GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Âşık Mahzuni Şerif'in ölümünün 20'nci yıl dönümüne, 15 Mayıs Kürt Dil Bayramı'nda karşı karşıya kaldıkları yasaklara, Aysel Doğan'ın cenazesine yapılan saldırıya ve IŞİD davalarına yönelik soruya CİMER tarafından verilen cevaba ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:5
Birleşim:91
Tarih:17.05.2022

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın vekiller, bu toprakların yetiştirdiği değerli halk ozanı Âşık Mahzuni Şerif'i ölümünün 20'nci yılında saygı ve rahmetle anıyoruz. Hem muhalif kişiliğiyle hem de dillere destan üretkenliğiyle bugün milyonların gönlünde taht kurmuş değerli ozanımızın bugünü de anlatan şu dizelerini tekrar hatırlatma gereği de duyuyoruz:

"Efendiler, bunun neresi yalan?

Sizde havyar, bizde bulgur aşı var.

Bunca emeğimiz talandır talan.

Yıllar yılı gözümüzün yaşı var.

Bu koltuğa biraz daha yaslanın.

Yiyin, için, doyun, epey yaslanın.

Yeryüzünü size veren aslanın

Ne bir mezarı var ne de taşı var."

Sayın milletvekilleri, geçtiğimiz hafta sonu 15 Mayıs Kürt Dil Bayramı'ydı. Kürt Dil Bayramı'nda Kürtçeye ilişkin yasaklarla karşı karşıya kaldık. Bir tanesi, Kocaeli Derince Belediyesi eliyle dünyaca ünlü Kürt sanatçı Aynur Doğan'ın konseri yasaklandı. Yine, Kocaeli Çayırova Belediyesi de Amed Şehir Tiyatrosu'nun Don Kişot oyununu yasakladı. Bildiğiniz Don Kişot oyunu, hani hep duyarsınız, izlemişsinizdir, filmlerini de görmüşsünüzdür, hatta kitabını okumuşsunuzdur. Don Kişot oyununu yasakladı Çayırova Belediyesi. Şimdi, bu iki yasağın nedeni aynı aslında, arkasındaki zihniyet aynı aslında. Nedir? Kürt halkına, kültürüne ve diline düşmanlık, başka bir şey değil ve tekçi bir anlayışla bu düşmanlığı bugünkü yasaklar boyutuna taşımış olmak var.

Şimdi, bu yasakçı zihniyete bir daha bir şeyi hatırlatmak istiyoruz yani Kürt halkı, dün bu zihniyettekilere karşı diline, şarkısına, "stran"ına, "dengbej"ine nasıl sahip çıktıysa bugün de diline ve kültürüne daha fazla sahip çıkmaktadır ve bu yasaklar karşısında dilinden, kültüründen vazgeçmeyecektir ve onu geliştirmekten de vazgeçmeyecektir; bunu bir kez daha vurgulamış olalım. Kürtçe yaşayacak, Kürt kültürü yaşayacak, Kürtçe ezgiler daha gür çıkacak ama bunu yasaklayanlar tarihte unutulacak ve silinecek. Bir kez daha, Kürtçeye ve Kürt'e düşmanlıktan vazgeçilmesini öneriyoruz.

Sayın milletvekilleri, Aysel Doğan'ı kaybettik geçtiğimiz hafta, onun derin üzüntüsü içindeyiz. Bütün sevenlerine, ailesine, dostlarına ve tanıdıklarına başsağlığı ve sabır diliyoruz. Aysel Doğan uzun yıllar boyunca barışın inşası için mücadele etmiş bir siyasetçiydi, 12 Eylül darbesinde cezaevinde kalmıştı, toplamda on yedi yıl cezaevinde kaldı ama hep demokratik siyaseti ve barışı savundu, 1999 Genel Seçimleri'nde Dersim'de bağımsız aday olmuştu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Ne yazık ki cezaevindeyken kanser oldu, cezaevinden çıktıktan sonra yurt dışına gitti ve kanser tedavisini Avrupa'da gerçekleştirdi, orada hayatını kaybetti. Vasiyeti üzerine cenazesi Dersim'e getirildi ve cenazenin defnedilmesi konusunda ne yazık ki kolluk kuvveti dinî vecibelerin yerine getirilmesini engellemek için elinden geleni yaptı; ailenin cenazeyi evine götürmesini engelledi, cenazeyi kaçırmaya çalıştı, cenaze merasimine katılanlara -vekillerimiz de arasında- saldırdı. Bu saldırıyı, ölülere yapılan bu saygısızlığı ve eziyeti kınıyoruz ve lanetliyoruz. Bunu da bir kez daha söylemiş olalım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Şimdi, sayın vekiller, ilginç bir durum var. Şöyle bir soru sorulmuş, "Türkiye'de IŞİD davalarında kaç kişi ceza aldı, kaç kişi yakalandı?" sorusu Millî Savunma Bakanlığına yöneltilmiş. Millî Savunma Bakanlığı İçişleri Bakanlığına göndermiş. Oradan da Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığına yönlendirilmiş. Son olarak da CİMER'e gitmiş ve CİMER'den de tek cümlelik şöyle bir olumsuz yanıt verilmiş, demişler ki: "Yapılan inceleme neticesinde 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu'nun Dördüncü Bölümü kapsamında olumsuz yanıt veriyoruz bu soruya."

Şimdi, Dördüncü Bölüm kapsamında neler var diye baktık, "Yargı denetimi dışında kalan işlemler" "Devlet sırrına ilişkin bilgi veya belgeler" "Ülkenin ekonomik çıkarlarına ilişkin bilgi veya belgeler" "İstihbarata ilişkin bilgi veya belgeler" filan diye gidiyor, "Ticarî sır" "Fikir ve sanat eserleri" filan diye devam ediyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim.

Şimdi "Türkiye'de şu ana kadar IŞİD tarafından kaç saldırı gerçekleştirildi? Saldırılarda kaç kişi yaşamını yitirdi? Türkiye genelinde IŞİD'liler hakkında açılan dava sayısı kaçtır? Kaç IŞİD'li örgüt üyeliğinden yargılanıyor ve kaçı ceza aldı? IŞİD'in Türkiye'de gerçekleştirdiği saldırılara ilişkin kaç kişi ceza aldı? Hâlen aranan IŞİD'li sayısı kaçtır? IŞİD örgütüne ilişkin ana dava açıldı mı? IŞİD saldırılarına ilişkin yargılanan kamu görevlisi sayısı kaçtır ve bunlardan kaçı ceza aldı?" gibi soruların devlet sırrıyla ne alakası olabilir? Devlet sırrı olmakla ya da ticari sır olmakla bir alakası varsa burada başka bir durum vardır demek ki. O zaman, devlet hem ticari anlamda hem istihbari anlamda hem de fiilen bu IŞİD'le ilgili birtakım ilişkilere girmiş demektir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Toparlayalım lütfen.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Dolayısıyla, bu sorulara cevap verilmemesi ve buna "devlet sırrı" denilmesi gerçekten anlaşılır bir durum değildir; bunu bir kez daha vurgulamış olalım.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.