| Konu: | Merkez Bankasının bugün yaptığı açıklamaya, Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülen 2022 yılı ek bütçe teklifine, GRECO'nun son yayınladığı rapora ve kadın örgütlerinin ve baroların Danıştayda yapmak istedikleri açıklamanın engellenmesine ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 107 |
| Tarih: | 23.06.2022 |
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın vekiller, dünyada enflasyonist bir dönem yaşanıyor, evet ve ciddi olan ülkeler ve iktidarlar para birimlerine sahip çıkabilmek için, değerini koruyabilmek için çeşitli önlemler alıyorlar ve bu önlemlerin başında da faizle ilgili kararlar geliyor. Ama Türkiye'de 2002 yılından bu yana Türkiye ekonomisini sıcak para-faiz denklemine mahkûm eden bu iktidar ve onun güdümündeki Merkez Bankası bugün faizi yüzde 14'te sabit tutmaya devam ettiğini açıkladı. Merkez Bankasının yaptığı açıklamaya baktığımızda dedik ki: Acaba Türkiye ekonomisini mi inceliyor Merkez Bankası yoksa başka bir ülkenin ekonomisini mi? Çünkü diyor ki yaptığı açıklamada: "Fiyat genel düzeyinde sağlanacak istikrar..." Merkez Bankası fiyat genel düzeyinde istikrar sağlıyor yani kararlarıyla. Ve diyor ki: "Ülke risk primlerindeki düşüş..." Ya, ülke risk primlerindeki düşüş diye bir şey mi var? Risk primi 800'ün üstüne çıkmış uluslararası alanda ve ciddi bir yükseliş var, rekorlar kırıyor risk primi her seferinde ama Merkez Bankası bunu da görmüyor.
Şimdi, tabii, esas meselenin saraydan türeyen akıl almaz ekonomi modellerinden kaynaklandığını biliyoruz ve Merkez Bankası bunlarla zaman geçiriyor ve gerçekten halkın sofrasına çok ciddi darbeler indiriyor. Şunu biliyoruz: Türkiye'de bugün reel faizler yüzde 20-30 bandında, resmî faiz yüzde 14'te tutuluyor ama reel faizler yüzde 20-30 bandında sürüyor. En son "Ekonomiyi kurtaracağız." diye yeni bir şey icat ettiniz bu kur korumalı mevduattan sonra "gelir endeksli senet" diye. Onun yıllık bileşik getiri faizi yüzde 23. Hani yüzde 14'tü, hani nastı? O da geçti, bir kenara gitti.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz efendim.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Bütün bunları görünce insanın aklına şu soru sık sık geliyor yani son aralıktan bu yana bu soruyu defalarca sorduk, bir kez daha soruyoruz: Bu durum böyleyken Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Erdoğan'ın "Kimse bizden şunu beklemesin: Bu iktidar faizi artırmayacaktır, tam aksine biz faizi düşürmeye devam edeceğiz." sözünü sarf ettiği gün, dolardaki oynamalardan kimler kazandı? Bu soruyu sorduk ve sormaya devam edeceğiz. Biz bu soruyu soruyoruz, o arada ek bütçe geldi, Plan ve Bütçe Komisyonu şimdi toplantı hâlinde, görüşüyorlar. "Ek bütçe" deniyor ama yani aslında ek bütçe değilmiş anladığımız, Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı bir "tweet" atmış, diyor ki makro göstergelerde yaşanan gelişmeler nedeniyle gelirlerde oluşan yüksek artış yüzünden bu ek bütçe gelmiş. Bayağı iyi yani durum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın Başkan.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Bayağı iyi bir durumla karşı karşıyayız. Gelirlerde artış olduğu için ek bütçe yapılıyormuş, çok ilginç. Artan gelirler nereden kaynaklanıyor? Vatandaşın sırtına bindirilen vergilerden, baktığımız zaman kalemlerden bunu görüyoruz. Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı mızrağı nasıl çuvalın içine sığdırırım diye uğraşıp duruyor, akla ziyan bir açıklama ama hadi onu da bir kenara bırakalım; Hazine ve Maliye Bakanı Nebati burada açıklamalar yapıyor, diyor ki yan tarafta: "Son yüzyılın en büyük küresel sorunlarından birinin yaşandığını ve 2020 yılında pozitif büyüme kaydeden, 2021 yılında ise yüzde 11'le G20 içinde en hızlı büyüyen ekonomimiz..." Birçok verilere bakıyoruz, bu söylediğinde çok ciddi bir sorun var; Türkiye G20 içinde değil artık, değil mi Sayın Elitaş? Yani tahminlere göre 2021'de dünyanın en büyük 21'inci ekonomisi konumuna geriledi Türkiye, 2022'de 23'üncü sıraya düşeceği öngörüleri var.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Başkan.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Dolayısıyla G20'yi geçmişiz, biz yukarılara doğru devam ediyoruz. Allah kolaylık versin diyelim yani bu ek bütçenin niye getirildiğini biz çok iyi biliyoruz, halk da yakında anlayacak. Bunu bir kez daha söylemiş olalım, önümüzdeki hafta herhâlde bunu Genel Kurulda uzun uzadıya tartışacağız.
Türkiye hakkında, daha doğrusu Türkiye'nin de içinde bulunduğu çeşitli raporlar yayınlanıyor. Avrupa Konseyinin bir organı olan GRECO'nun son yayınlandığı raporda siyaset ve yargı konusunda son derece önemli belirlemeler var Türkiye'yle ilgili; hani malum, Türkiye de Avrupa Konseyinin bir parçası olduğu için. Diyor ki raporda: "Daha önceki raporda söylenenlere göre 22 tavsiye yapmıştık, Türkiye sadece 2'sini tatmin edici şekilde yerine getirdi."
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Oluç, buyurunuz efendim.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Ve diyor ki: "Yasama dokunulmazlıklarıyla uğraşırken bu Meclis, esas itibarıyla milletvekilleri hakkındaki rüşvet suçlamasıyla yürütülen ceza soruşturmaları ön plana alınmalıdır." Tabii ki biz tam tersini yapıyoruz her zaman olduğu gibi.
"Hâkim ve savcı adaylarının seçim ve mesleğe alım süreçleriyle ilgili olarak yargı erkinin müdahilliği ve sorumluluğu yerine getirilmiyor." diyor. Tabii, belli kimin getirdiği; yürütme getiriyor bunu. Rapor niye böyle bir şey yazıyor anlamadık.
Adalet Bakanının, hâkim ve savcıların görev dokunulmazlıklarının kaldırılabilmesine ilişkin izin verebilme yetkisini yargıya devretmemesi eleştiriliyor. Tabii ki yani Adalet Bakanı yargıya devreder mi? Bütün yetki ve kararlar yürütmede olacak yani yargı ne ki? Yargı yürütmenin emrinde olursa ancak bu iktidar için yargı olur.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz efendim.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Toparlıyorum.
HSK'nin yürütme erkinden ve siyasi etkiden bağımsız olmadığını tespit ediyor rapor. Gerçekten bunlar çok ilginç şeyler söylüyorlar. Yani HSK, yürütme erkinden ve siyasi etkiden bağımsız olabilir mi bu iktidar altındaki Türkiye'de?
Bir de "Hâkim ve savcıların yer değişikliklerinin rızalarına aykırı olarak yapıldığını tespit ediyoruz." diyor. Tabii, GRECO nereden bilsin aslında Türkiye'de bir ödül ve cezalandırma sisteminin esas itibarıyla bu terfilerde uygulandığını. Yani böyle tuhaf tuhaf şeyler tespit etmişler, biz de bunu bir kez daha iktidara hatırlatalım.
Son olarak söylemek istediğim bir konu var efendim. İstanbul Sözleşmesi'nin fesih kararının iptali talebiyle açılan davaların bugün 4'üncü grup duruşması görülüyor. Kadın örgütlerinin ve baroların Danıştayda yapmak istedikleri açıklama yine engellenmeye çalışıldı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayalım efendim.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Yani kadın cinayetlerini engellemek yerine kadın örgütlerinin ve baroların kadın cinayetleri yaşanmasın diye verdikleri mücadele engellenmeye çalışılıyor. İşte, yine İçişleri Bakanlığı kolluk ve güvenlik kuvvetlerinin yeni bir müdahalesinden söz ediyoruz. Yani İstanbul Sözleşmesi'nin konuşulması için çeşitli illerden Ankara'ya gelen kadınlar, bırakın, kendileri için çok önemli gördükleri bu sözleşme hakkında görüşlerini, önerilerini, eleştirilerini açıkça dile getirebilsinler ve katillere haksız tahrik indirimi yapanları kahredebilsinler.
Teşekkür ederim.