| Konu: | Cizre'deki HDP ilçe binasına yapılan polis baskınına, Kobani soruşturması kapsamında bugün yapılan gözaltı operasyonuna ve iktidarın öncelikle atadığı kayyumlardan hesap sorması gerektiğine ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 78 |
| Tarih: | 12.04.2022 |
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim.
Sayın Başkan, sayın vekiller; şimdi, size 2 tane fotoğraf göstereceğim: Şu, bir tane fotoğraf, kapı kırılmış; şu da bir başka fotoğraf, bu da binanın içinde, gösterebileceğim böyle çok fotoğraf var. Bunlar Ukrayna'dan değil, Cizre'den; Vandallığın ve barbarlığın fotoğrafları. Kolluk kuvvetleri, Cizre ilçe binamızın kapısını bu şekilde kırarak, içeriyi böyle dağıtarak aklınca arama yapıyorlar. Açıkça söylüyorum, barbarlığın, Vandallığın fotoğrafları, başka hiçbir şey değil. Ya, bu iktidar, çeteye, mafyaya, İŞİD hücrelerine böyle operasyon yapmıyor, HDP'ye yapıyor, neden? Çünkü Kürt'e düşmansınız siz. Neden Kürt'e düşmansınız Cizre'de, nedir sizin tahammül edemediğiniz Cizre'de? Ne biliyor musunuz? Aha şu fotoğraf, şu fotoğraf: "Nevroz"da bütün baskılara rağmen Cizre halkının meydana çıktığını gösteren fotoğraf, bu fotoğraf. İşte, buna tahammül edemediğiniz için, on binlerce insan HDP'nin çağrısı üzerine meydanlara çıkıp "Nevroz"u kutladığı için intikam alıyorsunuz, ilçe binasının kapısını kırıyorsunuz. Böyle bir anlayışta işte bu iktidar. Hani "Kürt'e düşmanlık nedir?" diye soruyorsunuz ya; işte bu, işte budur tahammülsüzlük. Şimdi, şunu çok açık söyleyelim: Cizre halkı sadece "Nevroz"da sokağa çıkmadı, biz, her seçimde, Cizre'de yüzde 80 ile 90 arasında oy alan bir partiyiz ve bundan sonra da böyle olmaya devam edecek, bunu göreceksiniz. Bu baskılarınıza Cizre halkı asla boyun eğmedi bugüne kadar, bundan sonra da boyun eğmeyecek, diz çökmeyecek; bunu bu iktidar bilsin. Cizre halkı buna, sizin bu baskılarınıza asla yol vermeyecek. Bunu bir kez daha söyleyelim: İktidarın karanlığına asla teslim olmayacak bir Cizre halkından söz ediyorum. Bu tür baskılarla bizi yıldırabileceğinizi düşünmeyin.
Şimdi, ama bitmiyor tabii, iktidarın baskısı, hukuksuzluğu, haydutluğu -kusura bakmayın bu lafları kullandığım için- bitmiyor. Bakın, bugün, sabah bir operasyonla uyandık. Sözde Kobani soruşturması kapsamında gözaltı operasyonu... 91 kişi hakkında gözaltı kararı verilmiş, 46'sı gözaltına alındı şimdiye kadar, 13 ayrı ilde yapılan bir operasyon. Gizli tanık beyanları -ben hep "Sanal ortamda yaratılan yaratıkların beyanları." diyorum ya- ve HTS kayıtlarından yola çıkarak gözaltı kararı çıkarılmış Kobani soruşturmasıyla ilgili.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - "Ya, neymiş acaba?" diye bakıyoruz savcının açıklamasına, Kobani olaylarının mali yapılanmasında yer almışlar bunlar, sözde. Ya, şaka gibi. Kobani 2014, 6-8 Ekim; aradan geçmiş sekiz sene, savcının aklına gelmiş operasyon yapmak; cadı avı başlatmış, kirli bir operasyon. Ama neden, onu biliyoruz, neden olduğunu biliyoruz, onu da söyleyeyim ben, size de iktidara da halka da bunu bir kez daha açıklayalım. Neden oluyor bu biliyor musunuz? Çünkü Kobani davası diye açtığınız o dava var ya -Sincan'da sürmekte olan- o dava çöktü, çöktü. Bizim "kumpas davası" dediğimiz Kobani kumpas davası çöktü. Nasıl çöktü? Ya, açık tanıklar vardı 2 kişi, geçtiğimiz hafta dinlediler açık tanıkları.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - 2 açık tanık da yapılmış olan kurguya aykırı ifade verdiler; çöktü, sizin iktidarınızın getirdiği açık tanıklar, birincisi, onlar çöktü ama o yetmedi, müştekiler... O davaya "müşteki" diye getirdiğiniz bir sürü insanı çıkartıyorsunuz "Bunlardan şikâyetçi misiniz?" diye soruyor hâkim, "Hayır, şikâyetçi değiliz." diyor hepsi. "Şikâyetçi değiliz." diyenlerin içinde polis memurları bile var ya, polis memurları var. Hani, öyle bir kumpas davası kurmuşsunuz, yarın burada Genel Kurulda kürsüden de anlatacağım bunu detaylarıyla ama şimdi söyleyeyim: Şimdi, müştekiler bile şikâyetçi değil, dava çöktü. "Ne yaparız da bu çökmüş olan davaya yeniden bir kulp takarak onu canlandırabiliriz acaba?" diye düşündü sizin savcılarınız. Ne yaptılar? "Yeni gözaltı yapalım." Bakın, şimdi, gözaltına alınanlardan bir tanesi Halkların Demokratik Partisinin eski dönem saymanı Zeki Çelik.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Toparlayalım lütfen.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Toparlıyorum efendim.
Ya, adam yargılandı, beraat etti. Sonra, şu anda, Kobani kumpas davasında yargılanıyor tutuksuz olarak, önce tutukluydu, Sincan'da, içeride yattı, sonra tutuksuz yargılanmaya devam etti, şimdi bugün gözaltına alınmış aynı adam. Bari bir kumpas yapıyorsunuz, FETÖ'cü abilerinizden öğrendiniz bu kumpasları ama kumpas kuracak zekâya sahip olsun ya sizin savcılarınız, o zekâya bile sahip değiller. Sekiz sene sonra belediye eş başkanlarına, belediye meclis üyelerine, belediye başkan yardımcılarına kumpas operasyonu. Neymiş? Mali yardım yapılmış. Öyle mi? Bakın, ben şimdi, bir iki tane mali yardımdan bahsedeceğim bu iktidara. Ya hiç utanmanız, sıkılmanız da yok, vallahi billahi yok hiç utanmanız sıkılmanız.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) - Senin utanman yok ya!
MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) - Ya, lütfen dikkat et. "Utanmaz", "sıkılmaz" gibi ifadeler kullanma, rica ediyorum. Bunlar hoş ifadeler değil.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Evet, öyle. Bakın, neden olduğunu söyleyeceğim.
BAŞKAN - Sayın Oluç, tamamlayalım lütfen.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Onun neden olduğunu söyleyeceğim, siz şimdi cevap verin ona.
MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) - Meseleyi kişiselleştirmeyin, meseleyi zemininde konuşun. Siz muhataplarınıza "Utanmaz, sıkılmaz." diyemezsiniz.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Ben size kişisel bir şey söylemedim Sayın Ünal, iktidara dedim ben, iktidara dedim, size demedim.
MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) - Hayır, öyle değil.
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) - "Sizin utanmanız yok." diyorsun, senin utanman yok, senin utanman yok.
BAŞKAN - Sayın Oluç, devam edin.
Sayın Ünal...
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Müsaade edin anlatayım o zaman, anlatayım.
Şimdi, sizin atamış olduğunuz 20 kayyum var, bu iktidarın atamış olduğu 20 kayyumu -bakın "20" diyorum- değiştirdiniz. Neden değiştirdiniz kendi atadığınız kayyumları? Hırsızlık, yolsuzluk, usulsüz harcama; bunlardan değiştirdiniz. Bazılarını 3 kez değiştirdiniz Sayın Ünal; ben, bilerek bir şeyi söylüyorum, öyle laf sokuşturmak için değil.
Şimdi, hırsızları kayyum yapmışsınız ya. Kendiniz atadığınız kayyumları, kendiniz görevden aldınız, değiştirdiniz ve haklarında soruşturma açmak zorunda kaldınız; Mardin'de, Diyarbakır'da, birçok ilçede durum bu.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Bitiriyorum efendim.
BAŞKAN - Sayın Oluç, lütfen tamamlayalım.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Atadığınız kayyumlar, hırsız çıktı, talancı çıktı, rüşvetçi çıktı, çete oluşturmuşlar; istiyorsanız bunları tek tek tartışalım.
Şimdi, niye bunu söylüyorum? Ya, siz önce kendi atadığınız kayyumlardan hesap sorun. Bizim bütün belediyelerimize geçmişte müfettiş gönderdiniz, hiçbir tanesinde usulsüz harcama, yersiz harcama, yolsuzluk, hırsızlık bulamadınız. Hepsinde müfettişleriniz, İçişleri müfettişleriniz aylarca çalıştı, bir tane öyle dava yoktur, bir tane iddianame yoktur ama sizin kayyumlarınız için var, Sayıştay raporlarında da var. Niye bunu söylüyorum? Ölmüş, bitmiş olan Kobani davasını canlandırmak için yaptığınız bu operasyon da çökecektir; net ve açık söylüyorum. İktidar artık bu saldırılarına son versin, son, bizimle uğraşmasın; siyasi olarak uğraşıyorsanız uğraşın, hukuk yoluyla değil.