GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Gazetecilerin bugün Ankara Ulus'ta gerçekleştirdikleri eyleme, Diyarbakır'da tutuklanan 16 gazeteciye, iktidarın getirdiği basın yasasına, TÜİK'in açıkladığı Tüketici Güven Endeksi'ne, Batman kayyumunun yeni skandalına ve Van'ın Başkale ilçesi Haşkan Mahallesi'nde meydana gelen olaya dair verilerin bugün çıkmaya başladığına ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:5
Birleşim:106
Tarih:22.06.2022

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın vekiller, bugün gazeteciler Ankara Ulus'ta bir eylem yaptılar, aslında Meclis önünde yapmak istiyorlardı ama Emniyet izin vermediği için Ulus'a taşıdılar eylemi ve bu eylemde Basın Kanunu üzerine bir açıklama yaptılar, dediler ki: "Türkiye Büyük Millet Meclisinde Basın Kanunu yenileniyor, adı Basın Kanunu ama içinde basın yok, baskı var. Adı Basın Kanunu ama içinde gazeteciliği geliştirmek yok; hapis cezası, kapatma, internet basınına ağır denetim ve basın kartı iptalleri var." Şimdi, bu gazeteciler diyorlar ki: "Sanmayın ki bizler dezenformasyonun önlenmesini istemiyoruz, istiyoruz ama bunun yolu yasadaki gibi hapis cezasından geçmez." Ve bunu çeşitli gerekçelerle anlatmaya devam ediyorlar. Ayrıca, bu kanunla Anadolu basınının hiçe sayıldığına ve gözden çıkarıldığına, yaklaşık bin yerel gazetenin yaşam kaynakları olan resmî ilanların kesilmesinden dolayı kapanma tehlikesiyle karşı karşıya kalacağına işaret ediyorlar. Bu yasanın temel insan haklarına, haberleşme özgürlüğüne, basın özgürlüğüne aykırı olduğunu, Anayasa'ya aykırı olduğunu vurguluyorlar. Bu yasanın toplumsal bir otosansür dalgası yaratacağını vurguluyorlar, bu nedenle de sadece gazetecilerin sorunu olmadığına işaret ediyorlar. "Bir kez daha diyoruz ki: Bu yasada susturma, korkutma ve hapsetme var." dediler Ulus'ta. O nedenle bu yasanın geri çekilmesini istiyorlar.

Şimdi, aslında, yani iktidar tabii, diyecek ki: "Olur mu canım, biz aslında tam tersine, basının daha iyi işlemesini sağlamak için bu yasayı getiriyoruz." Çok şüpheli, neden? Bir tane fotoğraf göstereceğim size, bu fotoğraf -geçtiğimiz hafta Diyarbakır'da, biliyorsunuz, 16 gazeteci tutuklandı- ne biliyor musunuz?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Başkan.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Bu gazetecilerin kameralarını suç aleti olarak "Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü" isminin altına yerleştirmişler; suç aletleri! Burada 16-17 tane kamera var, ben saydım.

İşte, iktidar, İçişleri Bakanlığı, Emniyet gazetecilere böyle bakıyor. Dolayısıyla, bu iktidarın hazırlayacağı basın yasasının da özgürlükçü bir basın yasası olacağını asla düşünmek mümkün değil çünkü bu iktidarın savcısı gazetecilere ne soruyor biliyor musunuz Diyarbakır'da? "Ya, bu haberi neden yaptın?" diyor. Bir gazeteciye "Bu haberi neden yaptın?" diye soran bir savcı, "Bu programı neden sundun?" diye soran bir savcı ya da "İktidarı rahatsız eden bu dili neden haberinde ve programında kullanıyorsun?" diyen bir savcı...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz efendim.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - İşte, iktidarın gazetecilere bakışı bu olduğu için, getirilmiş olan kanunun da son derece büyük sıkıntılar yaratacağını bir kez daha söyleyelim; buna karşı mücadele edeceğiz elbette ki Genel Kurulda.

Sayın vekiller, bugün TÜİK -sizin TÜİK yani- sizin TÜİK Tüketici Güven Endeksi'ni açıkladı ve son yirmi yılda Tüketici Güven Endeksi'nin en düşük seviyesine geldiğini söyledi. Yani Mayıs 2022'de 67,6 olan seviyeden, haziran ayında 63,4 seviyesine inilmiş. Bu, sizin TÜİK'in açıkladığı rakam yani hani, düzeltiyorlar ya biraz da rakamları, sizi çok rahatsız etmesin diye; ona rağmen son yirmi yılın en düşük seviyesi. Yani Türkiye'de yaşayanların mali durumunun, ekonomiye ilişkin düşüncelerinin ve beklentilerinin, geleceğe ilişkin beklentilerinin TÜİK aracılığıyla bile 2000 yılı seviyesine döndüğünü görüyoruz, yirmi yıl öncesine.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Başkan.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Türkiye'de her şeyden önce büyük bir güven sorunu olduğu belli; TÜİK'in bu açıkladığı rakamlarla da görülüyor yani Adalet ve Kalkınma Partisine ve onun vesayeti altına aldığı kurumlara yurttaşların büyük bir güvensizliği var, çok açık ortada. Ekonomide bu böyle, toplumsal konularda da böyle; yargıya güven yok, açıklanan verilere güven yok, sınavlara güven yok, atamalara güven yok, işe alımlara güven yok, ihalelere güven yok, spor müsabakalarına güven yok yani akla gelebilecek her konuda güven endeksi dibe doğru gitmeye devam ediyor. Bu verileri iktidar olarak bir önünüze koyup değerlendirseniz iyi olur diye doğrusu düşünüyoruz.

Şimdi, Batman'la ilgili bir şey söylemek istiyorum sayın vekiller. Batman'da, biliyorsunuz, bir kayyum var uzun zamandır, bunu hep konuştuk. Şimdi, bu kayyum yeni bir skandala imza attı yani daha önce bu Batman kayyumu atanır atanmaz Batman Belediyesinin internet sitesindeki Kürtçe kısmı kaldırmıştı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Toparlıyorum efendim.

BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Oluç.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Kent içi ulaşımı kolaylaştırmak adına 49 ayrı noktada Kürtçe de yazılan "önce yaya" yazısını da kaldırmıştı. Deniz olmayan bu şehre deniz mühendisi de atadı bu kayyum, bayağı yaratıcı. Şimdiki skandal nedir? Batman doğumlu büyük Kürt şair, yazar Cigerxwîn'un büstünü Kîne Em Parkı'ndan kaldırdı. Kîne Em Parkı'nın adı Kürtçe, Türkçesi "Biz kimiz?" yani yine bu park da adını Cigerxwîn'un bir şirinden alıyor, Kürtçe "Biz kimiz?" demek. Bu, Kürt halkının çok tanıdığı bir şiir. Yani bakın, nasıl bir sembolik iş yapıyor Batman kayyumu; Kîne Em Parkı'ndan büstü kaldırıyor, kimin? O parka ismini vermiş olan, şiiri yazmış olan kişinin. Böyle bir hafızasızlaştırma çabası, böyle bir Kürt ve Kürtçe düşmanlığı, işte, Batman kayyumu ve bütün kayyumların yaptığı budur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Oluç.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Daha önce de oldu bu Kürt kültürüne düşmanlık. Bakın, Doğubeyazıt'ta Kürt şair, yazar Ahmed-i Hani'nin heykelini parçaladı o zaman kayyum, Siirt'te "Celadet Eli Bedirxan" ismini taşıyan kütüphaneyi yıktı, şimdi Batman'da da aynı zihniyet devam ediyor. Bir de ilginç bir şey yapmış, Batman'da son bir park açmış, parkın adı "Karabağ" yani gerekçesi ne? Türkiye-Azerbaycan arasındaki kardeşliğin pekişmesi için Karabağ adı. Çok güzel, elbette ki bu adla bir park açılabilir Batman'a, hiçbir itirazımız yok, sorun değil ama bir taraftan siz böyle bir kardeşliği tesis etmek için Karabağ adını vereceksiniz bir parka ama öbür taraftan Batman'da yaşayan Kürt'ün değerleriyle, diliyle, kültürüyle oynayacaksınız, yani bu kadar ikiyüzlülük de olmaz diyoruz. Cegerxwîn'un dediği gibi "..."(x) demek lazım: "Kahrolsun zorbalık!"

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Oluç, buyurunuz efendim.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Şimdi, zorbalık deyince bir küçük hatırlatma yapıp sözlerimi bitireceğim. Dün burada söylemiştim, Van'ın Başkale ilçesinin mahallesinde yaşanan vahşeti anlatmıştım, bugün veriler çıkmaya başladı o konuda. O vahşeti yaşamış olan köydeki kişilerle röportajlar yapıldı, gözaltına alınan kişinin eşi ve kızının anlatımları var. Ben keza kızının konuşmasına şahit oldum ve orada anlattıkları gerçekten bu baskının, bu vahşetin ne kadar ağır olduğunu gösteriyor. Hani, Van Valiliği demişti ya, taş atılmış sözde oradaki araçlara. 400'e yakın mermi kovanı toplanmış yerden ya, 400'e yakın. Ya, el insaf ya! Bir taş atılmışsa bile -atılmışsa da atılmasının iyi olduğunu söylemiyorum- 400'e yakın mermi mi sıkılır ya havaya halkı korkutmak için. Dertleri ne?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Oluç.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Dertleri bir cümle; halkı korkutarak, korku iklimi yaratarak, sindirerek oradan göç ettirmeye çalışmak; dertleri bu esas itibarıyla yani bunun boş olduğunu dün söylemiştim, bugün de tekrar söylemiş olayım. Bu vahşetin emrini verenler kimlerse savcı bunları araştırmalıdır. Bu vahşete göz yummuş olanlar kimlerse onlar araştırılmalı ve soruşturulmalıdır. Valinin yapacağı iş yalan yanlış açıklamalar yapmak değil, Valinin yapması gereken iş bu soruşturmayı yürütüp bu halka zulmü yapmış olanlara gereken cezanın verilmesi için adım atılmasını sağlamaktır.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.