| Konu: | İstanbul Finans Merkezi Kanunu Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 106 |
| Tarih: | 22.06.2022 |
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İstanbul Finans Merkezi Kanunu Teklifi'nin 11'inci maddesi üzerine söz almış bulunmaktayım. Sizleri saygıyla selamlıyorum.
AK PARTİ iktidarı cumhuriyetin temel kurumlarını yok ederek, bozarak, yıkarak, yağmalayarak ülkeyi büyük bir krize sokmaktadır. Merkez Bankasının bağımsızlığının ortadan kaldırılması, Devlet Planlama Teşkilatına son verilmesi, TÜİK'in gerçeklerden koparılması "faiz sebep, enflasyon sonuç" inatlaşması ekonomiyi çökertmiş, halkımızı yoksullaştırmıştır. Cumhur İttifakı sayesinde Türk lirası değer kaybetme rekoru kırmıştır. Motorine bir yılda yüzde 320 oranında zam, gübreye yüzde 500 zam gelmiştir. Taksiciler, servisçiler kontak kapatma eylemleri yapmakta, gıdaya günlük zamlar gelmekte, çiftçimiz üretim yapamaz hâle gelmektedir. Vatandaş artık taneyle sebze alamaz hâle gelmiştir sayenizde.
Sayın Başkan, değerli vekiller; AK PARTİ'de ise akıl tutulması açıklamalar gelmektedir. AK PARTİ Genel Başkan Vekili Numan Kurtulmuş "Eski dönemde maalesef Türk lirası çok değerliydi, 1 dolar 1,20 TL'ye tekabül ediyordu." diyordu. Tam bir kara mizah aslında, absürtlük rekorları kırıyorsunuz. Millet size yakında bir Osmanlı tokadı atacak ki siz de ne olduğunu anlayamayacaksınız diyorum. Türkiye daha önce kendi parasının değerinden yakınan siyasetçilere denk gelmemişti. Türkiye'yi bu kara düzenden ve aklını yitirmiş siyasetçilerden, Cumhur İttifakı'ndan en yakın zamanda sandık geldiğinde kurtaracağız. Halkımızın alım gücünü yükseltip Türk lirasını hak ettiği değere Millet İttifakı'yla birlikte kavuşturacağız. Türk lirası bu kadar dip durumdayken İstanbul'un küresel finans merkezi olması acaba sizce mümkün mü? Dünyanın en önemli finans merkezleri Londra, New York, Singapur, Hong Kong, Zürih, Cenevre, Tokyo, Şikago, Frankfurt diye sıralanırken; bu ülkelerde dolar, avro, İsviçre frangı, Japon yeni gibi güçlü paralar varken İstanbul'un finans merkezi hâline gelmesi için medyanın özgür olması, hukuk üstünlüğünün ve yargı bağımsızlığının sağlanması, insan haklarının en iyi düzeyde olması ve yolsuzlukla mücadelede ivme sağlamış olmamız gerekiyor ama nerede? Maalesef bunlar ortada yok. Aksine, seçim yaklaşırken vatandaş gerçeği öğrenmesin diye siz sansür yasalarını Parlamentoya getiriyorsunuz. Finans merkezi olmak güven ve istikrar gerektirir. Dün "kara" dediğinize bugün "ak" diyemezsiniz. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri örneklerinde olduğu gibi nasıl bir U dönüşü yaptığınızı bütün halkımız biliyor. Para için ülkenin itibarını nasıl yerle bir ettiğinizi de dünya görmüş durumdadır. Bu şartlarda yabancı sermaye gelmez, gelmediği gibi olan da ülkemizden kaçar ve kaçmıştır. Nitekim, tam altı ayda 4,6 milyar dolar yabancı para ülkemizden çıkmış, son bir buçuk yıl içinde de para çıkışı tam 11 kat artmıştır. Unutmayın, istikrar yoksa merkez olamazsınız, yabancı sermayeyi de çekemezsiniz. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, SPK, BDDK, Ziraat Bankası, Vakıfbank gibi kurumları zorla İstanbul'a götürüp işi çözemezsiniz.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AK PARTİ, tarımda kendi kendine yeten bir ülke olan Türkiye'nin tarımını da dibe çökertti; şimdi sıra geldi, finansımızı da dibe çökerttiler. Sizce acaba tarımda başarı var mı, merak ediyorum. Toprak Mahsulleri Ofisi, AK PARTİ öncesi ve AK PARTİ sonrası olmak üzere iki dönem yaşamıştır. Nasıl mı? Çiftçinin kara gün dostu olan Toprak Mahsulleri Ofisi, 2006 yılında yüzde 99,9 iç alım yani kendi çiftçisinden alım yaparken şimdi geldiği noktada yüzde 81'ini dışarıdan alıyor; o zaman yüzde 0,1'i dışarıdandı, şimdi yüzde 81'i, yani siz çiftçiyi bitirdiğiniz gibi ekonomiyi de bitirdiniz.
İki sene önce yerli ve millî bir traktör olarak elektrikli traktörü şaşaalı bir şekilde alanlara sürdünüz, Sayın Cumhurbaşkanı galoşlar çekti, traktörün önünde fotoğraflar verdi ama gelinen noktada Tarım Bakanı dedi ki: "Böyle bir işimiz yok." Soru önergesi verdim, arkadaşlar, şaşırdım; halkın oylarıyla seçilmiş bir milletvekiline Meclis Başkanı tarafından sansür uygulandı. Diyor ki: "Bunları soramazsınız. Siz bunu sorgulayamazsınız, buna cevap arayamazsınız." İşte, milletvekiline gelen nokta bu, karşılaştığım nokta bu. Yani siz sansürlemeyi, karartmayı çok iyi başarıyorsunuz ama az kaldı, gidiyorsunuz.
Evet, ülkemiz yağmalanıyor ve gittikçe de zorlanıyoruz. Küresel iklim aldı başını gidiyor ve kendi ilim Tekirdağ'da da sıkıntılarımız var. Nasıl mı? Hava kirliliği ve çevre kirliliğinde Tekirdağ Marmara'da 4'üncü sırada; evet, ilk 4'e geldi. Nasıl geldi? Fabrikalardan çıkan dumanlarla, kalitesiz linyit kömürlerinin kullanılmasıyla Tekirdağ halkı şu anda zehir soluyor ve Tekirdağ'daki vatandaşlarımız şu anda kanserden hayatlarını kaybediyorlar, aynı Türkiye'de olduğu gibi.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Devamla) - Sayın Başkan, bitiriyorum.
BAŞKAN - Buyurunuz efendim.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Devamla) - Diyoruz ki Çevre Bakanına: "Ya, boş işlerle uğraşmayın, gelin, çevrenin gerçek sorunlarında, insanların sağlığını ilgilendiren konularda çalışın." Tekirdağ'da bir Çevre İl Müdürü var, varsa yoksa Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi ama fabrikalara geldiği zaman, dereleri zehirleyen o kurumlara geldiği zaman hiçbir iş yok. Bizim yerellerdeki hizmet noktalarımız olan belediyelerimizden elinizi çekin diyorum.
Evet, bugün çok özel bir gün, bugün Amasya Genelgesi'nin 103'üncü yıl dönümü. Kurucu önderimiz Atatürk önderliğinde bu genelgede ne denilmişti değerli milletvekillerim: "Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır." Evet, karar günü geliyor. (CHP sıralarından alkışlar) Millet, geleceğini bu iktidardan yakın zamanda kurtaracak diyor, bu güzel topraklara güneşin geleceği günler yakındır diyor ve geliyor gelmekte olan diyor, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)