| Konu: | Milletvekili Seçimi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 73 |
| Tarih: | 30.03.2022 |
CANDAN YÜCEER (Tekirdağ) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; demokrasinin vazgeçilmezlerinden biri ve millî iradenin yansımasının en geçerli yolu şüphesiz seçim. Seçim olmadan demokrasi olmaz ama seçimlerin nasıl olduğu da çok önemli, çok kıymetli. Mesela, yüzde 10 gibi, yüzde 7 gibi öyle abuk sabuk barajlar olmamalı seçimlerde. Seçmenin iradesi, millî irade Meclise yansımalı, temsilde adalet sağlanmalı. Öyle, seçimlerde kullanılan oyların çalınmayacağı bilinmeli, yok "Trafoya kedi girdi." yok "Mühür basmayı unutmuşuz biz bu oylara." ya da "Hiçbir şey olmadıysa bir şey oldu." gibi abukluklar olmamalı. Mesela, ifade özgürlüğü olmalı, bir ülkenin geleceği belirlenirken o ülkenin muhalif siyasetçileri, gazetecileri hapiste olmamalı, herkes hapisle tehdit edilmemeli. Mesela ne olmalı? Eşit, adil bir propaganda fırsatı olmalı. Herkese, her görüşe eşit mesafede olması gereken, hepimizin vergileriyle finanse edilen devlet televizyonu TRT yalnızca iktidarın borazanlığını yapmamalı.
Elbette, demokrasi rejimi sadece seçimlerden mürekkep değil; insan haklarının, evrensel hak ve özgürlüklerin, hukukun olması da demokrasi için olmazsa olmaz. Peki, Türkiye bu idealden her geçen gün adım adım uzaklaşıyor diyoruz biz. Niye böyle diyoruz? Özgürlük liginde 195 ülke içinde 146'ncı sırada Türkiye. Son on yılda özgürlüklerin en çok gerilediği 2 ülkeden 1'i. Keyfî kararlarla, kararnamelerle ülkenin demokrasi seviyesini her geçen gün aşağı çeken, yirmi yıl boyunca siyaseti dizayn etme anlayışıyla Siyasi Partiler Kanunu'nda ve seçim kanunlarında 221 değişiklik yapan iktidar, şimdi de desteği göremeyince yeni bir değişiklik teklifi için harekete geçiyor. Kim için? Halk için mi, demokrasi için mi? Yo, hayır, tek adam için oluşturulmuş bir hukuk, "ben yaptım oldu" hukuku, "iktidara giden her yol mübahtır" hukuku.
Önümüze getirilen kanun "Oylarım eriyor, seçim riske giriyor, ben nasıl seçim kazanırım?" kanunu. "Var olan temsilde adaletsizliği nasıl kendi lehime çevirip az oyla nasıl daha çok milletvekili çıkarabilirim?" kanunu. Seçim yargısını kendine bağlayıp "Seçim güvenliğini nasıl ortadan kaldırabilirim?" kanunu. Devletin tüm olanaklarını, arabasını, uçağını, her şeyini ve belediyesini, kaymakamını, valisini propaganda için kullanıp milletin vergisini pervasızca, adaletsizce harcama kanunu. Yani ben, şahsım, devletim kanunu.
Şimdi, herkesi bağlayan hukuk AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan için yok hükmünde yani kendini devletin sahibi olarak gören Erdoğan, kanunların da üstünde görüyor. İşte, bu kanunda da öyle oluyor yani muaf tutuluyor her şeyden. Geçen seçim aldığı oyu alamayacağını gören iktidar bloku seçim kanunlarıyla oynuyor, bir siyasal mühendislik yapıyor ve önümüze getirdikleri teklifte verildikleri partiden milletvekili çıkarmaya yetmeyen oylar yani artık oylar oyu çok olan partiye yansıyacak. Ne olacak bu artık oylar ve özellikle yüzde 10'dan yüzde 7'ye düşen -sözde düşürülen- barajla barajın altında kalan oylar ne olacak? Başka partiye milletvekili olarak yazılacak yani sandıkta alamadığınız oyu kendi hanenize yazdıracaksınız. Bakın, bu düzenleme, millî iradenin yasal düzenlemelerle gasbından başka bir şey değil; kanunla serbest hâle getirilen bir tür oy hırsızlığı.
Şimdi "Türkiye'yi koalisyonlardan çıkarıyoruz, siyasi istikrar getiriyoruz." diyerek getirdiniz bu sistemi. Ne oldu yönetimdeki istikrara? Daha bir dönem bitmeden, başkanlığın temel dayanağı olan ittifaklı seçim modeli şu an işlevsiz duruma gelmiş durumda. Cumhurbaşkanını belirleyen baraj yüzde "50+1" öyle değil mi? Böyle, bu sistemde böyle. Peki, ne gerek var o kadar yüksek baraja? Bu sistemde barajın işi ne? Seçim barajı, halkın sandıktan çalınan oyudur değerli milletvekilleri. Mühürsüz oy pusulalarını geçersiz sayan, kaybettikleri seçimi tekrarlatan AKP, şimdi de ülkedeki tüm ilçe seçim kurullarını değiştirmeyi hedefliyor. Ne yapıyor? Kıdemli vekil istemiyor. Ne istiyor? Kuradan çıkan vekil istiyor.
FETİ YILDIZ (İstanbul) - Hâkim, hâkim; vekiller değil.
CANDAN YÜCEER (Devamla) - Neden? Çünkü kıdem gibi objektif, değerlendirilebilir, anlaşılır bir yöntemi değil; neyi istiyor? Kura gibi şüphe uyandırabilecek bir yöntemi belirliyor. Kimlerin kuraya katılacağını tahmin etmek hiçbirimiz için zor değil.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
CANDAN YÜCEER (Devamla) - Sayın Başkan, bitireceğim.
BAŞKAN - Buyurun.
CANDAN YÜCEER (Devamla) - Şimdi, açık konuşalım değerli milletvekilleri; bu düzenleme, İstanbul seçimlerindeki ibretlik manzaranın tüm Türkiye için tekrarlanma hazırlığıdır. Otoriter ittifakın büyük ve küçük ortağı, seçimi sandıkta kazanamadığını görüp sandıklara müdahale ederek seçimi kazanmak istiyor ama kusura bakmayın, o niyetiniz de tıpkı İstanbul'da olduğu gibi kursağınızda kalacak. Cumhuriyet Halk Partisinin milyonlarca seçmeni ve üyesi sandıklara sahip çıkacak. (CHP sıralarından alkışlar) Öyle hileyle hurdayla, cambazlık oyunlarıyla bir yere varamazsınız. Bu millet sizi gönderecek ve bu getirdiğiniz teklif de sizi o beklenen sondan kurtaramayacak diyor, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)