, geçmiş yıllarda olduğu gibi, yan haklar da dikkate alınarak tespit edilmeli, diğer vergi tarifesi oranları da ilk dilim baz alınarak emekçiler lehine güncellenmelidir.

Değerli milletvekilleri, milyonlarca ücretli çalışan, esnaf, çiftçi, emekli, işsiz hiç görülmemiş hayat pahalılığı altında inim inim inliyor.

Şimdi, bu teklifte bakıyorsunuz yine basmakalıp sözler, sözüm ona ekonomik istikrarın korunması, dış ticaret dengesine olumlu katkı ve tabii, yine, parası olana teşvikler. Son üç yılda işsizlere 23 milyar lira işsizlik ödeneği verilirken işverenlere 58 milyar lira teşvik ve destek sağlandı arkadaşlar. Kayıtlı işsizlerin sadece yüzde 13'ü işsizlik ödeneği alabilirken işverenlere 58 milyar lira teşvik verilmesi işçinin parasının sermayeye transferi değil midir? Teklifle asıl yapılmak istenen ne? Seçime yönelik mavi boncuk dağıtılması ancak nafile, halkı rahatlatacak gerçek bir düzenleme bu teklifteki göstermelik desteklere benzemez. Mevcut politikalarla borçlandırılan, elektrik, doğal gaz parasını bile ödeyemez duruma getirilen milyonlar var. Bu kanun teklifiyle söylediklerimizi de aslında iktidar kabul etmiş oldu ama bunlar makyaj, pansuman tedbirler. Milletin ekmeğine, faturasına, gece yarısı getirdiğiniz zamlarla siyasi eşkıyalığın dik âlâsını yapacaksınız, vatandaşın ümüğünü sıkacaksınız, sonra, seçim geliyor diye pansuman tedbirler alarak durumu kurtaracaksınız. Her şey ortada, sizi iktidarı kaybetmenin telaşı sarmış ama yapacak bir şeyiniz yok, inandırıcılığınız kalmadı. Hep söylüyoruz, kurt kışı geçirir ama yediği ayazı unutmaz.

Değerli milletvekilleri, 2'nci maddeyle işçinin 51 liralık yemek parası gelir vergisinden istisna tutuluyor. 2'nci madde yürürlüğe girdiğinde, uygulamada durum şöyle gelişecektir: Yan hak olan yemek parası maaş içinde bir unsura dönüşecek, şu hayat pahalılığı, ekonomik kriz ortamında çoğu işçi bu parayı yemeğe ayırmayacak, gidecek kredi kartının asgari ödemesini yapacak, borçlarını kapatacaktır. Peki, böyle bir durumda çalışanın yararlanacağı ne? İşçinin hakkı çalışırken sağlıklı yemek yemesidir arkadaşlar. Bakın, asgari geçim indirimin başına ne geldi? Yan hak asıl maaşı yüksek gösteren bir araca dönüştü. Çalışana nakit verdiğiniz takdirde belki yemek yemeyecek, belki evden getirecek, gidip kredi kartı borcunu ödeyecek. Yasanın asıl amacı, milyonlarca çalışanın hesaplarına yemek bedeli kadar nakdî para yatırılması sağlanarak çalışanların gelirinin artırıldığı algısının oluşturulmasıdır arkadaşlar. İlk etapta bir gelir artışı gibi görünse de gerçekte o gelir artmayacak; tam tersi, verilen maaşın içinde zamanla eriyip yok olacaktır, çalışan yemek hakkından da olacaktır. İktidar, çalışanlara iş yerinde yemek yemeyin, o tutarla gidin borçlarınızı ödeyin demektedir. İşçinin bedeni ve sağlığı yemek için aldığı ücret üzerinden açılacak bir pazarlığın konusu değildir. Bu düzenlemenin tek amacı var, sizin yarattığınız enflasyon canavarını bir süreliğine gizlemeye çalışmak; yapmayın, çalışanın boğazından geçecek lokmalarla oynamayın.

Değerli milletvekilleri, 23'üncü maddeyle kur korumalı mevduat uygulaması 2023 sonuna kadar uzatılıyor yani kur korumalı mevduat sahiplerine hazineden faiz ödemesi yapılması 2023 yılı sonrası da devam edecek demektir bu. Anayasa'nın 73'üncü maddesinde "Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, malî gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür." hükmü vardır. Literatürde "kamu gideri" ifadesi, kamusal ihtiyaçları karşılamak üzere yapılan giderler olarak tanımlanmaktadır.

Şimdi soruyorum size: Kur korumalı mevduat giderleri kamu gideri midir? 85 milyonun parasını bir avuç zengine transfer etmenin neresinde bir kamu çıkarı vardır? Halk 25-30 kuruş indirim için marketlerde sıraya girmek zorunda kalıyorken vatandaşların vergisiyle bir avuç insanı zengin etmeye utanmıyor musunuz? Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati "Eleştirende kötü niyet ararım." demişti. Soruyorum size: Kur korumalı mevduat hesaplarının yükü yurttaşların vergilerinden çıkıyor. Kur korumalı mevduat sahibini hazine koruyacak, parası olanın parasını vatandaşın vergisi koruyacak da vatandaşı kim koruyacak? Söyleyin, kim kötü niyetli?

Değerli milletvekilleri, CHP Grubu olarak, Komisyonda, Merkez Bankası yetkilisine "Kur korumalı mevduat için ne kadar kamu kaynağı harcadınız?" diye millet adına soruyoruz. Merkez Bankası bürokratları Meclise bilgi vermem diyor. Meclisten bilgi saklamak, Komisyon Sözcümüz Bülent Kuşoğlu'nun da dediği gibi, millet iradesi ve Meclisin itibarıyla ilgilidir. Lafı eveliyor geveliyor yine de milletin cebinden ne kadar paranın aktarıldığını söylemiyor, daha doğrusu "Sarayın izni olmadan bilgi vermem." diyor. Sansür yasasıyla halkın haber alma hakkına ipotek koyanlar Meclise akacak bilgiyi de sansürlüyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SÜLEYMAN GİRGİN (Devamla) - Bitiriyorum Başkanım, müsaadenizle.

BAŞKAN - Buyurun.

SÜLEYMAN GİRGİN (Devamla) - Saraydan icazet alanlar halkın hesap sorma makamına "Bilgi veremeyiz." deme cüreti gösteriyor. Bu millet bunu hak etmiyor arkadaşlar. Sorduk, sormaya devam edeceğiz. Gerçeklerin er geç ortaya çıkma gibi bir huyu vardır, şimdi değilse bile sekiz ay sonra, ilk sandıktan sonra er geç ortaya çıkacaktır.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)