| Konu: | Bugün Ankara'da gazetecilere yönelik yapılan operasyona, İsveç'in Göteborg Üniversitesinin Demokrasinin Çeşitleri Enstitüsünün yayımladığı Demokrasi Endeksi'ne, Cumhurbaşkanının hafta sonu Diyarabakır'da yaptığı konuşmaya ve cezaevlerindeki sorunlara ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 6 |
| Birleşim: | 11 |
| Tarih: | 25.10.2022 |
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Vekiller, bugün Ankara'da gazetecilere yönelik bir operasyon oldu ve Mezopotamya Ajansı ve Türkiye'nin tek kadın haber ajansı olan JINNEWS muhabirleri gözaltına alındı; evleri basıldı; Ankara'nın göbeğindeki ajanslar basıldı, kameralara, fotoğraf makinelerine el konuldu. Üstelik gazeteciler gözaltına alınırken işkenceye maruz bırakıldı, ters kelepçe takıldı, silah doğrultuldu gazetecilere ve şu anda 14 kişi gözaltında. Öncelikle bunu kınıyoruz "Gazetecilik yapmak suç değildir." diyoruz bir kez daha ve bu gazetecilerin serbest bırakılmasını talep ediyoruz ama ilk değil, daha önce de aylar önce Diyarbakır'da 16 gazeteciyi gözaltına aldınız, sonra tutukladı bu iktidar ve şu anda 16 gazeteci Diyarbakır'da cezaevinde tutuklu olarak tutuluyorlar.
Şimdi, yani özgür basın yaşayamasın ve özgür basın hakikatleri yazmasın, konuşmasın diye bu ülkede çok uzun zamandır bir faaliyet sürdürüldüğünü biliyoruz. Bu iktidar öncesinde de vardı bu, yani yıllarca gazeteler yasaklandı, dergiler kapatıldı, daha sonra televizyonlar kapatıldı, radyolar susturuldu, internet siteleri kapatıldı, gazete binaları bombalandı, gazeteciler katledildi; bunların hepsi yapıldı özgür basını susturmak için ama susturulamadı. Bu bir gelenek aslında, özgür basın geleneği ve şimdi de aynı baskılara devam ederek aslında "Özgür basını susturabilir miyiz?" diye uğraşıyor iktidar ama susturulmayacağını biliyoruz. Tabii, yani çağrı yapıyorum buradan bütün gençlere, bizim seçmenimiz olan bütün gençlere ama sadece genç olanlara değil, herkese çağrı yapıyorum: Eğer özgür basını susturma çabaları bu şekilde devam edecek olursa elinde cep telefonu olan her seçmenimiz...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun toparlayın.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - ...gencinden yaşlısına kadar kendini bir özgür basın çalışanı olarak görmelidir ve hakikatleri yazmaktan, söylemekten, konuşmaktan geri durmamalıdır diyorum.
Şimdi, İsveç'in Göteborg Üniversitesinin bir enstitüsü, Demokrasinin Çeşitleri Enstitüsü bir rapor hazırlamış, bu rapora göre 179 ülke değerlendirilmiş ve Demokrasi Endeksi oluşturulmuş; Türkiye 147'nci sırada yer alıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim.
1 üzerinden not verilmiş, Türkiye'nin puanı 0,11. Baktığımızda, Demokrasi Endeksi'nde Türkiye'nin üstünde yer almış olan hangi ülkeler var mesela: Gana 52'nci sırada yer almış, Ermenistan 54, Bulgaristan 56 -bazılarını söylüyorum- Nepal 71'inci sırada, Tunus var 74'te, Kenya 83, Tanzanya 100'üncü sırada, Pakistan var 117'de, Irak 118, İran 142, Türkiye 147; durum bu. Rapora göre, en fazla otoriterleşen 10 ülkeden biri Türkiye. E, bugün de gazetecileri gözaltına aldınız, işte bu otoriterleşmenin bir adımı da esas itibarıyla budur.
Sayın vekiller, bir konu var; daha evvel de konuştum, bir kez daha konuşacağım çünkü bu konu yakıcılığını koruyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, toparlayın.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Toparlıyorum.
Hafta sonunda "Cumhurbaşkanı" sıfatıyla Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Tayyip Erdoğan Diyarbakır'a gitti, birçok konuşma yaptı. O konuşmanın çoğunluğu üzerine durmak istemiyorum, başka bir fırsatla konuşuruz şüphesiz ama Diyarbakır Cezaevinin kapatılması müjdesini verdi orada ve o müjdeyi verdiği zaman -müjdeyi tırnak içinde söylüyorum elbette, kendi ifadesi olduğu için- meydandan çok fazla bir tepki gelmeyince "Pek memnun olmadılar galiba." dedi. Düşündüm acaba niye memnun olmadı Diyarbakır'daki o meydanda bulunanlar diye. Şimdi, Diyarbakır'da kaç tane daha cezaevi var biliyor musunuz? 11 tane cezaevi var şu anda. Bu 11 cezaevinin önemli bir kısmını bu iktidar yatırım diye açmış. 12 Eylül 1980'de Diyarbakır Cezaevi -şu anda kapatılmış olan cezaevi- büyük bir zulüm kalesiydi.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Toparlayalım lütfen.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Her türlü haksızlığın, hukuksuzluğun, işkencenin, insanlık dışı uygulamanın merkezi hâline gelmişti Diyarbakır Cezaevi, çok büyük acılar çekildi. Bugün, o cezaevinin yerine baktığımızda 11 cezaevi daha Diyarbakır'da var ama daha önemlisi, o gün 1 taneydi Diyarbakır Cezaevi, bugün Türkiye'nin -Ege'sinde, Karadeniz'inde, Trakya'sında, Akdeniz'inde, İç Anadolu'da- bütün cezaevlerinde Kürtler var. Binlerce Kürt tutuklu ve hükümlü var şu anda cezaevlerinde. İnsanlar neden memnun olsunlar Diyarbakır Cezaevi kapatıldı diye? Yani bakın, o gün Diyarbakır Cezaevinde büyük işkence çekmiş olan Gültan Kışanak, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Gültan Kışanak bugün Kandıra Cezaevinde, bu iktidar altında rehin tutuluyor. Diyarbakırlılar bunu bilmiyor mu? Biliyorlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Son cümlem efendim.
BAŞKAN - Buyurun.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Şimdi, dolayısıyla cezaevlerinde çok büyük sorunlar yaşanıyor ve Türkiye'nin her tarafındaki cezaevleri Kürtler için birer cezaevi hâline dönüştürülmüş vaziyette; her gün konuşuyoruz, konuşmaya devam edeceğiz. Hasta ve yaşlı tutukluları her gün konuşuyoruz, infaz yakmaları her gün konuşuyoruz ve bunları konuşmaya devam edeceğiz ve bu insan hakları ihlallerinin bir an evvel sona erdirilmesi için mücadelemizi sürdüreceğiz.
Dinlediğiniz için teşekkür ediyorum.