GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: İstanbul Finans Merkezi Kanunu Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:5
Birleşim:105
Tarih:21.06.2022

LALE KARABIYIK (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; "uluslararası finans merkezi" deyince biz eskiden derslerde şöyle anlatıyorduk, "Fon arz ve talebinin karşılaştığı kent." diyorduk. Evet, İstanbul Uluslararası Finans Merkezi olarak bugün bir teklif var ve İstanbul Finans Merkezi'nin amacını da çok net biliyoruz ama önce şunu ifade edeyim: Dünyada 10 önemli finans merkezi var; işte, Londra, New York, Singapur, Hong Kong gibi sıralayabiliriz. Şimdi, biz bu kanun teklifinde ne istiyoruz? İstanbul'u uluslararası bir finans merkezi hâline getirmek istiyoruz; hedef çok güzel. Amaç ne? Türkiye'nin finansal rekabet gücünü artırmak, dünyada önde gelen finans merkezlerinden biri hâline getirmek; amaç da gerçekten çok güzel. Biz bunu istiyor muyuz Cumhuriyet Halk Partisi olarak? Evet, istiyoruz ama Cumhuriyet Halk Partisi olarak -iyi örneklerinde olduğu gibi- yasal zemini, kurumsal çerçevesi sağlam bir şekilde oluşturulmuş, yönetim ve denetimi şeffaf bir finans merkezinin kurulmasını istiyoruz biz. Ancak şu anda olduğu gibi, yeterince tartışmadan, getirdiğiniz şekilde ve getirdiğiniz şu ortamda kanunlaşmasını ise asla doğru bulmuyoruz.

Şimdi, diyeceksiniz ki bize "İstanbul Finans Merkezi'ne siz karşınız." Ben de şunu söyleyeceğim size ve şunu çok iyi bilin diyeceğim: Böyle bir merkez kurulsa bile, sağlıklı çalışmasına, başarılı olmasına ve yatırımcılar tarafından tercih ediliyor olmasına en büyük engel biz değil sizsiniz. Neden? Nedenlerden bir tanesi: Tek adam rejiminin siyasi ve ekonomi politikalarıyla ilgili karar ve uygulamaları, İstanbul'un finans merkezi olmasının önündeki en önemli engeldir değerli arkadaşlar. Hatta şöyle de hatırlatayım: 2018'de 4,7 lira olan dolar, Cumhurbaşkanlığı yönetim sistemine geçtikten sonra, şimdi, bu arada 17 liraya da çıkmış durumda.

Değerli milletvekilleri, binasını yapmakla finans merkezi olmuyor ya da Ankara'dan Merkez Bankası, SPK, BDDK gibi kuruluşları İstanbul'a taşımakla da finans merkezi olmuyor maalesef. Şöyle bir soru var akla gelen: Neden uluslararası yatırımcılar diğer finans merkezleri yerine İstanbul Finans Merkezi'ni tercih etsinler? Bunu sormak lazım. Evet, yatırımcıların gelmesi için birtakım teşvikler, kolaylıklar, işte vergi istisnaları olacak, onlar için getirinin ne olduğu, getirinin yüksekliği de önemli, ancak değerli milletvekilleri, şunu da unutmayalım ki yatırımcılar için gelecekleri ülkede başta istikrar olmak üzere başka konular da önemli.

İstikrar... Şimdi, istikrardan açılmışken şunu söyleyelim: "İstikrar" deyince maalesef ekonomi yönetiminin şu anda yaptığı hatalar ve yıllar itibarıyla yapmış olduğu hatalar istikrar yapıcı hamleler değildir, bu ülkede istikrar bozucu hamlelerdir; bunu kabul etmek lazım. Oysa finans merkezi olarak güven ve istikrar temeldir, bu istenir.

Şimdi faiz örneğine bakalım, sadece faiz örneğine bakalım, bu bile yetiyor söylemek istediğimi anlatmaya. "Politika faizini düşürüyoruz." dediniz, ne oldu? Vatandaşa yansıyan faiz -çok ayrıntısına girmiyorum ama- kat kat yükseldi. "Politika faizini düşürdük." dediniz, şu anda hazinenin bankalardan bulmak istediği borcun faizi yine yükseldi, daha fazla faiz oranıyla borçlanıyor. E, politika faizi güya düştü, ne oldu? Dışarıya yüzde 12,5'lardan döviz bazında borçlanıyor. Yani "Bu ne yaman bir çelişkidir?" derler ya, işte aynen öyle.

Peki, şu kanun teklifini şu anda getirdiğiniz zemine ve duruma bir bakalım. Uluslararası finans merkezi olmak istiyoruz ama Türkiye'nin, şu anda, iktidar sayesinde, ekonomi yönetimi sayesinde zaten kendisi finans krizi içerisinde. Türk lirasını koruyamayan bir ekonomi yönetimi var ve kendisine güven de kalmamış durumda. Başka ne var şu ortamda? Özerk olmayan bir Merkez Bankası var ki rezervleri de ekside. Devletin açıkladığı verilere, başta TÜİK olmak üzere, güven kalmamış da bir ortam söz konusu. Hukukun Üstünlüğü Endeksi'nde 139 ülke arasında 23'üncü sıradayız. Yani bırakın yabancı yatırımcı gelmesini, bizim yatırımcılar dışarıya kaçıyor. Şu ortamda, getirmek istediğiniz kanun teklifinin şu ortamında, içeride bulduğumuz özellikler genel hatlarıyla bunlar. Peki, nerede hukukun üstünlüğü, yargının bağımsızlığı nerede değerli milletvekilleri? Ya ifade özgürlüğü, o nerede?

Şimdi, bakın, CDS'ler... CDS -biliyorsunuz, Türkiye'nin risk primini gösteren CDS'ler- şu anda 800-900 aralığında ama 2008 küresel krizinde bile 246'lardaydı. Şimdi size bir şey hatırlatacağım; gerçi 15 kişiden fazla dinleyen yok iktidarda ama ben yine de söylemek istiyorum. Bakın, iktidarınızda CDS'lerin düştüğü yani risk priminin düştüğü bir dönem var; demek ki iyi şeyler yapılınca düşüyor. Peki, bu dönem ne zaman, hatırlıyor musunuz bu dönemi? Ben size hatırlatayım; CDS'lerin 164'e kadar düştüğü bu dönem -bilmiyorum, hatırlayan var mı ama- İstanbul Sözleşmesi'ne ev sahipliği yaptığınız dönemdir değerli milletvekilleri. (CHP sıralarından alkışlar) İşte o dönemde 164'e düşmüştür ama yapılan bütün yanlışlarla ve istikrar bozucu bütün hamlelerinizle şu anda 800-900 aralığına gelmiştir; bunu unutmayalım.

Şimdi, İstanbul Finans Merkezi'nin bizim için soru işareti olan başka yönleri de var. Diyeceksiniz ki: "Siz zaten her şeye karşısınız." Hayır, karşı değiliz ama bazı soru işaretleri yaşıyoruz çünkü bazı örnekleri yaşadık ve siz bize bunları yaşattınız, onun için aklımıza hep soru işaretleri geliyor. Bakın, Sayıştay denetimi yok özel kanunlarla özel hükümlere tabi olduğu için; bu bir soru işareti. Yine, Varlık Fonu, şu ana kadar eleştirdiğimiz ve doğru uygulamaları yapmadığını ifade ettiğimiz Varlık Fonu bir şirket kuruyor ve bu şirketin bütün yetkisi dâhilinde oluyor İstanbul Finans Merkezi ve yirmi yıl bu görevde kalabiliyor ve personelini alırken -burası çok önemli- KPSS falan değil, istediği usul ve yöntemle alıyor ve bu personel üzerinde de istediği şekilde çalışma usulleri getirebiliyor. Şimdi, burada bir teşkilatlanma olur mu, burada bir birikme olur mu, burada siyasi birtakım oluşumlar olur mu; bunların hepsi soru işareti.

Diğer taraftan, birtakım kolaylıklar getiriliyor evet, vergi muafiyetleri getiriliyor ama bunların bazıları da Anayasa'nın maddelerine aykırı; bunu da belirtmek isterim.

Bir başka nokta -az önce Bülent Bey de ifade etti- birtakım gelirlerden, vergi gelirlerinden vazgeçiliyor yani çok başarılı olarak gitse bile bu uygulama. Peki, bir etki analizi yapıldı mı? Yani biz birtakım gelirlerden vazgeçiyoruz; bunun faydası, maliyeti, zararı, kârı ne olacak? Her zaman olduğu gibi, hiçbir etki analizi yapılmadan buraya bir kanun teklifi getiriyorsunuz, bunu da artık normal bir usul olarak göstermeye çalışıyorsunuz.

Şimdi, bir başka nokta, diyorsunuz ki: "Çok başarılı olacak, Türkiye'yi uluslararası literatürde en iyi yerlere getirecek bir finans merkezi oluşturacağız." Ama şu anda iktidarın ekonomi yönteminin nasıl bir krizin içerisinde olduğunu da hepimiz biliyoruz.

Değerli milletvekilleri, 240 milyar faize ayrılmıştı zaten, şimdi ek bütçeyle 89 milyar daha üzerine ilave ediyoruz. Ne için? Sadece faiz için; bunu unutmayın. Bu, sizin finans krizinizden, para bulamayışınızdan ve getirdiğiniz bütün çalışmaların, uygulamaların yanlışlığından kaynaklanıyor. "Kur korumalı mevduat" dediniz, "5 kuruş zararı olmayacak." dediniz, o da bütçeye 40 milyar lira yük getirdi. "2 trilyona çıkartacağız." dediğiniz millî gelir ise şu anda 794 milyar dolarda. Bunlar hep sizin başarısızlıklarınız ve 2018'de 4 lira 71 kuruş olan dolar bugün 17 küsurlara dayandı ve siz "İstanbul Finans Merkezi'nin zamanıdır." diyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

LALE KARABIYIK (Devamla) - Tamamlayabilir miyim?

BAŞKAN - Buyurunuz.

LALE KARABIYIK (Devamla) - Öncelikle oturup, şapkanızı önünüze koyup başarısızlıklarınızı görmeniz gerekiyor; ardından, böyle bir düzenlemeyle değil, alt komisyonlarda tartışarak ve doğru bir zemin üzerine yatırarak bu konunun tekrar gündeme gelmesi gerekiyor. Başarılı olması için de erken seçim olup, sizin bir an önce ekonomi yönetiminden ve iktidardan uzaklaşmanız gerekiyor.

Dinlediğiniz için teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)