| Konu: | Halit Kıvanç'ın vefatına, TTB Başkanı Profesör Doktor Şebnem Korur Fincancı'nın gözaltına alınmasına ve bununla ilgili TRT'nin yapmış olduğu habere ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 6 |
| Birleşim: | 12 |
| Tarih: | 26.10.2022 |
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın vekiller, Halit Kıvanç'ı kaybettik. Gençliğimizin, hatta çocukluğumuzun önce radyolardaki, daha sonra televizyonlardaki çok özgün bir sesiydi, sunuculuğun büyük duayeni ve ustasıydı, röportajlarının verdiği tat gerçekten unutulmazdı. Televizyon yokken radyoda maç anlatırdı, biz dinlerken kendimizi âdeta tribünde hissederdik, o kadar canlı ve güzel anlatırdı. Anılarımızda yaşayacak Halit Kıvanç. Ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyoruz, kendisine Allah'tan rahmet diliyoruz. Halit Kıvanç'ı unutmayacağız.
Sayın milletvekilleri, Profesör Doktor Şebnem Korur Fincancı gözaltına alındı, tamamen hukuksuz bir şekilde gözaltına alındı. Üstelik, savcılıkla konuşulmuş, gelip savcılığa ifade vereceği söylenmiş, anlaşılmış buna rağmen İstanbul'da evinden hukuksuz bir şekilde gözaltına alındı. Kim Şebnem Korur Fincancı? Şebnem Korur Fincancı bir hekim, sadece Türkiye'de değil, bütün dünyada tanınan bir hekim, aynı zamanda adli tıp uzmanı, Adli Tıpta uzun yıllar çalışmış, Adli Tıp Uzmanları Derneğinin Başkanlığını yapmış; aynı zamanda, insan hakları savunucusu, Türkiye İnsan Hakları Vakfının kurucularından ve yöneticilerinden. Şebnem Korur Fincancı; yaşamı boyunca yaşatmanın ve hakikatin yanında yer almış bir bilim insanından bahsediyoruz, ayrıca, dedim ya, sadece Türkiye'de değil dünyada da tanınmış bir uzmandan söz ediyoruz. Gerek bilimsel gerçeklere gerekse ihlallere, insan hakları ihlallerine yönelik bir iddia söz konusu olduğunda bunun tarafsız, bağımsız ve etkin bir şekilde araştırılmasını önermek bir insan hakları savunucusu olan kişinin ve gerçek bilim insanının yapması gerekendir zaten.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın Oluç.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - İşte, Şebnem Korur Fincancı bunu yapmıştır esas itibarıyla, bilim insanı misyonuna uygun olarak iddiaların etkin ve tarafsız bir şekilde araştırılmasını istemiştir. Şebnem Hoca, her bir Türkiye vatandaşının sahip olduğu gibi anayasal haklara sahiptir -her ne kadar bu iktidar Anayasa'yı altüst etmiş olsa da- ifade özgürlüğü, bilgiyi arama, elde etme özgürlüğü kapsamında yaptığı açıklamaya dayanarak linç edilmesi ve gözaltına alınması kesinlikle kabul edilebilir bir durum değildir; kınıyoruz ve derhâl serbest bırakılmasını istiyoruz.
Gözaltına alınırken yaşanmış olan -yani kusura bakmayın bu kelimeyi kullandığım için ama- büyük bir rezalet de var ortada. Bu rezaletin aslında müsebbibi olan kim, biliyor musunuz? Bu rezaletin müsebbibi, bizim vergilerimizle yayıncılık yapan TRT.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın Oluç.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Ne diyor TRT sabah yaptığı haberde? Efendim, Şebnem Korur Fincancı'nın evinde Kalaşnikof mermileri, silah bulunmuş ve örgütsel doküman ele geçirilmiş. Dehşet verici değil mi? Böyle bir şey diyor, haber yapmış bunu. Tabii, hemen yandaş basın bu habere sarılmış.
Şimdi, bakın, açıklamak lazım bu durumu. Avukatı bir açıklama yaptı, durum şu: "Şebnem Korur Fincancı'nın babası ve dedesi asker, ailede kuşaklar boyu askerler olmuş, bu nedenle de babasının da dedesinin de ruhsatlı silahı var." diyor avukatı. Somut olaydaki mermiler yani "Kalaşnikof mermisi" diye iddia edilen mermiler, babasının kullanma ve bulundurma ruhsatına sahip olduğu bir tüfeğe ait. 2008'de, babasının vefatından sonra tüfeği ve bulabildiği mermileri evine en yakın karakola giderek teslim ediyor on dört yıl evvel, teslim tutanağı da var.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Toparlıyorum.
BAŞKAN - Buyurun, toparlayalım Sayın Oluç.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Evinde kalmış olan mermiler gözden kaçmış, bir kenarda duruyor, on dört yıl geçmiş aradan, hatırlamıyor bile. Bunu "Kalaşnikof mermileri" diye o TRT yayın yapıyor bunun üzerine.
Şimdi, ikincisi, bu örgütsel doküman. Ya, utanma filan da yok ama bunu... Yani kusura bakmayın, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubuna da bir şey söylemek istiyorum. Baktık yayında "Nedir bu örgütsel doküman?" diye. Ne, biliyor musunuz? Bejan Matur'un -Adalet ve Kalkınma Partisinin geçmiş yıllarda çok sevdiği, okuduğu, yanından hiç ayırmadığı bir kişiden bahsediyoruz- yazdığı bir kitap örgütsel doküman diye bulunmuş. Ben size bir şey hatırlatmak istiyorum: Adalet ve Kalkınma Partisinin Millî Eğitim Bakanı Sayın Avcı bu konuda bir özür dilemişti. Özür ne biliyor musunuz?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Bitiriyorum efendim, son bu bitiriyorum.
BAŞKAN - Buyurun.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Şöyle demişti Avcı, yıllar önce: "Bir okulumuzda öğrencilere 'Dağın Ardına Bakmak' kitabını öğretmenlerimiz tavsiye etmiş, sadece kitabın kapağına bakarak sakıncalı bir kitap olduğu izlenimine kapılmışlar ve öğrencilere verdikleri kitapları toplamışlar. Bu doğru bir davranış değildir, o zaman ben kendisiyle konuştuğumda da bu düşüncelerimi kendisine ilettim -Bejan Matur'dan bahsediyor- ama kitap fuarı vesilesiyle bir kere daha Millî Eğitim Bakanlığındaki bu uygulama nedeniyle kendisinden özür diliyoruz, yanlışlık yapılmış." İşte bu kitap, Bejan Matur'un bu kitabı Şebnem Korur Fincancı'nın evinde bulunmuş.
Şimdi bunu, bu kadarını niye söyledim? Geçenlerde dezenformasyon yasası çıkardınız ya muhalefeti susturmak için, esas çıkarılması gereken yasa ne biliyor musunuz? Basın ahlakı yasası. Bu basın ahlakı yasasını TRT'ye ve yandaş basına çıkarmak lazım çünkü basındaki ahlaksızlık aldı yürüdü ve bizim vergilerimizle yapıyor TRT bunu; kabul edilebilir bir şey değil, bunu da bir kez daha söylemiş olayım.
Teşekkür ediyorum.