| Konu: | (10/6598, 6599, 6600, 6601, 6602, 6603, 6604, 6605) No.lu Bartın'ın Amasra İlçesinde Meydana Gelen Maden Kazasının Tüm Yönleriyle Araştırılarak Benzer Kazaların Önlenmesine Yönelik Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Bir Meclis Araştırması Açılmasına İlişkin Önergelerin Ön Görüşmeleri münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 6 |
| Birleşim: | 9 |
| Tarih: | 19.10.2022 |
SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Geçtiğimiz cuma günü emeğiyle, alın teriyle çalışıp ekmeğini taştan çıkaran 41 işçi öldürüldü Amasra'da. Hani "41 işçi, 41 işçi" deyip duruyoruz ama böyle "41 işçi" deyip geçemem, siz de geçmemelisiniz bence. İnsanlar var orada, hayatlar var, ocaklar var orada. Emrah var mesela, 28 yaşındaymış, bir hafta sonra kızı doğacakmış. Bir Emrah daha var, yeni evlenmiş o, on yıl kredi çekmiş, bir yıl bile yaşamak yokmuş demek ki sizin yaptığınız kader planında, yaşayamamış. Şaban'ın ikiz kızları olacakmış, doğacakları günü bekliyormuş, isimlerini bile koymuş biliyor musunuz, Nefes ve Deniz olacakmış; bir kere görmek kısmet olmadı. Remzi var, 25 yaşında, tarih öğrencisi. Yarattığınız cehennemde okulunu bırakıp ayrılmak zorunda kalan yüz binlerce genç gibi o da bölümünden ayrılmış, bu madene inmiş, orada öldürülmüş. 41 can dedim ya, 41 hayat hikâyesi, 41 ocak söndü. Her şeyden önce, sönen tüm ocaklara ben de Türkiye İşçi Partisi adına bir kere daha başsağlığı dileyerek sözlerime başlamak istiyorum.
Şimdi biz burada ne konuşuyoruz sevgili arkadaşlar, bir araştırma komisyonu kurulsun diye buluştuk değil mi? Zaten ne zaman başınız sıkışsa "Yandık Allah!" diye muhalefeti göreve çağırıyorsunuz, ancak o zaman ortak önergelerle bu Mecliste bir iş yapılabiliyor. Gözlerimiz yaşardı, teşekkür ederiz. Kurulsun, bizden de kabul, kurulsun. Şunu düşündüm gerçekten: Ne zaman kuruyoruz biz bu ortak komisyonları? Mesela altına uçaklar tahsis ettiğiniz FETÖ'cüler bu Gazi Meclisi bombaladığında "Yandık Allah!" deyip 15 Temmuz komisyonunu kurduk. Mesela İstanbul Sözleşmesi'ni, utanmadan, bir erkeğin lafıyla, bir gecede feshettiniz; peşine Kadına Yönelik Şiddetin Sebeplerinin Araştırılması Komisyonu kurduk. Mesela ucu bakanınıza dokundu, iddialar ayyuka çıktı; koşa koşa gittik, ne kurduk? "Rabia Naz için adalet" komisyonu kurduk. Tarihin en kanlı katliamlarından birine sebep oldunuz, ne yaptık? Soma için araştırma komisyonu kurduk. Kurduk da ne oldu arkadaşlar, sonuç ne oldu mesela? Dün gözlerime inanamadım, Soma raporu hükümsüz biliyor musunuz? Girin, bakın Meclis tutanaklarına, onlarca vekilin günlerce, gecelerce çalıştığı o Soma raporu tenezzül edilip görüşülmemiş bile bu Mecliste. Araya seçim girmiş, hükümsüz bir şekilde geçmiş gitmiş. 110 tane öneri var orada, herkes uzlaşmış, herkes ortaklaşmış o önerilerin üzerinde. 10 tanesi -1'i, 2'si değil- hayata geçirilse belki biz şu anda bu Amasra katliamını konuşmuyor olacaktık. O yüzden, sondan söyleyeceğimi ben baştan söyleyeyim. Sizin yaptığınız hiçbir işten bu halkın faydasına bir şey çıkmayacağını çok iyi bildiğimiz gibi, bundan da çıkmayacağını biliyoruz ve gerçekten samimiyseniz... Az önce Sayın Yıldız bir konuşma yaptı burada "Gerçekler ortaya çıksın istiyoruz." dedi. Tamam, samimiyseniz buyurun çıksın. Mesela kalabalığınıza güvenerek gelmeyin o komisyona değil mi, eşit sayıda olsun en azından muhalefet ve iktidar vekilleri. Mesela görüşmeler boyunca lafı evirip çevirip AKP'nin nasıl bir sütten çıkmış ak kaşık olduğunu anlatacak bir AKP'li yerine Özgür Özel var burada, hayatını neredeyse Soma davasına vakfetmiş, var mısınız gerçekler ortaya çıkacaksa bu komisyonun başkanı Özgür Özel olsun mesela. Mesela komisyon görüşmelerini canlı yayınlayın, halk duysun; var mısınız? Yoksunuz, olamazsınız, olmanız mümkün değil çünkü siz bir maden katliamının sanığını alıp tüm madenlerin başına "sorumlu" diye oturtmuş insanlarsınız. Hani "Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz." diye bir laf var ya, aha tam da ondan bahsediyorum.
İki örnek vereceğim, diğer konuşmacılar da bahsetti zaten: TTK Genel Müdür Yardımcınız İsmail Güner. Az önce örnek verdiniz Karadon madenini, 30 madenciye mezar oldu orası. Bu arkadaşınız oranın İşletme Müessese Müdürü; altı yıl hapis cezası aldı, daha kesinleşmedi, iki yıl sonra cezalandıracağınıza ödüllendirdiniz, TTK Genel Müdür Yardımcılığına atandı. Devam edelim...
HAMDİ UÇAR (Zonguldak) - Emekli oldu, emekli oldu.
SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (Devamla) - Emekli oldu, geçen ay olmuş, geçen ay olmuş, Eylül 2022'de olmuş, keşke olmasaydı. Neyse devam edeyim ben.
TTK Genel Müdürü var, Kazım Eroğlu; şu anda olay mahallinde bu katil, olay mahallinden bu katil sorumlu şu anda. Kim bu katil? "Katil" diyorum açık açık, en azından ihmalen katildir, ben bunu demiyorum sadece, mahkeme kararı diyor bunu. Bakın, 2013 yılında 8 işçiye mezar olmuş Kozlu'nun Müessese Müdürü bu ya, onanmış cezası var. Ne biliyor musunuz? Cezasının sebebini okuyacağım size: İşleri denetlemekte yetersiz kalması, denetimler sırasında tespit ettiği eksikliklerin ve hataların giderilmesi için yeterli ve etkin yaptırım uygulamaması suçundan 8 işçinin canından sorumlu tutulmuş, üç yıl hapis cezası almış, aradan üç yıl geçmemiş, almışsınız bütün madenlerin sorumluluğunu bu adama vermişsiniz. Hâlâ o koltukta oturuyor. Savunma yapmış bu arada, ondan da bahsedeyim. Ne demiş biliyor musunuz savunmasında? "Ya, vallahi benim bir suçum yok. Nezaretçi görevlendirilmesi konusunda ben vallahi Müessese Müdürü olarak yetkili değilim. Bir yetkili ve bir sorumlu varsa o TTK Genel Müdürüdür." demiş. Siz ne yapmışsınız? Bunu diyen insanı almışsınız, TTK'nin Genel Müdürü yapmışsınız. Oturuyor, hâlâ orada oturuyor.
Şimdi, münferit mi onu konuşuyoruz; münferit. Madenlerde oluyormuş; fıtratmış, kazaymış(!) Diğer iş yerlerinde olanlar? Ayda 190 işçi ölüyor arkadaşlar bu ülkede, ayda, ayda; iş yerlerinde ölüyor. Devletin, patronlara ait bu devletin gözlerini sıkı sıkıya yumduğu iş yerlerinde ayda 190 işçi öldürülüyor şu anda. Ne yapıyorsunuz, ne yapıyorsunuz, soruyorum; onlarda ne yapıyorsunuz, madencilerde ne yapacaksınız, gerçekten soruyorum.
Yani niye anlatıyorum bunu size biliyor musunuz? Böyle fıtrattır, kaderdir falan bunlarla alakası yok. Şu anda sistematik bir katliam yaşıyor ya işçi sınıfı, son derece sistematik. Hani "soykırım, soykırım" deyip duruyoruz ya, sadece belli bir etnik kökene sahip diye insanların kırılması; bizim yaşadığımız şeyin adı ne biliyor musunuz? "Sınıfkırım." İşçi sınıfı kırılıyor şu anda bu ülkede, sizin yüzünüzden oluyor bu da, sadece sizin yüzünüzden.
Size bu yüzden güvenmiyoruz, sizin kurduğunuz saray yargısına da güvenmiyoruz. Dünden beri konuşuyoruz burada Soma davasını değil mi? Az önce çıktı yine Sayın Bakan, anlattı, Soma davasından da bahsetti. Biz de bahsedelim, uzağa gitmeyelim. 301 işçi katledildi orada çünkü. Bu, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük iş kazası katliamlarından biriydi, cinayetlerinden biriydi. Ne oldu? Bütün şerefli hâkimleri bir hokus pokusla değiştirdiniz. 301 işçi öldü orada ya! Birinin canı ne kadar etti biliyor musunuz mahkeme kararlarında? 8 bin etti, 8 bin. Can Gürkan daha çok para kazansın diye 301 kişiyi öldürdü, aldığı ceza her bir işçi için 8 bin oldu arkadaşlar.
Şimdi, normalde bunları anlatması gereken gerçek avukatlar var, bütün Soma davasında kimler tutuklu? 2 kişi tutuklu. Biri sevgili Selçuk Kozağaçlı, biri sevgili Can Atalay. Normalde onlar çıkıp çok güzel anlatırdı bunları ama onlar tutuklu, dedim ya, hapisteler şu anda. Taner Bey az önce çıktı "Bu konuşma suçlu ya da suçsuz arama konuşması değildir." dedi ya, ben tam tersini söyleyeceğim, bu konuşma tam da bir suçlu arama konuşmasıdır. Delilleriyle gelelim çünkü bu davada ben artık maktul yakınlarının avukatı gibi hissediyorum kendimi, geçtim milletvekilliğinden falan.
Bakın, Sayın Başkan, sayın üyeler; olayımız nedir? 41 işçinin hayatını kaybetmesi değil mi? Cinayete mi kurban gittiler, bu bir kader miydi fıtrat mıydı bunu tartışmaya çalışıyoruz yani davanın özü bu, kader mi, katliam mı, kaza mı, cinayet mi; bu salonda biz şu anda bu sorunun cevabını arıyoruz. O komisyonda da bu sorunun cevabını arayacağız, emin olun bundan. Amacımız ne? Maddi gerçeğin aydınlatılması. "Gerçek elbet ortaya çıkacaktır." dedi Sayın Yıldız burada ve şöyle söylediniz Sayın Yıldız, Sayın Bakan: "Bir gerçeğin değiştirilmesine hangi vicdan izin verebilir?" Ben şu anda size açık açık söylüyorum, şu vicdanlar izin veriyor şu anda. Şu anda orası bir suç mahalli ya, şu anda Amasra bir suç mahalli, cinayet mahalli orası ve delillerden bahsettiniz "Ortaya deliller gelecek, öyle olacak, araştıracağız, teknik raporlar..." Dışarıda da bazı milletvekili arkadaşlarımızla konuştum ne delil var da böyle iddialı konuşuyorsunuz diye. Açık açık söylüyorum, elimizde olabilecek teknik delillerin tamamı şu anda bu cinayetlerin başşüphelilerinin elinde ya, başşüphelilerinin elinde. Kimlerin elinde? Bakanın elinde, TTK Genel Müdürü olacak insanın elinde, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürünün elinde yani suç mahalli yani tüm hayati deliller beş gündür kime emanet biliyor musunuz? Başşüphelilere emanet. Böyle bir yargılama olabilir mi? Buradan nasıl bir adalet bekleyeceğiz biz, nasıl bir sonuç çıkarmasını bekleyeceğiz? Gözaltı yok, tutuklama yok, altı gündür çıkıyoruz çıkıyoruz konuşuyoruz, suç mahallinde şüpheliler fink atıyor, fink atıyorlar orada şu anda.
Somut olaya dönelim, çok kısa anlatacağım bunu. Elimizdeki deliller yani şu an karartılmayan deliller neler? 4 başlık. Bir, metan sorunu var orada; iki, kömür tozu sorunu var orada; üç, eksik personel sorunu var orada; dört, bunların hepsini teyit eden tanık ifadeleri var orada. Ben mi söylüyorum? Ben söylemiyorum, Sayıştay söylüyor. Sayıştay girmiş oraya, demiş ki: "Kardeşim, burada 2 tane maden sahası var. A sahasında bizim madencilerimiz, TTK'miz görev yapıyor, 16 milyon ton kömür var -bir yanı var onun ha, B sahası var; haberiniz var mı- B sahasında 600 milyon ton kömür var, o bizde değil, o devletimizde değil, o TTK'de değil." Kimde biliyor musunuz? Hattat Holdingde; hani Cumhurbaşkanının yerli ve millî uçak sipariş ettiği Hattat Holding var ya, ona vermişsiniz. O ne yapıyor? Hiçbir şey yapmıyor; o hiçbir şey yapmadığı için TTK'nin madencileri yeterli güvenlik önlemi olmadan yerin 7 kat altında maden çıkarmaya çalışırken ölüyor.
İşçilerin beyanı var -geçiyorum, zamanım az- kömür tozu sorunu var ya. Ben demiyorum, Sayıştay diyor. Sayıştay ne diyor biliyor musunuz? "Kömür ocaklarında asıl felaketi doğuran, kömür tozu birikimi ve patlamasıdır." diyor ve devam ediyor: "Patlayabilen tozla mücadelede alınan önlemlerde aksama var." Hadi Sayıştayı beğenmiyorsunuz; Cumhurbaşkanınız çıktı ne dedi? "Siz de artık açığımızı aramayın." dedi Sayıştaya değil mi? Ona güvenmiyorsunuz, davalara bakın. Üç yılda 562 kaza olmuş bir yerden bahsediyoruz. Kaza mı bunlar? Üç yılda 562... İşçilerin açtığı davalara bakın, hepsi kömür tozu kaynaklı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz efendim.
SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (Devamla) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Rakam vereyim size: Beş yılda neredeyse 3 milyon lira tazminat ödemişiz. Tanıklar var. Kim bu tanıklar? Ölen insanların ablaları, kardeşleri, eşleri. Açık açık diyorlar ki: "Bize 'Burada sorun var, biz burada koku alıyoruz, bizi patlatacaklar, havalandırma açılacak, bakıma alınması lazım, almadılar.' diyorlardı." Tanık beyanları var. Şimdi, bu çerçevede ezcümle ben hepinize soruyorum, bizi izleyen tüm yurttaşlarımız adına soruyorum, hani şu anda etrafında dolaşan cübbeli, sarıklı sözde SKT'cilerden sürekli tevekkül ve sabır tavsiyesi dinleyen Amasralılar adına soruyorum, madenci yakınları adına soruyorum; ya, size soruyorum, vallaha vicdanınıza soruyorum, hâlâ umudum olsun istiyorum bundan çünkü: Şimdi, siz, utanmadan çıkıp gerçekten "kader" ya da "kaza" diyebilir misiniz arkadaşlar bu tabloya, diyebilir misiniz? Diyemezsiniz. Demeniz mümkün değil çünkü "kader, kısmet" diye susup oturmamızı beklerseniz daha çok beklersiniz. "Siz bunları yapacaksınız, biz de susup oturacağız öyle mi alay komutanı!" demek istiyoruz, bunu demek zorundayız şu anda.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (Devamla) - Toparlıyorum Sayın Başkanım.
BAŞKAN - Buyurun.
SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (Devamla) - Yani şu anda derdinizi çok net biliyorum, bu komisyonda da muhalif milletvekillerini alıp suçlarınıza kamuflaj yapma derdindesiniz "Konuşalım konuşalım, ondan sonra diğer her şey gibi bu da unutulsun." derdindesiniz. Yemezler arkadaşlar, yemezler açık söyleyeyim çünkü deliller ortada, kanıtlar ortada; artık biz, sadece, bu gerekçeli kararı, bu sanıklar hakkındaki hükmü gerçek hâkimlerden duyacağımız günü bekliyoruz. Yazın arkadaşlar, karar, yazın; şimdilik burada yazın, daha sonra gerekçeli kararda yazılacak bu: TTK Başkanı, Petrol İşleri Genel Müdürü, Müdür Yardımcıları, TTK Teftiş Kurulu Başkanı, Kömür İşletmeleri Genel Müdürü, Yardımcıları, orayı sözde denetlemeye giden herkes hakkında, olası kastla insan öldürmek, neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama, görevi ihmal ve görevi kötüyü kullanma suçlarından her sanık için ayrı ayrı olmak üzere 41 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmalarına karar vereceğiz bu insanların; hiç şüpheniz olmasın.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (Devamla) - Affınıza sığınıyorum Sayın Başkan, özür diliyorum.
BAŞKAN - Buyurun.
SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (Devamla) - Teşekkür ediyorum.
Zaten bu yüzden diyoruz ya biz "Hesaplaşacağız, hesaplaşacağız, hesaplaşacağız!" diye. En çok da kiminle hesaplaşacağız biliyor musunuz? Bu ülkeyi bu hâle getiren, liyakatsizliği kural hâline getiren ve bu ülkenin tarihinde gelmiş geçmiş en berbat dönemin başsorumlusu olan Recep Tayyip Erdoğan'la hesaplaşacağız.
Bitirmeden önce de şunu söyleyeyim: Bu hesabın yaklaştığını çok iyi hissediyorsunuz, bir ölüm kalım savaşına dönüşmüş durumda sizin için. O yüzden bütün muhalif kanalları susturma derdindesiniz. Benim yüzümden Tele1'e ceza vermişler, üç gün yayın durduracakmış Tele1, ondan sonra da kapatma derdindesiniz. Niye? İstanbul seçimlerini çalamadınız, bu sefer bütün muhalif medyayı susturursak Anadolu Ajansı çıkıp "Yüzde 65'le Tayyip Erdoğan kazandı." diye ayak yaptığında bu millet belki bunu yer sanıyorsunuz, yemeyeceğiz! Gerekirse dumanla haberleşeceğiz, sizi de tarihin tozlu sayfalarına gömeceğiz, gömeceğiz! Haberiniz olsun! (CHP ve HDP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)