| Konu: | Nevala Kasaba'ya, Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığının yayınladığı insan hakları raporuna ve yeni ekonomik modelin çöktüğüne ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 79 |
| Tarih: | 13.04.2022 |
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın vekiller, bazı mekânlar vardır, onlar yaşanan tarihsel travmaları temsil ederler. Dolayısıyla, toplumsal hafızada saklı kalması için özenle korunması gereken sembolik alanlardır bunlar. İşte, Siirt'te yer alan Nevala Kasaba da -Kasaplar Deresi- bu mekânlardan biridir. Nevala Kasaba'da, ağır insan hakları ihlallerine uğrayan, zorla kaybedilen, işkence ve faili meçhul cinayetler sonucu yaşamını yitiren yüzlerce insanın cenazesinin bulunduğu tahmin edilmektedir. İlk olarak 1989 yılında bir toplu mezar ortaya çıkarılmıştı, 8 kişinin cenazesine ulaşılmıştı ama sonra Siirt Valiliğinin talimatıyla bu kazılar durduruldu, o tarihten bugüne kadar herhangi bir adım da atılmadı. Öncesinde çöplük olarak kullanılan Nevala Kasaba daha sonra yapılaşmaya açıldı ve bu iş devam etmekte. Şimdi, Nevala Kasaba'nın derhâl koruma altına alınması gerekiyor, yapılaşmaya açılması yanlış bir adımdır; bunu söyledik ve söylemeye devam ediyoruz. İnsanlığa karşı işlenen suçlarda sahici ve samimi bir özrün bir adımı olarak görülebilir Nevala Kasaba'nın bir toplumsal hafıza mekânına dönüştürülmesi ama maalesef bu doğrultuda bir adım atılmıyor ve bu mekânda da çiğnenen ve gömülen insanlık onurunu onarmak yoluna gidilmiyor, tam tersi bir adım atılıyor.
Şimdi, buna yönelik çok sayıda sivil toplum kuruluşu, barolar bir açıklama yaptılar geçtiğimiz gün, bu yapılaşmaya karşı çıkarak Nevala Kasaba'nın korunması gerektiğini söylediler ve orada gömülü olan ölülere ve ailelerine yönelik saygı gösterilmesi gerektiğini söylediler. Bugün de vekillerimiz oraya gitti -Grup Başkan Vekilimiz Meral Danış Beştaş başkanlığında bir vekil heyetimiz- benim bu söylediklerimi ve belki ek birkaç cümleyi daha söyleyeceklerdi, bir açıklama yapacaklardı fakat ne oldu? Kolluk tabii izin vermedi, girişleri engellendi, açıklama yaptırılmadı. Sürpriz mi bu? Sürpriz değil yani iktidarın bu konudaki tutumunu biliyoruz, bir kez daha vekillerin bu ülkenin bir yerinde açıklama yapması engellenmiş oldu ama tabii bu mücadele devam edecek, Nevala Kasaba'nın aslında toplumun hafızası açısından önemli bir mekân hâline getirilmesi ve tarihsel gerçekliğe uygun bir mekân hâline getirilmesi mücadelesi devam edecektir; bunu da bir kez daha vurgulamış olalım.
Şimdi, Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığı her yıl çeşitli ülkelerdeki insan hakları uygulamalarını değerlendirdiği bir rapor yayınlıyor, biliyorsunuz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Bu seneki rapor da yayınlandı yani iktidar mensupları okumuştur belki, okumadılarsa birkaç noktayı hatırlatmak istiyorum. Hani, bizim için yabancı olan bir içeriğe sahip değil rapor. "Niye?" derseniz, toplumsal ve siyasal muhalefetin neredeyse her gün hem bu Mecliste hem Meclis dışında, sokaklarda, meydanlarda dile getirdiği eleştiriler Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığının raporunda da görünür hâle gelmiş. Diyor ki raporda: "Hükûmet temel özgürlükleri kısıtlamaya devam ediyor ve hukukun üstünlüğünden ödün veriyor." Çok kibarca yazmışlar yani "Hukukun üstünlüğünden ödün veriyor." diyerek; aslında, bizler biliyoruz ki hukukun üstünlüğü falan kalmamış vaziyette, bir hukuk devletinden bahsedemiyoruz. Devam ediyor rapor, yine çok bildiğimiz bir şeyi dile getiriyor, diyor ki: "Polis her eylemde aşırı güç kullanmaktadır." Yani bütün dünya görüyor bu gerçekliği.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN ¬¬- Buyurun.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Devam ediyor rapor, diyor ki: "Son yıllarda polis gözetiminde ve cezaevinde işkence, kötü muamele iddialarında artış barizdir." Demek ki bizim burada her gün konuştuklarımızı bütün dünya görüyor. Rapor, CPT açıklamalarına ve raporlarına değiniyor ve "Türkiye'deki cezaevleri, insanlık dışı uygulama merkezleri hâline gelmektedir." diyerek eleştiriyor; bunu da her gün konuşuyoruz, bugün yine konuşacağız. "Demirtaş ve Kavala'nın uğradığı haksızlıklar başta olmak üzere, ifade özgürlüğü, adil yargılama yok." deniliyor. "Kadın hakları saldırı altında." deniliyor, İstanbul Sözleşmesi'ne ve kadın cinayetlerine değiniyor. Eh, yani bizim her gün konuştuğumuzu, diyorum ya, bütün dünya görüyor, biliyor. Aslında iktidarın yapması gereken, bunları kınamak ve yalanlamak değil; bu ihlalleri, insan hakları ihlallerini, demokratik hak ve özgürlük ihlallerini, hukukun üstünlüğü ihlallerini sona erdirmek olmalıdır; bunu bir kez daha vurgulamış olalım.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Toparlayalım lütfen.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Toparlıyorum efendim.
Değinmek istediğim son bir nokta da yeni ekonomik modele ilişkin. Beş ay geçmedi, bu iktidarın yeni ekonomik modeli çöktü. Hedef neydi? Türkiye çok üretecek, dışarıya satacak, böylece hem üretim ve istihdam artacak hem de döviz gelip doları baskılayacaktı. Bunlar olurken dış ticaret açığı bitecek, cari açık ve bütçe açığı tarihe karışacaktı. Çok değil, beş ay geçti, bunların hiçbiri olmadı, bütün hedefler çakıldı. Yeni açıklandı, Merkez Bankası verilerine göre şubatta cari açık 2 milyar 707 milyon dolar arttı ve 5 milyar 154 milyon dolar olarak kaydedildi. On iki aylık cari işlemler açığı 21 milyar 845 milyon dolar olarak kayıtlara geçti. Yani dış ticaret açığı, cari açık ve bütçe açığının büyüdüğü bir çöküş yaşamaya devam ediyor ekonomi bu iktidarın ekonomi politikaları sayesinde; bunu bir kez daha vurgulamış olalım.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Son sözünüzü alayım.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Son sözüm efendim.
Yeni ekonomik model, dediğim gibi, aradan beş ay geçmeden çökmüş oldu.
Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.