| Konu: | 15 Ekimde Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Tayyip Erdoğan'ın Diyarbakır'a yapacağı ziyarete, Diyarbakır Cezaevinin kültür merkezi değil müze yapılması gerektiğine, Madımak Oteli'nin "anı evi"ne dönüştürülmesine ve Pusulam Polis Projesi'ne ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 6 |
| Birleşim: | 7 |
| Tarih: | 13.10.2022 |
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın vekiller, 15 Ekimde Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Tayyip Erdoğan Diyarbakır'a gidecek. Erdoğan'ın ziyareti öncesi Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi bir günde boşaltıldı. Hani "boşaltıldı" deyince sokağa salındı herkes diye düşünmeyin, 270 tutuklu ve 170 personel kentteki diğer cezaevlerine sevk edildi. Şimdi, neden oldu bu iş? On beş ay önce, 9 Temmuz 2021'de Tayyip Erdoğan bir televizyon programında Diyarbakır Cezaevine dair "Diyarbakır Cezaevini yakında boşaltacağız -on beş ay olmuş- ve kültür merkezi olarak hizmete sunacağız." demiş. Kültür merkezi, bunun gerekçesi ne? "Böylelikle Diyarbakır'ın hafızasındaki bir kötü anıyı ortadan kaldırmış olacağız." demiş.
Şimdi, sayın vekiller, dünyanın çeşitli ülkelerinde bu tür yerler vardır, gerçekten kötü anıların olduğu yerler vardır; cezaevleri ve başka buna benzer şeyler. Bunların, bu kötü anıların ortadan kaldırılmasının yolu oraları kültür merkezi yapmak değildir, oraları müze yapmaktır. Diyarbakır Cezaevinde çok büyük acılar çekilmiştir ve Diyarbakır'ın hafızasında çok önemli bir yer etmiştir Diyarbakır Cezaevi yani Diyarbakır'ın hafızasıdır aslında. "Cezaevi" diye bir mahalle yoktur ama hâlâ insanlar gidecekleri yeri tarif ederken "Cezaevinin sağından git, solundan git." diye tarif ederler, hafızasındadır. O kötü anıların bir daha yaşanmamasını istiyorsanız eğer, ibret olsun, tekrar etmesin bu acılar diye düşünüyorsanız eğer oranın yapılması gereken yer müzedir, müze. Diyarbakır Cezaevinde o acıları yaşamış olanlar, işkenceyi görmüş olanlar, insanlık dışı her türlü muameleyi yaşamış olanlar, onların hepsi -onlar hayatta, birçoğu hayatta- aslında oranın müze yapılmasını istemektedir ki bir ibret müzesi olarak orada yaşananlar hatırlansın ve bir daha hiçbir devlet, hiçbir iktidar kurumu o tür işkenceyi, insanlık dışı muameleleri yapma cesaretini gösteremesin. Yani bir yeri, kötü anıların olduğu bir yeri kültür merkezi yaparak o anıları ortadan kaldırmış olmuyorsunuz, siz onları silmeye çalışıyorsunuz ama insanların hafızasında o anılar kalmaya devam eder. Dolayısıyla, bu hedefi, bu planı eleştiriyoruz ve Diyarbakır Cezaevinin müze yapılması gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Toparlayalım lütfen.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Bakın, bu aynı zihniyet Sivas'ta, Madımak Oteli'nde yirmi dokuz yıl önce yaşanmış olan katliamın arkasından ne yaptı? Madımak Oteli'ni önce kebapçı yaptı, utanç verici bir durum; şimdi de "Anı Evi" diye ne olduğu belirsiz bir yer hâline geldi. Hâlbuki Alevi toplumunun talebi neydi? Madımak Oteli müze olsun. Neden? Bir daha böyle acı yaşanmasın ve insanlar hep onu görsün diye. Yani mesela Almanya Solingen'de Neonaziler, faşistler saldırıp orada yaşayan Türkiye vatandaşlarını yaktılar, oradaki ev müze hâline getirildi bir daha böyle bir şey yaşanmasın diye. Dolayısıyla iktidara bir kez daha bunu hatırlatıyoruz. Mesele bir ibret anıtı oluşturmaksa Diyarbakır Cezaevinin müze yapılması gerekiyor.
Bir konuya daha kısaca değinmek istiyorum Sayın Başkan, izin verirseniz. Hakkâri'de ilginç bir uygulama yapıldı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayalım.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Yüksekova İlçe Emniyet Müdürlüğünde "Pusulam Polis Projesi" diye bir şey var; vatandaşlara kaybolduklarında daha kolay ulaşılabilmesi ve mağduriyetlerin giderilmesi için evler ziyaret edilip engelli çocukların parmak izleri alınmış.
Şimdi, bu, hani çok böyle iyi niyetli bir şey gibi görünüyor aslında baktığımızda fakat yasalara ve Anayasa'ya aykırı çünkü kimse çağırmamış "Gel de benim çocuğumun parmak izini al." diye. Bu pilot uygulama niye Hakkâri Yüksekova'da yapılıyor, o sorunun cevabı ortada yok. Anayasa'ya aykırı, ulusal mevzuata aykırı, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere aykırı. Polis Vazife ve Sâlahiyet Kanunu'nun 5'inci maddesine dayandırmış Emniyet, ona da aykırı çünkü baskı oluşturarak parmak izi almak diye bir usul yok. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun 4'üncü maddesine aykırı. Yani her şeye aykırı bir uygulama var ve...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Son cümlem efendim.
BAŞKAN - Son sözlerinizi alayım.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Bu her şeye aykırı uygulamanın neden yapıldığına dair de doyurucu bir açıklama yok. Belli ki bir pilot uygulama, belli ki "yeni bir fişleme dalgasını orada bir pilot uygulama yaparak nasıl yaygınlaştırırız" projesi uygulanıyor. Yani iyi niyetli bir şey olarak görmüyoruz.
Yani gidip Hakkâri'nin Yüksekova ilçesindeki evleri mi buldunuz parmak izi almak için? Çok yapmak istiyorduysanız böyle projeler, gelin İstanbul'un Şişli ilçesine, gelin İstanbul'un Beşiktaş ilçesine yapın bakalım; orada evlere gidin "Biz sizin çocuklarınızın parmak izini alacağız ve yeni bir Pusulam Polis Projesi yapıyoruz." deyin, insanlar size orada nasıl tepki gösterecekler. Niye Hakkâri Yüksekova'da yapıyorsunuz bunu? Biz neden yaptığınızı da biliyoruz, açıklamayacağınızı da biliyoruz ama bu meselenin peşinde olacağız. Yeni bir fişleme dalgasını Kürt halkına dayatmaya çalışıyorsunuz, bu iyi niyetli bir tutum değildir. Bunun altını özellikle çiziyorum.